|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şiirin, önünde sonunda, hayata dair spesifik bir iddia meselesi olduğunu tekrarda, sanıyorum hiçbir mahzur yok. Kendini vareden, taşıyan, ulaştıran tüm öge, anlam ve yan-anlamları da içererek, dünyaya yeni bir 'varlık' alanı katan bir iddiadır bu.. Şairin, bir taraftan varoluşunu gözden geçirip sesindeki o gizil sesle büründüğü anlam katmanlarını fâş ederek, "Ben buradayım" nidâsıyla rûhunu bütünleyişi; diğer taraftan, o sese kulak (daha doğru ve yerinde bir tabirle 'gönül') kabartma iştiyâkı gösterenlerin yer arama/bulma gayret ve umuduyla şiirdeki rûha komşu/yoldaş oluşlarını iç âlemlerinde izleyişleri, tamamiyle aşkın teamüllerle bağıntılı bir iddianın eseri olsa gerektir. Şairin içkin nefesi, gizliden gizliye muhkem bir sözleşme yaptığı iddiasının çapına göre şekillenir çoğu zaman. İddiasız bir şair imgesi düşünmek, muhâldir.. Madem şiir yazıyor ve yazdıklarınızı yayımla(t)mak yoluyla şiir okuyucuları nezdinde indüvidüel bir paylaşım sferi açıyorsunuz; siz, açık veya gizli, farkında olun ya da olmayın, sınırları ve hacmini tecrübeleriniz sayesinde yoklayıp kollayacağınız köklü bir iddianın içindesiniz demektir. "Eh, işte öylesine yazıyorum; benim bu hususta herhangi bir iddiam yok" gibisinden, hem kendinize güvensizliğin, hem yazdıklarınıza ilişkin bir boşvermişliğin, hem de -belki en vahimi- şiiri ucuz bir heveskârlığa kurban edici aymazlığın işaretlerini yayanlardansanız eğer; bence, hemen bırakın bu işi, yazık edip hiç yormayın kendinizi, geçin, bu yolda nafile çabalarla vakit yitirmeyin.. Şiir söz konusu olduğunda, "İddiam yok" (!) demekle elde edildiği sanılan o kolaycı kurnazlık ve son derece komik savunma içgüdüsü, şiirin itibarını gözetip şiir yazmayı ciddîye alanlar bakımından zaten yeterince can sıkıcıdır.. Ne demek; "Yazıyorum ama, hiçbir iddia taşımıyorum"?.. Yazma o zaman! Ne yani, "Yaz!" "Yaz!" diye, insanların boynuna ip mi atılıyor? Şimdi bütün bunları dile getiriyorum ya; adım gibi biliyorum, bazı akl-ı evveller, benim insanları şiirden soğuttuğumu fısıldayacaklardır.. Hadi, böyle düşünecekler için de bir "güzellik" yapalım ve şöyle bir formülde mutabık olalım: İllâ yazacaksan, yaz; fakat şiirini kendine sakla, yayımla(t)ma!.. Ne sen kaybet, ne de şiir!.. Hem de, durduk yerde şair enflasyonuna sebebiyet vermiş olma!.. Şiiri kuvveden fiile çıkaran ana ve nihai saik, ancak bir varoluş aktıyla ilişki içindeyse sahici bir yönelişin kılavuzluğunu yapabilir; şairin sesindeki gizil gücün tonlamalarıyla yaşama biçimimizin rengini değiştirebilir; insana, hayat karşısında 'ne' olduğunu ve 'nasıl' eyleyeceğini sezdirebilir; oluşturduğu dünyanın büyüklüğü nispetinde hayata/insana yeni bir bakışla/algıyla yaklaşım göstermenin imkânlarını verebilir.. Derinlerden sökün eden kuşatıcı bir varoluş muhasebesiyle birlikte, varlığın çok katmanlı anlamına nüfûzun yegâne şartlarından biri olan bir 'şiir dünyası' ortaya koyarak kendini bulmak/tanımak ameliyesi, çok açık ki, iddialı bir iddianın neticesidir. Gerek şair ve gerekse esere yönelenler için varoluş ve hayata farklı merceklerle bakış, şiir eliyle, insanoğlunun girift mâcerası ve hâline 'değen' o iddianın ta kendisi olarak değer ve işlev kazanabilir.. Unutmayalım: Şiirde iddiası olmayanın, herhangi bir şiir ideali de olamaz!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |