T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Dindarlar ve dinci partiler

Geçen hafta içinde Hürriyet gazetesinde yayınlanan pabuç büyüklüğündeki harflerle yazılmış "Dindar parti olmayacağız" manşeti ve "Başörtülü aday koymayacağız" açıklaması "yenilikçi" diye bilinen grup öncülerinin sözlerinden çıkarsanmıştı.

Bu manşete kaynaklık eden sözler bir bütün olarak ele alındığında aslında öyle bir anlam yoktu. Ama, bu anlama çekilecek biçimde telaffuz edildiği için gazetecinin eline bir kez koz verilmişti. Durumun vahametini anlayan bir diğer vekil, arkadaşının ne demek istediğini çok güzel izah etmiş ve açıklık getirmişti ama, dedim ya gazetecinin eline bir kez koz verilmişti. Hele Hürriyet gibi bir gazetenin elinde çok masumane ve haklı olarak söylenmiş bir sözün bu hale gelmesi gayet normaldi.

Yenilikçiler adına konuşan vekil sorulan bir soru üzerine, partinin bir din olmadığını izaha çalışmış ama kullandığı kelimeler yukarıdaki manşeti intaç ettirecek nitelikte olduğundan gazeteci yapacağını yapmıştı..

Evet, Hürriyet bu sözün yeni telaffuz edildiğini ve yenilikçi diye bilinen kanadın bu fikre yeni sahip olduğunu ima ettirmeye çalışmış ve böylece bu kesimi tanımadığını- tanıyorsa hinlik yapmış demektir ki bu da bizce garip değildir- itiraf etmiştir. Çünkü yenilikçi kanadın lideri olarak bilinen R. Tayyip Erdoğan, partinin bir din olmadığını daha RP'nin İstanbul İl başkanıyken defaatle söylemiş ve "parti din değildir" beyanatları arşivlere yıllar önce girmiştir. Bunları Tayyip Erdoğan'ı savunmak için değil, sadece tarihe bir not düşmek için yazıyorum..

Tayyip Erdoğan'ın RP il başkanlığı döneminde parti içi eğitimlere eğitimci olarak katılmış ve başkan seçildiği tarihe kadar düzenli olarak yaptığı aylık basınla istişare toplantılarına basın mensubu olarak katılmış biriyim. Hem eğitim çalışmalarında hem de bu istişare toplantılarında "partinin din olarak anlatılmasının yanlış" olduğunu, partiyi din olarak algılamanın bizzat dine zarar vereceğini her platformda dile getirmiş ve yazmış biri olarak Tayyip Erdoğan'ın "Parti din değildir" fikrini benimseyen ve bunu çekinmeden açıklayan bir düşünce yapısında olduğunu görmekten hoşnut kalmıştım.

Partinin din olarak algılanması ve partililerin dini inhisarlarına alması halinde, partililerin yaptığı her hatanın dine mal edileceğini dolayısıyla dine zarar vereceğini izah sadedinde yenilikçi vekilin "Ddinci parti olmayacağız" tespiti doğru bir tespittir. Fertlerin dindar olacağı ama partinin din olmayacağı fikri de doğrudur ve bunu ilk kez sayın vekil söylemiş değildir. Ama, gazete bunu konuşanı zorda bırakacak bir şekilde kullanmıştır.

Kimi siyasetçiler sadece seçim zamanında camilere girerek, kürsülerde Kur'an öperek dindarlara şirin görünmeye çalışırken, o vekilin yaptığı açıklamaların yenilikçilerin dinden ve dindarlardan uzak kalmaya çalıştıkları intibaı uyandıracak şekilde yayınlanması dindarları sevindirmemiştir. Bu mantık yenilikçilerin dindar kesimin desteğinden mahrum edilmesi mantığıdır.

Evet fertler dindar olur/olmalıdır, parti de din değildir/olmamalıdır. Ama bu tespit dindarları üzecek şekilde seslendirilmemelidir. Kelimeler itina ile seçilmelidir.

* * *

Yine aynı gün yayınlanan "Başörtülü aday koymayacağız" açıklaması da yerinde bir tespit olmuştur, ancak aynı zamanda yanlış anlaşılmalara ve yorumlara meydan verecek bir açıklama olmuştur.

1995 seçimlerinden önce, başörtülü aday koyma konusu gündeme getirildiğinde sahipliğini yaptığım aylık aile dergisi Sena'da başörtülü aday koymanın yanlış olduğunu Meclis'in henüz buna hazır olmadığını açıkça yazmıştım. Yine 19 Nisan seçimlerinden önce adayların tespiti sürecinde, yayın yönetmenliğini yaptığım haftalık Yörünge dergisinde aynı konuya değinerek,"Nereden çıktı bu başörtülü aday koyma işi" başlığı altında, başörtülü aday koymanın yanlış olduğunu, vekillerin sorun çözmek için Meclis'e gönderilmesi gerektiğini; oysa gönderilecek başörtülü vekilin kendisinin sorun olacağını açıkça yazmış, yetkilileri ve kamuoyunu uyarmış biri olarak, yenilikçi kanadın başörtülü aday koymama fikrine katılmakla birlikte "Başörtülü aday koymayacağız" açıklamasında seçilen ifade biçiminin de başörtülü hanımları sevindirmediğini söylemek isterim.

Başörtüsünün sorun yapılması bir insan hakları ihlali olduğu gibi aynı zamanda kadın hakları ihlalidir. Bizim siyasetçilerden beklediğimiz sorunlu alanlarda çekingen davranmak ve sorunun çevresinde dolaşmak değildir. Sorunun adını koymak ve çözmek için şartların gereğine göre sorumluluğun altına girmektir.

Bu yazıyı yazarken yenilikçi ve gelenekçi gruplar arasında taraf tutmak gibi bir amaç gütmüyorum, sadece medyaya yansıyan açıklamaların, dindarları sevindirmediğini, başörtülüleri ve kadınları üzdüğünü, üzmemeleri gerektiğinin altını çiziyorum.

Netameli konularda siyasetçi ya susma hakkını kullanmalı ya da olması gereken neyse onları söylemelidir.


15 Temmuz 2001
Pazar
 
Resul Tosun
RESUL TOSUN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED