AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
ABD'de yeni Türkiye imajı

WASHINGTON- Başbakan Tayyip Erdoğan'ın gezisinin Washington bölümü yoğun başladı ve yoğun bir şekilde sürüyor.

Bu yazıyı okuduğunuz saatlerde Bush-Erdoğan görüşmesi de sona ermiş olacak. Beyaz Saray buluşmasını ABD Senato'su ziyareti ve Senato'nun çoğunluk lideri Bill First'le yapılacak görüşme izleyecek. ABD Ticaret Bakanı Don Evans, Hazine Bakanı John Snow ve IMF Başkanı Köhler'le yapılacak temaslarla gezinin resmi kısmı sona erecek…

Beyaz Saray görüşmeleri öncesinde, Tayyip Erdoğan'ın ABD'nin önemli think tank'lerinden birisi olan CSIS'de verdiği konferans sonrasında bir diplomat güler güzle, "ilk defa savunma pozizyonunda değiliz, bir adım öndeyiz, talep ediyoruz; insan mutlu ve rahat oluyor" diyordu.

Bu sözler aslında gezinin ruhunu iyi özetliyor…

Gerçekten de Tayyip Erdoğan'ın bir yıl önce yaptığı ziyarete oranla ve diğer Türk başbakanlarının ziyaretleriyle karşılaştırıldığında daha rahat ve güvenli bir havada olduğu Washington'da en sık yapılan tespitler arasında…

Bu durum başbakanın konuşmalarına, sorulara yanıtlarına da yansıyor…

Bu konuşmalar içerisinde en dikkat çekeni New York'ta Council On Foreign Relations'da verdiği "21. Yüzyılda Türk Dışpolitikası" başlıklı konferansta gerçekleşti.

Şöyle diyordu:

Türkiye, dış politikada coğrafi determinizmin, yani coğrafyanın dış politikayı bütünüyle dikte ettiği ilkesinin çağımız için yetersiz kalan bir bakış açısı oluşturduğunu düşünmektedir. Bu anlamda, 21. yüzyılda dünya jeopolitiğini sadece klasik güç unsurlarıyla açıklamak mümkün olmamakta, siyasi ve sosyal değerler, toplumlararası etkileşim, kimlik, kültürel uyum gibi unsurların dikkate alınması zorunlu hale gelmektedir. Türkiye bu açıdan kendisini dar manada bir ulusal çıkar çerçevesiyle sınırlamamakta, bölgesel ve küresel istikrar ve barışa katkıda bulunmak üzere proaktif bir dışpolitika izlemekte, bölgesel işbirliği mekanizmalarını teşvik etmekte ve hareketlendirmektedir…"

Yıllarca stratejik konumunu dış politikasının temel ayağı kılmış, ilişkilerini sadece tek bir güçle sınırlamış, komşularıyla aşılmaz sorunlar çerçevesinde boğuşmuş, devlet yapılanmasından siyasi parti söylemlerine kadar bu çerçeveyi ana referans kabul etmiş bir ülkenin bu kez tam tersi bir dili tutturması gözardı edilemez.

Nitekim bu dil sadece bir niyeti ifade etmemekte, Türkiye'nin Yunanistan, Suriye ile kurduğu ilişkiler, Ege sorunu ve Kıbrıs meselesinde aldığı yol üzerinden bir eylem sahasına da tekabül etmektedir. Böyle olduğu oranda da, Türkiye'de devlet-siyaset ilişkisine dair yaşanan bir değişimin altını çizmektedir.

Nitekim aynı konuşmada Tayyip Erdoğan Türkiye'deki tartışmaları ve kutuplaşmaları da içeren bir şekilde şu hususun ve tercihin altını açıkça çizmiştir:

"Küreselleşmenin nimetlerinden en fazla yararalanacak olanlar demokratik ve hür toplumlar, hukukun üstülüğüne dayanan açık rejimler olacaktır. İçine kapanan, bilgi toplumu kavramını iyi takdir edemeyen rejimler ise küreselleşmeyi tehdit olarak görerek, gerek halkalarının talep edeceği refahı sağlamak, gerek uluslar arası toplumun istediği barış ve istikrarı korumakta zorlanabilecektir…"

Umarız yakalana bu hat bırakılmaz ve Türkiye bu bakış çervesinde yol almaya devam eder…

ABD gezisi birçok açıdan bu değişimin tescili olarak karşmızdadır.


29 Ocak 2004
Perşembe
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED