AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Thomas Friedman'ın 3. Dünya Savaşı ve Türkiye'ye biçilen rol

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyareti, Ankara ile Washington arasında son bir yıldır ciddi güven kaybına neden olan gelişmeleri unutturup yeni bir başlangıca zemin hazırlayacak mı? Irak işgalinin Türkiye ve bölgeye yaydığı endişeleri unutturup ilişkilerde yeni bir sayfa açacak mı? Washington görüşmeleri Irak'ın geleceği, Kıbrıs'ta çözüm ve Türkiye'nin AB üyeliğine "ABD'nin katkısı" ile mi sınırlı? ABD'nin İslam dünyasını hedef alan "21. yüzyılın en büyük projesi"nde Türkiye için nasıl bir rol planlanıyor? Washington görüşmelerinde Irak, Kıbrıs ya da AB üyeliğinin yanı sıra bu "merkezi rol"e ilişkin arayışlar ne kadar yer tutuyor?

Irak'ın geleceğine ilişkin planlamalarda Türkiye ile ABD'nin yaklaşımları arasında ciddi farklılıklar var. Kuzey Irak merkezli etnik kaygının ötesinde, Irak bütün olarak bölge için potansiyel istikrarsızlık kaynağı. ABD'nin tutumu bütün Ortadoğu'yu endişelendiriyor. Ya ABD Irak'ta geri adım atacak ya da gerilim daha da artacak. ABD, Türkiye'nin ve bölge ülkelerinin kaygılarını önemsememeye devam ederse sadece Suriye ve İran'ın değil, Türkiye'nin de ABD'den kaynaklanan güvenlik kaygıları derinleşecek. Bu anlamda Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılması belli ölçüde Irak'ın geleceğine endeksli.

Türkiye, Kıbrıs konusunda BM ve AB'nin ağırlığını ABD ile dengelemeye çalışıyor. Annan Planı ve AB'ye yönelik güvensizlik böylece bir ölçüde aşılmaya çalışılacak. Ankara'nın "Amerikalı arabulucu" arayışının altında bu kaygı yatıyor. Türkiye, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'e yönelik askeri-güvenlik kaygılarını böylece ABD'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'ya yönelik askeri hedeflerine vereceği destekle güvence altına almaya çalışıyor.

AB'den üyelik müzakereleri için tarih alma konusunda ise Türkiye, Kopenhag Zirvesi sırasında yaptığı hatayı tekrarlayacak gibi. Ankara, Brüksel'e ulaşmak için Washington'ı baskı aracı olarak kullanmış, hem Türkiye hem ABD çok sert cevap almıştı. Aralık 2004'te tarih alıp almama konusunda ABD'nin baskıları belirleyici olacak. ABD aynı baskıyı tekrarlar, Türkiye de Brüksel'e Washington üzerinden gitmeye kalkışırsa, müzakere tarihi ciddi anlamda tehlikeye girecek demektir.

İslam dünyasını ABD adına terbiye etmek

Bu üç konu, Türk-ABD ilişkilerinde elbet etkili olacak, ancak belirleyici olmayacak. Belirleyici olacak ve asıl tartışılması gereken konu bunlar değil. Soğuk Savaş dönemi ortaklığından sonra 1990'lardan Irak işgaline kadar Türkiye ile ABD arasında farklı bir işbirliği yaşandı. Bazıları buna "stratejik ortaklık" dese de, "ABD-Türkiye-İsrail ortaklığı" şeklinde formüle edilen birliktelik ABD, İngiltere ve İsrail'i Kafkaslar'a ve Orta Asya'ya taşımayı, Ortadoğu'da ise İran, Irak ve Suriye'yi tecrit etmeyi amaçlıyordu. "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne" ve "Osmanlı misyonu" sloganlarıyla harekete geçirilen Türkiye, bölgede ABD ve müttefiklerinin çıkarları için cepheden cepheye koşturuldu.

Türk-ABD ilişkileri Soğuk Savaş'tan sonra ikinci kez tanımlanıyor. Bu sefer Türkiye'ye yüklenen misyon çok daha geniş bir coğrafyayı içine alıyor ve daha riskli. Yine "Osmanlı misyonu", "bölgesel diplomasi merkezi" sıfatlarıyla Türkiye yeni bir maceraya hazırlanıyor: İslam dünyasını Anglo-Amerikan cephe için terbiye etme, dönüştürme, ıslah etme misyonu. ABD'nin Irak hüsranının ardından bir anda Türkiye'ye yönelmesinin, "örnek ülke" sloganlarıyla Türkiye'ye övgüler yağdırmasının nedeni de bu.

Türkiye'ye yüklenmek istenen bu rolü en açık biçimde New York Times gazetesinin şöhretli yazarı Thomas Friedman'ın yazılarından görüyoruz. Gazetesinde War of Ideas (Fikirler Savaşı) başlığı altında beş bölüm halinde yazdığı yazılarda Friedman, "Batı demokrasisi ve açık toplumuyla Doğu'nun totaliter dinciliği arasında Üçüncü Dünya Savaşı" yaşandığını iddia ederek, bu savaşın kazanılmasında kilit ülke olarak Türkiye'yi gösteriyor. Öyle ki, ABD'nin Türkiye'nin AB üyeliğini finanse etmesi gerektiğini, bu sağlanamazsa Türkiye'nin NAFTA'ya alınmasını söylüyor.

"Açık toplum-totaliter İslamcılık savaşı"

"20. yüzyılda Nazilere ve komünistlere karşı verilen savaşlardan sonra şimdi "totaliter dincilere, İslamcılara" karşı savaş verildiğini, bunun 3. Dünya Savaşı olduğunu, İslam dünyasının kendi içinde büyük bir iç savaş yaşadığını" belirten Friedman, 1. ve 2. dünya savaşlarında olduğu gibi şimdi de ABD'nin müttefiklerine destek vermesi çağrısı yapıyor.

Şu sözlere bakın: "Binlerce nükleer füzesi olan, Sovyetler birliği ile el Kaide'yi nasıl karşılaştırırız? Sovyetler'in hayata duyduğu sevgi bize duydukları nefretten daha büyüktü. Aramızdaki farklara rağmen medeniyetin temel taşlarında mutabakat içindeydik. Oysa İslamcı gruplar söz konusu olduğunda bize duydukları nefret hayata duydukları sevgiden büyük olan insanlarla karşı karşıyayız." ABD'nin Irak'ı işgal etmesine destek veren, sadece yöntemini sorgulayan Friedman, el Kaide ve Saddam Hüseyin'in aynı kültürden beslendiğini iddia ederek, işgalin zorunlu olduğunu söylüyor. Friedman'a göre ABD, İslam dünyasında bir devrim harekatına girişti ve bölgeyi dönüştürüyor. Bu dönüşümde en etkin rol ise Türkiye'ye verilmeli. Yani "açık toplum ve totaliter İslamcılık" arasındaki savaşta, Türkiye, en etkili silah olacak.

Türkiye ve Ak Parti hükümeti ABD'nin bu yeni rol tayinine taraftar görünüyor. Son dönemlerde ABD-İsrail ile İran-Suriye arasındaki ilişkilerde üslendiği rol de bunun kanıtı. Türkiye'ye yüklenecek rolün teorik çerçevesini çizen ve Türkiye'de adeta bir marka haline getirilen Friedman, ABD'nin bu "devrim ihracı"nı en iyi Demokrat bir liderle yapabileceğini savunuyor. Doğru... Türkiye de bu misyonu Demokrat bir liderliğin öncülüğündeki ABD ile daha iyi yürütecektir. Ne de olsa, Bush yönetimi gibi neo-faşist kadroların ne yapacağını kestirmek her zaman mümkün olmuyor. Öyle görünüyor ki, çok yakın zamanda "yeni muhafazakar"ların yerine "yeni liberal"leri tartışıyor olacağız. ABD'de iktidara getirilmeye çalışılan ancak şu anki yönetimden hiç de farklı tezleri savunmayan "yeni liberal" kadro ile Türkiye'nin bu misyonu çok daha netleşecek.


29 Ocak 2004
Perşembe
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED