AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Sadece 13 bin kişinin lafı mı olur?

Bir haber: "Kuzey Irak'taki Mahmur mülteci kampında yaşayan yaklaşık 13 bin Türk vatandaşı Kürt mültecinin Türkiye'ye gönüllü dönüşüne ilişkin Türkiye, ABD, BM ve Irak arasında mutabakat sağlandı."

Bu insanlar, 12 yıl önce köylerinin yakılıp yıkılması üzerine can güvenlikleri kalmadığı gerekçesiyle sınırı geçip Kuzey Irak'a sığınan Kürt köylüleridir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıdır.

Ülkelerinde yaşama koşulları kalmadığı için başka bir ülkede son derece güç koşullarda yaşam mücadelesi vermektedirler.

Kaldıkları kamp, Barzani'nin hakim olduğu bölgededir ama, kampın yönetimi Birleşmiş Milletler'in elindedir.

Türkiye bu vatandaşlarını, PKK ( şimdiki adı Kongre-Gel) yandaşı ilan ederek suçlu saymıştır.

Bu insanlara Türkiye'ye dönerlerse yasal takibata uğrayacakları söylenmiştir.

12 yıl boyunca bu insanlar bir yandan can güvenlikleri nedeniyle, bir yandan da tarlaları, bahçeleri ve diğer ekonomik olanakları ellerinden alındığı için, ülkelerine dönmek istememişlerdir.

Buna karşılık devlet, her nedense, PKK ile çatışma sona erdikten ve bölgede barış ve huzur sağlandıktan sonra bu vatandaşlarının ülkelerine dönmelerinin doğru olacağını düşünmüştür.

Üstelik Irak'ın işgalinden sonra Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi de bu insanların ülkelerine dönmelerini istemiştir.

Geri dönüşün koşullarının belirlenmesi amacıyla 31 Temmuz 2003 tarihinde, aralarında silahlı kuvvetler mensupları da olan bir heyet, kampı ziyaret ederek devletin bu niyetini açıklamıştır.

Oradan ayrılmaları ve Türkiye'ye dönmeleri için bu insanlara bazı vaadlerde bulunmuşlardır.

Buna karşılık mülteciler devletten, yakılan yıkılan köylerinin inşa edilmesini, geriye dönüş için özgür koşulların yaratılması ve zararlarının tazmin edilmesini istemişlerdir.

Daha sonra kamp sakinleri ile temas kesilmiş ve yukarda sözünü ettiğimiz anlaşma imzalanmıştır.

Dikkat ederseniz bu anlaşmanın tarafları arasında sorunu bizzat yaşayan kamp sakinlerinin temsilcileri bulunmamaktadır.

Dışişleri Bakanlığı'nda ilgili tarafların yetkilileri tarafından düzenlenen basın toplantısında duyurulan anlaşmaya göre, 9 bini Mahmur Kampı'nda olmak üzere Irak'ın genelinde yaşayan yaklaşık 13 bin mültecinin Türkiye'ye gönüllü ve düzenli dönüşü hedeflenmektedir..

Bunun için de onlara Köye Dönüş ve Rehabilitasyon programının uygulanması istenmektedir.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) Avrupa Bürosu Direktörü Raymond Hill dönüş sürecinin sürecin gönüllülük ve güvenlik esaslarına dayanması kadar şeffaf olmasının da önemine değinmiştir. Hill, bölgedeki mültecilerin Türkiye'deki bugünkü koşullara ilişkin bilgilendirilmesi gerektiğini de ifade etmiştir.

Şimdi, topraklarından kovulan ya da can güvenlikleri nedeniyle sınırın öte yakasına kaçıp 12 yıldır bir göçebe hayatı sürdüren bu insanlar döndükleri zaman kendilerini neyin beklediğini bilmek istiyorlar.

BM temsicisi Hill'in de söylediği gibi dönüş sürecinin bu insanlar için şeffaf olması gerekiyor.

Bu insanlar öncelikle nereye ve hangi koşullarda döneceklerini bilmek istiyorlar.

Köylerine ve topraklarına dönemedikten, istedikleri yere yerleşemedikten ve geri döndükten sonra bir kenera konulup unutulduktan sonra, dönmeleri neye yarar?

Bunun hesabını yapmaları çok normaldir.

Mültecilerin talepleri şöyle sıralanıyor: "Yakılan, yıkılan köylerin inşa edilmesi, geriye dönüş için özgür koşulların yaratılması ve zararların tazmin edilmesi; Temel hakların anayasal güvence altına alınması; 'pişmanlık yasası' yerine barış ve demokratik katılım yasasının çıkartılması."

Geçen sure içinde kampta eğitimden kültüre, kadından gençliğe kadar birçok sivil toplum faaliyeti oluşturulmuş. Kampın çocukları oradaki okullarda kendi anadillerinde liseye kadar eğitim görüyor. Buralardan mezun olan gençler de Kuzey Irak'taki Kürt üniversitelerine girme hazırlığı yapıyorlar.

Türkçe bilmeyen binlerce çocuğu ve gencin geri döndükten sonra ne olacakları, eğitimlerini nasıl sürdürecekleri de ayrı bir sorun.

Devlet, "Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Programı" çerçevesinde geri dönmek isteyen binlerce köylüye çeşitli bahanelerle izin vermezken Mahmur kampındakilerin dönmesini neden bu kadar çok arzu ediyor dersiniz?

Mültecilere, sadece " Köyümüzü PKK yaktı" belgelerini imzalamak suretiyle yararlanılabilen "Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Programı" ile "Topluma Kazandırma Yasası" nın uygulanacağı söyleniyor.

Oysa onların bunu kabul etmeyeceği taleplerinden de belli oluyor. Öyleyse amaç ne? Acaba Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde bekleyen köye dönüşle ilgili binlerce dava için bir karşı gerekçe, örnek olay mı düşünülüyor?

Yoksa devlet ve hükümet, zarar verdiği, hayatlarını altüst ettiği vatandaşlarını etnik ayrım gözetmeden düşünmeye ve onların gönülü almaya mı karar verdi?

İkinci gerekçe söz konusuysa o insanlara hiçbir şartın dayatılmaması gerekir.

Bakalım göreceğiz…


29 Ocak 2004
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED