AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Tekstilde KDV farklılaştırılması

2003 bütçesinde hedeflerin üzerine çıkan vergi iade giderleri gerekçe gösterilerek, ihracata konu tekstil ürünleri için KDV oranının % 8'e düşürülmesini amaçlayan çalışma yapıldığı şeklindeki haberlerin yoğunluk kazanmaya başladığını görüyoruz.

Gerçekten, ihracat nedeniyle bütçeden ödenen KDV iade giderlerinde önemli bir artış meydana gelmiştir. Söz konusu artışın, ihracattaki artışla izah edilemeyeceği aşikardır. KDV iade giderlerinin yüksekliği, bu konuda düzenleme yapılması ve konunun üzerine gidilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

Basında yer alan haberler doğru ise Maliye Bakanlığı bu sorunu, ihracata konu tekstil ürünlerinde, malın toptancıya (ihracatçıya) teslimi aşamasında KDV oranını düşürerek, haksız KDV iade taleplerini azaltmayı gerçekleştirmek istemektedir. Düzenlemeye göre, perakendeciye yapılan teslimler standart orana tabi olacak, ancak, toptancı ve dolayısıyla ihracatçılara yapılacak teslimlerde ise KDV oranı % 8'e düşürülecektir.

Düzenleme ilk bakışta mantıklı gibi gözükmektedir. Ancak detaya inildiğinde telafisi mümkün olmayan yan etkilerin ortaya çıkma ihtimalinin bulunduğu anlaşılacaktır.

Öncelikle belirtilmesi gerekir ki, KDV iade giderlerinin beklenenin üzerinde gerçekleşmesi, bir kısım ihracatın hayali olduğu anlamına gelmez. İhracat konusu tekstil ürünleri, yurt dışına çıkmakta, yani teknik anlamıyla ihracat gerçekleşmektedir. Belki bu noktada tartışılması gereken, ihracatı yapılan ürünlerle ilgili olarak iadesi talep edilen KDV tutarı ile, üretimi ile ihracatı arasındaki her hangi bir aşamada devletin bu ürünlerle ilgili olarak tahsil ettiği KDV tutarı arasında fark oluşmasıdır. Bir başka ifade ile ihracatı yapılan ürünlerin, dahildeki işlemleri sırasında tahsil edilen KDV miktarında kayıp ve kaçak söz konusu olabilir. İhracatın hayali olması ile dahildeki KDV'nin tahsil edilememesi aynı şey değildir. Bu tespitin yapılması doğru çözümün ortaya konulması açısından da gereklidir.

KDV FARKLILAŞTIRILMASININ SAKINCALARI

Tekstil ürünlerinin toptancıya (ihracatçıya) tesliminde daha düşük oran, perakende satışlarda ise standart oran uygulanması şeklindeki bir çözümün en önemli ve doğal sakıncası, belirli bir kesimin KDV yüklenmek zorunda kalmasıdır. İhracatçıya indirilmiş KDV oranlı teslimde bulunan firmaların, mal ve hizmet alımları nedeniyle ödedikleri yüksek KDV'nin tamamını indirim konusu yapmaları mümkün olmayacak ve sürekli olarak devir KDV'si ortaya çıkacaktır. Sürekli devir KDV'si ortaya çıkması ise bu mükelleflere KDV iade zorunluluğunu beraberinde getirecektir.

Yeni durumda KDV iadesi talep eden mükelleflerin sayısı, ihracat nedeniyle KDV iadesi talep edenlerin sayısından çok daha fazla olacak, bu da işlemlerin artmasına ve iade süresinin uzamasına neden olacaktır. Diğer taraftan, esas sorun ortadan kalkmayacak, sadece bir alt kademeye taşınmış olacaktır.

Belki en çok dikkate alınması gereken sakınca, KDV farklılaştırılmasının ihracat üzerindeki olumsuz etkisidir. KDV farklılaştırılması, toplam tekstil ihracatının ciddi oranda azalmasına yol açacaktır. Uygulamadan en çok etkilenecek olanlar da hiç kuşkusuz sektörel dış ticaret şirketleri ile dış ticaret sermaye şirketleri olacaktır. Düzenleme, döviz kurunun sürekli düşmesi nedeniyle zor günler geçiren ihracatçıya ağır bir darbe vuracaktır. Döviz kurundaki düşüşün ithalatı cazip hale getirmesi ve cari açığı büyütmesi etkisine ilave olarak, düzenlemenin ihracatı olumsuz etkilemesi nedeniyle cari açığın daha da büyümesi kur üzerinde ağır baskının oluşmasına yol açabilecektir. Böyle bir sonucun siyasi sorumluluğunun tamamı Maliye Bakanlığı üzerinde kalır.

ÇÖZÜM

Ortada bir sorun vardır. Sorun gereğinden fazla KDV iadesinin yapılmasıdır. Sorunun kaynağında, dahilde alınan KDV tahsilatındaki yetersizlik ve sektörel ve dış ticaret sermaye şirketleri kanalıyla yapılan ihracat iadelerinde denetim boşluğunun bulunması yatmaktadır. Bu nedenle çözümün de buralarda aranması gerekir.

Dahilde alınan KDV tahsilatının artırılması genel ve orta vadeli bir problemdir. Ancak, sektörel ve dış ticaret sermaye şirketleri yoluyla yapılan ihracat nedeniyle iade edilen KDV sorunu kolaylıkla çözülebilir.

Bu şirketler kanalıyla yapılacak KDV iadelerinde sorumluluk, bunlar üzerinden ihracat yapan şirketlerin üzerinde bırakılmaktadır. Fakat KDV iadesi, sektörellerin YMM'leri tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu noktada, alt ihracatçıların YMM'lerinin, iadesi yapılan KDV nedeniyle sorumlulukları bulunmamaktadır. Bunların sorumluluğu tam tasdik uygulaması ile sınırlıdır. Bu gerekçeyle, alt ihracatçıların YMM'leri, sektörellerin YMM'lerine 'teyit' vermemektedirler. Sektörellerin YMM'lerinin ise sayıları binleri geçen alt mükellef incelemesi yapma imkanları fiilen bulunmamaktadır. İşte bu noktada ciddi bir denetim boşluğu ortaya çıkmaktadır.

Maliye Bakanlığı'nın yapması gereken, bir şekilde alt ihracatçıların YMM'lerinin de, sektöreller üzerinden yapılan KDV iadesinde sorumluluğa ortak edilmesidir. Bu yapıldığı takdirde KDV iade miktarlarında ciddi azalma meydana gelecektir. Buna ilave olarak, tüm KDV iadelerinde YMM'lik sistemindeki gevşemenin ortadan kaldırılması ve sistem üzerinde etkili bir yapının ortaya konulması gerekir.


29 Ocak 2004
Perşembe
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED