|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Büyük ihtilâlin başlarında Fransa'da idamlar kurbana işkence yapılarak gerçekleştiriliyordu. Meselâ genç şövalye La Barre işkenceyle öldürülmüştü. İlkin dili, ağzının içinde burularak kopartılmış, sonra bıçakla kafası gövdesinden ayrılmış ve nihayet cesedi yakılarak kül ve kömür haline getirilmişti. Peki suçu neydi onun? Genç şövalye, bir âyin alayını selâmlamaktan sarfınazar etmiş, daha da kötüsü Voltaire'in Felsefe Sözlüğü gibi "sakıncalı" bir kitabı okumuştu. İhtilâlden sonra kurbanlık kafalar o kadar çoğalmıştı ki, kurbanlara işkence yapmak vakit kaybına yol açıyordu. İdamlar seri halde gerçekleştirilmeliydi. İnce düşünceli Dr. Guillotin, direkler arasında iplerle inip çıkan bir bıçak tasarlamıştı. Bir tahtaya bağlı olan bıçak yukardan salıverilince kurbanın kafasını gövdesinden ayıracaktı. Tasarı Fransız Meclis'inde müzakere edilirken bıçağın mucidi anatomi profesörü Dr. Guillotin ("giyotin" diye okunur) kürsüde, milletvekillerine şu açıklamayı yapıyordu: "Yurttaşlarım dikkat edin! Bu makine ile kafanızı bir saniyede uçurabilirim. Hiçbir şey hissetmezsiniz. Ensenizden yalnızca serin bir ürperti gelip geçer, hepsi o kadar…" Şakacılığı ve nüktedanlığı ile tanınan doktorun bu nüktesi, müzakerede hazır bulunan milletvekillerini ve diğer katılımcıları kasıklarını tutarcasına güldürmüştü. Gülmekten bazılarını hıçkırık tutmuş, bazılarının da gözlerinden yaşlar boşanıyordu. Meclis, bu harika makineyi onaylamıştı. Makineyi onaylayanlar arasında Paris Valisi Bailly, Camile Desmoulins, Danton, Robespierre ve daha niceleri bulunuyordu. Bu zevatın hepsi, sırası gelince, o, bir saniye bile sürmeyecek olan serin ürpertiyi enselerinde hissedeceklerdi. Kral XVI. Louis, işte, bu yeni makine hakkında bilgi edinmek istiyor. Krala bilgi vermek üzere makineyi kullanacak olan cellatla makinenin mucidi huzura kabul ediliyor. Kral, kâğıt üzerine çizilmiş tasarıları görünce, o tasarıda ince bir hilal biçiminde görünen bıçağı beğenmediğini söylüyor ve kendi kalın boynunu göstererek: "Bu bıçak benimki gibi şişman boyunlara uygun düşmez" diyor. Kralın teklifi, her tür boyun için daha uygun olacak düz bir bıçak tasarısı oluyor. Ve bıçağın resmini de kendi eliyle çiziyor. Böylece şimdi kullanılmakta olan "giyotin" ortak katkılarla gerçekleştirilmiş oluyor. Kral'ın giyotin hakkındaki önerisini belirtmesinden sonra, boynunu bıçağın altına koyarak o bir saniye bile sürmeyecek olan serin ürpertiyi hissetmesi arasında dokuz ay kadar bir süre geçiyor. Artık kafa uçurmak kolaylaşmıştır. Giyotinin, boyun uçurma makinesi olarak sağladığı kolaylıktan fazlasıyla yararlanılıyor. Giyotinin kullanılmaya başlandıktan sonraki ilk birkaç ay içinde uçurulan kellelerin sayısı 2596 (ikibinbeşyüzdoksanaltı) adettir. Rakam, sonraki yıllarda onbinlere ulaşacaktır. Fransızların itikadınca, ölümlerin en asili kafa kesilmek suretiyle olandır. Ha, uçan kelleler ne oluyor? İnce düşünceli Dr. Guillotin bunu da düşünmüştü: gövde, giyotin sehpasının üzerine yığılıp kalıyor, fakat kelle aşağıdaki sepetin içine düşüyordu!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |