AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Bir türlü kalkamayan uçak

Sadece biz değil, bazı Avrupa gazeteleri de gelişmeleri dakikası dakikasına takip etmekte...

Dışişleri Bakanı Abdullan Gül'ü Ankara ile müzakerelerin başlaması dolayısıyla yapılacak olan resmi açılış törenine yetiştirecek uçak bir türlü kalkmıyor...

Oysa, öğleden sonra yapılması planlanan bu törene yetişebilmek için uçağın saat 15'den önce havalanması gerekiyordu.

Neyse, İngiltere Dışişleri'nden yapılan bir açıklama törenin biraz gecikebileceğini duyuruyor..

Saatler 08.15'i gösterirken İngiltere Dışişleri Bakanı Türkiye'nin müzakerelere başlamasına ilşikin kararın çakacağından emin değil.

08.29: Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, hâlâ "umutlu" olduğunu açıklıyor.

09.50: Lüksemburg Dışişleri Bakanı, sonucun olumsuz çıkması durumunda AB'nin "büyük yara alacağını" açıklıyor.

09.55: Hollanda Dışişleri Bakanı "Türkiye'nin geleceği Avrupa'da" diyor ve ekliyor: "Geçmişte de benzer krizler yaşadık ama her zaman bir çözüm yolu bulduk."

10.00: Bu kez Belçika Dışişleri Bakanı: "Durum halen bloke".

10.34: Solana: "Size dün söyledim, bugün de tekrar ediyorum: Ben iyimserim."

10.34: İngiltere Dışileri Bakanı bir kez daha: "Görüşmeler zor bir evrede."

13.20: Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, "AB'nin müzakere çerçeve belgesine ilişkin değişiklik tekliflerinin hepsini reddettiklerini" açıklıyor.

Bu arada kulağım radyoda: "Piyasalardan haberler"in canı (göstermese de!) epeyce sıkkın gibi. "Satış baskısı"nın arttığından söz ediliyor.

Uçak hâla Esenboğa'da. Resmi açılış töreninin aşkam karanlığına kaldığını söyleyebiliriz artık...

Bu arada bambaşka bir haber: Bu yılki Nobel Tıp Ödülü, Avusturalyalı iki bilim adamına gitmiş. Barry Marshall ve Robin Varren bu ödüle midedeki ülser ve gastrite neden olan bakteri üzerine yaptıkları araştırmalardan dolayı layık görülmüşler. (Hadi oldu olacak bakterinin adını da vereyim: Helicabakter pylori)

Uçağın kalkacağı yok herhalde... Başbakan'ın (radyodan dinliyorum) açıklamasında yeni hiçbir unsur yok.

Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy de görüşünü açıklamış. "Türkiye olan bu proje bir barış ve istikrar projesidir" diyor. Blazy'nin şu lafı çok ağrıma gitti doğrusu: "Başını entegrizme ve fundamentalizme çevirmiş bir Türkiye'yi hiçbir Fransızın tercih etmeyeceğini umut ediyorum."(!) Bu kadarı da fazla olmuyor mu? Ne yani, uçak kalkmaz ise işaret edilen yöne doğru mu gideceğiz? Blazy'nin bu arada "Fransızlığını" yaptığını da gözlüyoruz; "Müzakerenin katılım anlamına geldiğini söylemek yalan söylemektir" diyor ve Anayasa'da yapılan değişiklikle getirilen "referandum" şartını hatırlatıyor.

Uçağın kalkmasını beklerken dinlediğim açıklamalar içinde en çok Portekizli Diogo Fretias do Amaral'ınkini beğendim: "Birlik içinde alınan karara son anda bir iki ülkenin itiraz etmesi hiç mi hiç ciddi değil. Üçüncü ülkeler karşısında inandırıcığımızı kaybediyoruz."

Şimdi yazıyı bağlamaktayım, saat 15.20. Uçak hâlâ Esenboğa'da...

İnsan sormadan edemiyor: Bu eşik aşıldı diyelim; bundan sonra da hep böyle mi olacak? Her seferinde, her fasılda bu heyecanı yaşayacak mıyız? Her seferinde gözümüz-kulağımız uçağın havalanıp havalanmadığında mı olacak?

Ne dersiniz, millet olarak yüreğimiz bu heyecanı kaldırır mı dersiniz?

15.30: ABD de işin içine girmiş. Luksemburg'ta durumun hâlâ "zor" olduğu söyleniyor.


4 Ekim 2005
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Ramazan | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED