|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir kere öncelikle şunu vurgulayalım. Beşiktaş maçı kazanmak için hiçbir şey yapmadı. Galatasaray ise, yeşil çimene döktüğü hırslı, azimli mücadelesiyle oyunun 1. dakikasından itibaren "ben bu maçtan mutlaka 3 puan çıkartacağım" diyen bir görüntüdeydi. Hakkında çok şey söylenen Ribery, bize göre çok güzel oynayan Ayhan ile beraber maça damgalarını vuran futbolculardı. Ribery'in ayağında sanki mıknatıs var. 4 kişi arasından bile maharetle sıyrılabiliyor. Rıza hoca'nın ilk yarı boyunca özellikle sağ ve sol kanatlardan gelen ataklara müdehale edememesine doğrusu şaşırdım. İbrahim Üzülmez sol kanatta tek başına bırakılmış, kimse yardımına koşmuyor ve Galatasaray akın akın sağdan geliyor. Sağ tarafa bakıyoruz, yine aynı hikaye. Carew'in Beşiktaş için ne denle önemli bir oyuncu olduğu bu maçta daha iyi anlaşıldı. Kötü oynasa bile ismi ve hedefinden rakip defansı meşgul ederken diğerleri gol pozisyonuna girebiliyorlar. İşte onun içindir ki, Kartal 10 kişilik Galatasaray karşısında bile kayda değer bir pozisyon yaratamadı. Carew'li Kartal'da rakip hataya zorlanıyor. Ama gene söylüyorum, o olmayınca tek bir pozisyon bile yaratılamıyor. Ribery'ye iyi oyunun haricinde bir de bravo demek istiyorum. Zira Fransız yıldız kötüye gidecek Çağdaş-Necati dalaşını önlemek için ilk koşan futbolcuydu. Galatasaray bu maçı hakkıyla kazanarak şampiyonluk yarışında zirveyi yalnız bırakmayacağını bir kere daha ispatladı. Hem de Hagi'nin yersiz paniğiyle en iyi oynayanlardan biri olan Ayhan'ı oyundan almasına rağmen. Seyircilerin bu taşkın hareketleri sonunda kulüplere büyük mali külfetler yüklüyor. Galipsin. Zirveye ortaksın. Bu yabancı maddeleri sahaya atarak kulübüne zarar vermeye ne gerek var. Genç hakem Fırat Aydınus, bana göre çok iyi bir maç yönetti.
|
![]() |
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |