|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
Güzel olduğu kadar ilginç manzaralar da vardı dün gece Ali Sami Yen'de. Eski Açık tarihe gömülmüştü. Misafir takım Beşiktaş'ın seyircisi, Kapalı'nın altına yerleşip, takımlarına seslerini fazlaca duyurabiliyordu. İki takım da sahaya çıkarken, minikler ordusuyla santra yuvarlağına gelip, güzellik sunuyordu. Hagi'nin Sarı-Kırmızı şapkası havada uçuşurken, maça renk de katıyordu. Fırat Aydınus, yerbilimleri mühendisi olmanın bilinciyle; sahada yabancı madde bırakmıyordu. Kartları geç çıkarsa da, maça eksi değerde fazlaca etki yapmıyordu. Necati'nin balıklama aklamasına, ikinci sarı karttan gösterdiği kırmızı tamamen doğru bir karardı. Bunun yanında, oyunu yakın seyretmesi, diğer bir artısıydı. Onu sanırım, herkes yerden yere vuracak ama, genç hakem alnının akıyla maçı bitirmiştir. Heyecanı olmayan bir ilk yarı izledik. Hagi de, Rıza Çalımbay da ne kadro ne de sistem oynaklığı yapmıştı. Kısır döndü içinde gidip geliyordu maç. Hagi'nin tek artısı, öğrencilerini devamlı hazırlık bölgesinde tutup, Beşiktaş'a oynama şansı bırakmıyordu. Dakika 28'de Beşiktaş'ın 3-4 pası bir arada yapabildiğini ancak gördük. Galatasaray sıkıştırdıkça, hevesleri iyice azalıyordu. Günün adamı seçilen Ribery, hem oyuna Fransız kalmazken, takımını bütünüyle ateşliyordu. İkinci yarıda bu Fransızı tutmak için Beşiktaş, çok uğraş verdi. Golü yediler, dayanamayıp onu sedye ile dışarı gönderdiler. Bu dakikadan sonra oyunda Galatasaray adına kopmalar başladı. Hagi, bütün gücünü tamamen geri plana itip, ön plana savunmayı çıkarıyordu. Nitekim Hakan Şükür'ün kulübeye gidip, kaptan Bülent'in girmesi, bunun açık belgesiydi. Son dakikalarda da Necati'nin atılmasıyla 10 kişi kalan Galatasaray, skoru koruma uğraşın 3 puanla çıkmasını bildi.
|
![]() |
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |