|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Statükocu statükocudur. Devrimci kılığına da girse o iş bir zihniyet konusudur. Hele de ortada yaldızlanmış fetişler varsa, o fetişlerin yaldızını kazımamanız gerekir. Bunu yapmaya kalkışanı dokuz köyden kovarlar. Onuncusunda da barındırmazlar. Boris Pasternak'ı hatırlıyorum. Pasternak, sanıyorum 1958 yılındaydı, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştı. Baş eseri sayılan Doktor Jivago Türkçe'ye çevrilmişti. Bu roman, Bolşevik ihtilâlini, ihtilâlde yaşanan dramı anlatıyor ve derinlerinde bir özeleştiriyi saklıyordu. O günkü Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği yönetimi, Pasternak'ın, ödülünü almak için İsveç'e gitmesine izin vermemişti. Bu olaydan 10-15 yıl kadar sonra, 1970'li yılların başlarında, bir başka Sovyet yazarı, Soljenitsin, gene Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Ona da ödülünü almak üzere yurt dışına çıkma izni verilmedi. Onun romanları da Sovyetler Birliği'nin, özellikle Stalin döneminin bir özeleştirisi niteliğindeydi. Soljenitsin ülkesini terk etmek zorunda kaldı, uzun yıllar dışarıda yaşadı. Sonradan ülkesine dönme fırsatı oldu mu, akıbeti ne oldu, bilemiyorum. Bu iki olay, bağnaz statükoculuğun insanların başına nasıl dertler açabildiğini iyi örnekliyor. Devrimci niyetlerle kurulmuş olsa bile, bir süre sonra, kurulu düzen, onun bekçiliğini üstlenme görevini yüklendiğini sananlar tarafından kemikleşmeye, kireçleşmeye dönüştürülebiliyor. Hatta kurulu düzeni böyle bir akıbete mahkûm kılabiliyor. Yazarlar, bu ülkede de benzer töhmetler altında bırakılabiliyor. Özdemir İnce, yaklaşık iki yıl kadar önce Agence France Presse'te (27 Mart 2003) yayınlanan bir habere göndermede bulunarak Nedim Gürsel hakkında şu alıntıyı yapıyordu (Hürriyet:22 Şubat 2005, s.19): "'Günümüz Türkiye'sinde Atatürk'ün mirasını tartışma konusu yapan pek az insan vardır. Bu enderlerden biri olan yazar Nedim Gürsel, geçen aralık ayında 'Kemalizm 30'lu yıllarda Avrupa'daki faşizm ve tek parti modeline uygun olarak kuruldu. Türkiye'yi demokratlaştırmak için toplumu Kemalizm'den ve askerin etkisinden arındırmak gerektiğini düşünüyorum. Ve bunu sağlamak için Türkiye'yi Avrupa'ya almak gerekir' diyordu.' Bu alıntıdan sonra, sayın İnce şu yorumlara başvuruyor: "…Avrupa Birliği'nin olduğu kadar laik ve devrimci Cumhuriyet'in karşıtlarının da Türkiye konusunda resmî görüşleri olan 'Türk toplumunun dekemalizasyonu projesi'nin anlamına gelince, o da şu: Devrim filminin sondan başa doğru tersine sarılması, yani 19 Mayıs 1919 ile kabaca 1946 yılları arasında gerçekleştirilen devrim ve reformların yok sayılması, yürürlükten kaldırılması: Padişahlık ve halifeliğin; din hukukunun, Arap harf ve sayılarının geri getirilmesi, yani Cumhuriyet'in ilgası... Bu nedenle 'Dekemalizm' geçmişin restorasyonu anlamına gelir. Bu durumda AB, kabul etmek için yeni bir Osmanlı Devleti mi istiyor? Nedim Gürsel'in iddialarına bakılırsa, böyle bir şey istiyor." Ben Nedim Gürsel'i şahsen tanımam, okuduğum kadarıyla belli bir düzeyi tutturmuş olan bir öykücümüz olarak bilirim. Dolayısıyla şimdi söyleyeceklerimden onun avukatlığına heveslendiğim anlamı çıkartılmamalı. Özdemir İnce'nin yazısından hareketle bir gün sonra aynı konuya değinen Türker Alkan da onun söylediklerini tekrarlayarak Gürsel'in "saltanatı ve hilafeti geri getirmeliyiz" demek istediği sonucuna ulaşıyor ve "Bizi Avrupalılaştırmayı amaçlayan Atatürk devrimlerini ortadan kaldırarak AB'ye girmek nasıl olur?" diye soruyor (Radikal, 23 Şubat 2005, s.5). Kendi payıma Nedim Gürsel'in hiç de bu sonuçlara ulaşmayı hedeflediğini düşünmüyorum. O, bence, yalnızca bir özeleştiri yapmak istemiş olabilir. Nitekim kurulu düzenin antidemokratik yasalarla işlediğini inkâr eden var mıdır, bilmiyorum. Kurulu düzen üzerine bir özeleştiri geliştirmek, hiç de, ondan önceki düzene özlem duymaya delalet etmez. Sovyetler Birliği'nin çöküşünün de temelinde yatan belirleyici etkenlerin en önde gelenlerinden birinin özeleştiriye set çekmek olduğunu bilenler bilir. Statükonun eleştirisinden, onun mefhumu muhalifinin, yani statüko-ant'ın talep edildiği sonucu çıkartılamaz. Böyle bir sonucun çıkartılması ancak düz mantığın zorlamasıyla mümkün kılınabilir.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |