AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
"Hiçbir şey bir düşten daha gerçek olamaz!"

Ali Saydam'ın "Algılama Yönetimi"ni (İstanbul, Nisan 2005) okuyanlar bilirler; o İletişim'i teorik bir bilim olarak kabul etmez; iletişim onun için, hayatın ta kendisidir; uygulamada kendini ifşa eder, kendini hayatın, kültürün içinde tâlibine açar. Bu nedenle de Türkiye'de iletişimcilerin iletişimin 'yerli' kodlarına saygı ve özen göstermesini, hiç değilse 'burada' (!) olsun iletişimin temel süreçlerine Batılı bir gözlükle bakılmaması gerektiğini savunur.

Fellini'yi okurken, "Keşke" dedim kendi kendime, aşağıda aktardığım şu pasajı sevgili Ali Saydam da görmüş olsaydı, kimbilir o takdirde neler derdi veya daha başka neler demek fırsatı bulurdu?

- "İletişim, insan aktarmak istediğini genelde pek aktaramadığı için bir bilim değil, aksine bir sanattır. Tiyatroda ve sinemada izleyici büyük bir rol oynuyor, çünkü gördüğünü ve duyduğunu yorumluyor." ("Ben Fellini", s. 226)

Yorum, yorumlama, yorumsama bir bilimin konusu olsa dahi esas itibariyle bir sanattır. Bilenler bilir, 'ilim' ve 'sanat' ayrımının kökleri çok eskilere gider. Meselâ 'Mantık', bir ilim midir, bir sanat mıdır? Ustalar bu konuda az mürekkeb akıtmamışlardır. İşin özü, nereden baktığınıza bağlı. Mantık, sırasıyla mebadii, mevzûu, mesaili ve maksadı olmak itibariyle bir ilimdir, bir ilim dalıdır; yani teorisi vardır. Burası açık. Ancak kaideler uygulanmak içindir ve bu yönüyle de aynı zamanda bir sanattır. Çünkü pratiği vardır. Sözgelimi Mantık'ın gayesi, "fikri hatadan korumak"tır. Lâkin tek başına bu kaideler fikri hatadan korumuyor, bilâkis fikri (akıl-yürütmeyi) koruyan, kaidelere riayettir. Kaidelere riayet etmeyen kişi, o kaideleri ne kadar bilirse bilsin hata yapmaya müsaid durumda demektir; tıpkı ahlâkın kendisine sahip olmak (ahlâklı olmak) ile ahlâkın bilgisine sahip olmak arasındaki fark gibi...

Yorumlama da hem ilim, hem de sanattır. Nitekim Fellini'nin iletişim'i bir 'sanat' olarak tanımlamasının bir nedeni de bu. Peki düş yorumları?... İletişimin en önemli araçlarından ve hatta konularından biri de düşler... Ne tür bir iletişimin? Elbette insanın kendi kendisiyle iletişiminin...

Düş yorumları, bizim geleneğimizde asırlarca bir bilim dalı (düş bilimi) olarak okutuldu; büyük ustalar tarafından makamı münasib olanlara teslim edilen gizli, gizemli bir anahtardı düşlerin bilgisi... Anlatılmazdı ya aslında, sadece gösterilirdi. Çünkü hikmetin bilgisine sahip olmak, biraz da düşlerin bilgisine sahip olmak demekti. Kadîm dinler açısından, bilgi edinmenin en temel yollarından biri olarak 'düşler', nübüvvetin bir cüzüydü; vahyin, ilhamın ve hadsin bir türüydü, bir yoluydu. Düşsüz bir peygamber hiç olmadı; düşsüz aslâ ârif olunamadı. Düşüncenin değil duygunun, kavramın değil resmin, tenzihin değil teşbihin diliydi düşler... bilginlerin değil, bilgelerin kaynağıydı... Çünkü bilginler bilirdi, bilgeler ise görürdü...

Modernler için düşlerin dünyası hâlâ "kuru fasulyenin" faydalarından ma'dud addediliyor. Düşler onlar için hâlâ gerçek'in karşıtı... birer gölge yani... Bizce onların gerçek'i birer düş, üstelik Kur'anî deyişle "adgas'ul-ahlâm" (karmakarışık düşler) anlamında düş... İnanıyoruz ki hakikat bize bizim düşlerimizde tecelli eder; gölge addettiğimiz ise onların gerçekleri... Güya onlar biliyorlar ve fakat ne garip değil mi bizlerse görüyoruz...

Bir kez daha Fellini'nin tecrübelerine kulak verelim:

- "Düşlerim bana o kadar gerçek gelir ki aradan yıllar da geçse kendime sık sık şunu sorarım: "Bu gerçekten başından geçti mi, yoksa sadece bir düş müydü?"

Düşler görüntülerle konuşur. Hiçbir şey bir düşten daha gerçek olamaz, çünkü düşler bütün yüzeysel yorumların uzağındadır, düşler kavramlardan değil, simgelerden oluşur. Düşte herşeyin bir anlamı vardır, her rengin, her ayrıntının...

Geceleri düşlerimde olağanüstü bir hayat yaşarım. Düşlerim öyle ilginçtir ki yatmaya giderken her defasında sevinirim. Bazen aynı düşü pekçok kez görürüm. Bu bazen yeni ağırlık noktaları ve küçük çeşitlemelerle bildik bir düştür. Böyle düşlerim her zaman olmasa da sıktır. Bazen günün birinde, daha doğrusu gecenin birinde düş görmeyeceğimden korkarım. Bu şimdiye kadar hiç başıma gelmemişti fakat artık yaşlılıkta daha sık düşsüz geceler geçirmek zorunda kalıyorum; üstelik düşlerim kısaldı da. Pekçok düş cinsel karakterde olduğu için bu normal sanırım.

Düşlerim her zaman uykuda geçmez. Geceleri beynim oynamaya başlar. Düşlerden çok hayaller görürüm. Düşler bilinçaltında oluşur, buna karşın hayaller bilinçli bir idealleştirmedir. Çok eski düşlerimden birinde Laurel ve Hardy küçük çocuklar gibi kılık değiştirmiş olarak bir tahterevallinin yanında oyun oynarlar.

Gözü açık düş görebilirim, her şeyi hayal edebilirim. O zaman gerçek anlamda uyumam. Bu işin sırrı basit: beynimi önceden tümüyle boşaltmak zorundayım.

Bazı insanlar bunu gündelik sorunlardan bir tür kaçış olarak görürler. Bir durumu nasıl açıklığa kavuşturmam gerektiğini bilmiyorsam, bu doğrudur. Sorunlarımı onları düşünmemeye çalışarak çözerim. Bir başkasının bunları üzerimden alacağı umuduyla yaşarım. (...)

Doğrusu hayalleri olan biri kadar başka kimsenin gerçekçi olamayacağına inanırım, çünkü hayalleri olan biri bütün gerçeklerin en derini üzerinde yoğunlaşır: kendi gerçeği üzerinde...

Düşlerimde çoğunlukla çıplağımdır - çıplak ve zayıf..." (s. 77-78)

Gerçek Fellini buydu işte: çıplak ve zayıf... Oysa insanların tanıdığı Fellini, gerçekte olduğundan ne kadar da farklı biliniyor ve tanınıyor değil mi? Düşler gerçektir, gerçekler ise düş... Tabir edilmesi, ibare'ye dönüşmesi gereken hangisi acaba?

Lütfen düşlerinizi ciddiye alın; aksi takdirde düşleriniz sizi ciddiye almaz! "Amaan, almazsa almasın, n'olur!" demeyin. Düşten nasibi olmayanın aşktan da nasibi olmaz; zira düşten mahrum olmak, aşktan da mahrum olmaktır! Aşk ki o olmasaydı, âlem de olmazdı.

Bana itimad etmekte zorlanıyorsanız, lütfen zahmet edip gözünüzü insanlığın batısında batmakta olana çevirin! Çünkü insanlığın batısında batan hem göğün güneşi, hem gönlün güneşi!


17 Temmuz 2005
Pazar
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED