|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçen gün olup biteni özetle aktarmaya çalıştım: Almanya'ya yerleşmiş, Alman vatandaşı olmuş Türkiye'li göçmenlerin bir bölümü Türkiye'nin işi ciddiye almaması ve Alman sağı'nın eline geçen fırsatı iyi değerlendirmesi sonucunda çaresiz bir duruma sürüklenmiş durumdaydı. Bugüne kadar 50 bine yakın göçmen, Alman vatandaşı olabilmek için çıkmak zorunda oldukları Türk vatandaşlığına 2000 yılından sonra tekrar döndükleri için Alman vatandaşlığını kaybetmişlerdi. Bu konumdaki göçmen sayısının 120 bin civarında olduğunu söyleyenler de vardı. Türkiye'nin vatandaşlık meselesine ilişkin sergilediği "kurnazlık" Alman makamlarını "kandıramamış", Türk vatandaşı kökenli Almanlardan haz etmeyen Alman sağı'nın yükselişi ile birlikte işler daha da karışmıştır. Biliyorsunuz; çaresiz göçmenler şimdi de Türk konsolosluklarının önünde kuyruklar oluşturarak ikinci kez aldıkları Türk vatandaşlığından kurtulma mücadelesi vermeye başlamış bulunuyorlar... Ne bitmez çileymiş bu böyle... Türkiye'nin (hemen her şeyiyle) fevkalade kayıtsız kaldığı bu çok önemli soruna ilişkin iki açıklama aldım. Açıklamaların ilki Almanya'dan, İslam Toplumu Milli Görüş adlı örgütün genel sekreteri Oğuz Üçüncü'den geliyor. Üçüncü sorunu şöyle değerlendiriyor: " (...) Bir taraftan T.C. vatandaşlarımızın çifte vatandaşlığa teşvik edilmesi, diğer taraftan Alman vatandaşlığını alan kişilerin Türkiye tarafından kaynaklanan kurumsal bir ihmalkarlıktan dolayı vatandaşlıklarını kaybederek mağdur konuma düşmeleri, bir çelişki olarak toplumumuzun şevkini sarsmıştır. Sizin de ifade ettiğiniz gibi, alınması için ortaya konulan 'büyük bir çaba', konsoloslukların bürokratik öngörüsüzlüğünden dolayı israf edilmiştir. Bir kriz olarak patlak veren olay da, vatandaşların konsolosluklar tarafından yanlış bilgilendirilmeleri en belirgin bir hatadır. Geçmişte uygulanan bu hata ile halk, bir taraftan 'gizli çifte vatandaşlığa' teşvik edilirken, diğer taraftan belirsiz bir soruna da itilmiştir. Hukuk büromuzun konu ile ilgili yaptığı araştırmalarda varılan sonuç, uluslararası hukukun ve her iki devletin hukukunun göz önünde bulundurulması ile ancak ortaya kalıcı ve köklü bir çözümün sunulabileceğidir. Örneğin Yunanistan, İran ve Fas gibi ülkelerin anayasalarına göre vatandaşlarının vatandaşlıktan çıkartılması mümkün olmadığı için, Alman yasalarına göre, bu ülke vatandaşlarının çifte vatandaşlıkları kabul edilmektedir. Türkiye bu konuda maalesef Mesut Yılmaz beyin başbakanlığı döneminde, büyük bir hataya düşerek yanlış bir politika sergilemiş, Almanya'ya jest olsun diye, Türk Vatandaşlığı Kanununu değiştirerek, vatandaşlarının başka ülkenin vatandaşlığına girmesi durumunda vatandaşlıktan çıkabilmelerini düzenleyerek, Almanya'nın vatandaşlık için 'ilk önce Türk vatandaşlığından çıkın' şeklinde dayatmasına sebep olmuştur. Oysa Türkiye yasa değişikliğine gitmeseydi, hiçbir sorun çıkmadan, isteyenler çifte vatandaş olabilecekti.(...)Türkiye Hükümeti, vatandaşlarının vatandaşlık hakkını Avrupa Birliği sürecinde 'pazarlık malzemesi' yapmadan, Almanya ile böyle bir anlaşma yapabilir. (...) Yaşanan bu krizde, siyasilerin ve bürokratların alması gereken önemli dersler vardır..." Hakan Erdem adlı okurumdan da konuya ilişkin bir mektup aldım. Erdem, ağabeyinin de söz konusu "kriz"in kurbanı olduğunu ve sonuçta "vatansız" kaldığını belirtiyordu. Erdem ayrıca, mektubuna, Dışişleri Bakanlığı Bilgi Edinme Birimi imzalı bir açıklama da eklemişti. Türk Dışişleri'nin şimdiden 50 bir kişiye Alman vatandaşlığını kaybettiren bu gerçekten "lâubali" politikasının "Birim"in gözünden yorumu da şöyle: "Bilindiği gibi 1.1.2000 tarihinde yürürlüğe giren yeni Alman Vatandaşlık Yasası, Alman vatandaşlığını koruma izni almaksızın yabancı ülke vatandaşlığına geçen kişilerin Alman vatandaşlıklarının, yabancı ülke vatandaşlığını iktisap ettikleri tarih itibariyle otomatik kaybını bir hukuki müeyyide olarak öngörmektedir. Bu çerçevede, Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşlığını alanlar, tekrar Türk vatandaşlığına geçtikleri tarih itibariyle Alman vatandaşlığını hukuken kaybetmiş duruma düşmektedirler. (...) Diğer taraftan, bahsekonu görüşmelerde Alman tarafı isim listeleri talebinde bulunmuş, bu talep "mevzuatımızın vatandaşlarımızın bilgisi dışında, nüfus kayıtlarının Alman makamlarına verilmesine cevaz vermediği" izah edilerek, karşılanmamıştır. Öte yandan 1.1.2005 tarihi itibariyle AFC'de yürürlüğe giren yeni Göç Yasasının 38. maddesi izinsiz yabancı ülke vatandaşlığına geçen ve hukuken Alman vatandaşlığını kaybetmiş olan kişilerin statülerini belirlemektedir. Buna göre, Alman vatandaşlığını hukuken kaybetmiş bu kişiler, toplam ikamet süreleri dikkate alınarak yerleşme (süresiz ikamet) veya oturma izni alabilmekte ve buna bağlı olarak bilahare, gerekli koşulları taşımaları halinde, yeniden Alman vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulunabilmektedirler. Ayrıca, 1/80 sayılı Türkiye-AB Ortaklık Konseyi Kararı kapsamına giren vatandaşlarımızın bu çerçevedeki hakları, Alman Göç Yasası, Türkiye-AB Ortaklık Hukuku, AB Adalet Divanı ve Alman Yüksek Yargı organlarının içtihatları gibi ulusal ve uluslararası hukuk metinlerinin güvencesi altındadır. Ancak Konsey Kararı, sadece işçi olanların haklarını düzenlemekte, işveren konumundaki kişileri kapsamamaktadır. (...) Yukarıda kayıtlı hususlar muvacehesinde, tekrar Türk vatandaşlığına geçmek suretiyle Alman vatandaşlığını kaybetmiş bulunan şahısların Almanya'da yeniden oturum, yerleşme, çalışma izni alabilmelerinin imkan dahilinde olduğu görülmektedir. Bu kişilerin Alman vatandaşlığı için bir kez daha başvuruda bulunabilmeleri de mümkün olup, bu başvuruların Alman makamlarınca ayrı ayrı incelenmesi ve sonuçlandırılması gerekmektedir. Diğer taraftan Alman vatandaşlığını bu şekilde kaybetmiş olan kişilerin durumlarını düzeltmek amacıyla tekrar Türk vatandaşlığından çıkmaları halinde, esasen Alman vatandaşlıklarının da kaybettirilmiş olması nedeniyle vatansız kalmaları sözkonusu olmamakta ("olmakta" olması gerekiyor herhalde K.B.) ve Türk vatandaşı da olmadıkları için Almanya'da yerleşme, oturma, çalışma izni almaları mümkün olmayacaktır..."
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |