|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gerçek bir mü'min, büyük-küçük bütün günahlardan sakınmaya çalışır. Ama sorumluluğu ve sonuçları daha ağır olduğundan özellikle büyük günahlara yaklaşmamalıdır. Yüce Allah, şöyle buyuruyor: "Size yasak edilen büyük günahlardan sakınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız." (Nisa, 4/31) Günahtan Sakınma:
Kur'an-ı Kerim'in çok temelli kavramlarından olan takva, günah (:fücûr) ile yakından ilişkili olarak yer alır. Takva, itaat etmek ve sakınmak anlamlarına gelir. Takva sahibi (:müttekî), küfürden, şirkten ve nifaktan (münafıklıktan), haramlardan, yasaklardan ve isyandan sakınan; sorumluluğunun bilincinde olarak Allah'ın çizdiği helal-haram sınırlarını çiğnemeyen, Allah'ın belirlediği bütün kurallara uyan; büyük-küçük bütün günahlardan sakınarak Allah'a ve peygamberine itaat eden; dünya ve âhirette kendisine zarar verecek şeyleri yapmaktan sakınarak Allah'ın rahmetini uman ve Allah'ın azabından korkup ona karşı gelmekten sakınan kimsedir. Takva-günah ilişkisi, insanlar arasındaki dayanışmanın ve savunmanın hedefini belirleyen şu âyette, çok güzel dile getirilir: "İyilik ve takva konusunda yardımlaşın. Günah işlemek ve düşmanlık konusunda yardımlaşmayın. Allah'tan sakının. Çünkü, Allah'ın cezası, çok şiddetlidir." (Maide, 5/2) Takva-günah ilişkisini, takvanın dereceleri ve takva sahiplerinin özellikleri çerçevesinde ele alabiliriz. 1) Takvanın Dereceleri: En genel anlamıyla günah işlemekten sakınmak olan takva, üç derecelidir: a) İmana Sarılmak: Ebediyen cehennem azabından korunmak için Allah'a ortak (:şirk) koşmaktan, küfür ve nifaktan korunarak imana sarılmak gerekir. Allah'a karşı gelmekten sakınmanın birinci göstergesi, onun varlığını ve birliğini içten kabullenmedir. Bu anlamda gerçek mü'min, aynı zamanda gerçek takva sahibidir. Yüce Allah, şöyle buyurur: "Hani inkâr edenler (:kâfirler), kalplerine taassubu, câhiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar, buna lâyık ve ehildiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir." (Fetih, 48/26) Hz. Peygamber (s.a.) âyette yer alan "takva sözü"nü, "lâ ilâhe illallah" (Allah'tan başka tanrı yoktur: kelime-i tevhîd) olarak yorumlamıştır. (Tirmizî, tefsîr, 48; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/138) b) Emredilen Görevleri Yapmak: İman sahibi olduktan sonra büyük günahları işlemekten ve küçük günahlarda ısrar etmekten kendisini alıkoyarak Yüce Allah'ın ve peygamberinin emir ve yasaklarına uymak suretiyle günahlardan sakınmak gerekir. Yüce Allah, şöyle buyurur: "Ancak tövbe edip iyi iş yapanlar başka. Onlar cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. (..) İşte bu, kullarımızdan Allah'tan sakınanlara miras kılacağımız cennettir." (Meryem, 19/60-63); "O memleketlerin halkları iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik." (A'râf, 7/96. Ayrıca bk. Bakara, 2/103) c) Bütün Varlığıyla Allah'a Yönelmek: Takvanın en üstün derecesi, kalbi Allah'tan meşgul edecek her şeyden temizleyip bütün varlığıyla Yüce Allah'a yönelmektir. Yüce Allah, şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Allah'tan ona yaraşır biçimde (nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece) sakının ve siz, ancak Müslümanlar olarak ölün." (Ali İmran, 3/102) Bu sakınma, gücün yettiği kadardır. (Tegâbün, 64/16) 2) Takva Sahiplerinin Özellikleri: Müttekîlerin özelliklerini sayan pekçok âyette, bu özelliklerin önemli bir kısmının günah işlemekten sakınmak olduğu, özellikle vurgulanmıştır. İman esaslarına inanmak (Bakara, 2/3, 14, 177), ibadetleri yapmak (Bakara, 2/2, 177), Allah yolunda harcamak (Bakara, 2/3, Ali İmran, 3/134), muhtaçlara yardım etmek (Bakara, 2/177, Zâriyât, 51/19), mallarıyla ve canlarıyla cihad etmek (Tevbe, 9/44), sözlerini tutmak ve sabırlı olmak (Bakara, 2/177), dosdoğru olmak (Bakara, 2/177, Tevbe, 9/7), iyi olmak ve iyilik yapmak (Ali İmran, 3/198, Zümer, 39/32-33; Zâriyât, 51/15-16) gibi özellikler bunların başında gelenlerdir. Takva sahiplerinin bu özelliklerini, şu âyet topluca güzel biçimde yansıtmaktadır: "İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, Allah'a, âhiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyene ve kölelere (özgürlük ve bağımsızlık uğrunda) verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, sözleşme yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda direnip sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru (:sâdık) olanlardır. İşte bunlar, Allah'tan sakınanların (:takva sahiplerinin) ta kendileridir." (Bakara, 2/177) Takva sahiplerinin bir özelliği de, Allah'ı hatırlayıp günahlarından bağışlanma dilemek ve günahta ısrar etmemektir: "Rabbinizin bağışına, genişliği gökler ile yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar (:müttekîler, takva sahipleri) için hazırlanmış bulunan cennete koşun. Onlar, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir. Allah, iyi davrananları sever. Yine onlar, çirkin (fâhişe:günah) bir iş yaptıkları, yahut kendilerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işlediklerinde (günahta) ısrar etmeyenlerdir." (Ali İmran, 3/133-135) Ayrıca, tersinden anlatımla, müttekî olmayanların özelliklerinin sayıldığı pekçok âyette de, bu özelliklerin büyük günahları işlemek olduğu belirtilmiştir. Kâfirler (Bakara, 2/2, 6; Tevbe, 9/123), müşrikler (Tevbe, 9/7), münafıklar (Bakara, 2/8-16), suçlular (Meryem, 19/85-86), azgınlar (Şuara, 26/90-91), doğru yoldan çıkanlar (füccâr: 38/28), haddi aşanlar (38/55), büyüklenenler (Zümer, 39/72-73), alay edenler (Zümer, 39/56-57), itaatten çıkanlar (fâsıklar: Tevbe, 9/7-8), saldırganlar (Trevbe, 9/7, 10) ve zalimler (Maide, 5/27, 29) bu özellikleri taşıyanların önde gelenleridir.
Günahın ve Kötülüğün Kaynağı
Günah ve kötülükler batağına dalmak, insanların öncelikle kendilerinden kaynaklanır. "Sana ne iyilik gelirse, Allah'tandır. Sana ne kötülük gelirse, kendindendir."(Nisa, 4/79); "Şüphesiz ki nefis, en büyük/en ısrarlı kötülük emredicidir." (Yusuf, 12/53) İnsanın kötücül özelliklerinden biri olarak sayılan bu nefise, nefs-i emmâre (kötülükleri buyuran nefis) adı verilmiştir. Günah ve kötülüklerin başka bir kaynağı, insanın apaçık düşmanı olan şeytandır: "(..) Şeytanın adımlarına uymayın/izinden gitmeyin. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır. O, size ancak kötülüğü ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder." (Bakara, 2/69) Şeytânî günah fısıltılarına karşı, daima Allah'a sığınmak gerekir. (A'râf, 7/200; Nahl,16/98; Mü'minûn, 23/97, 98; Mü'min, 40/36; Felak, 113/1; Nâs,114/1) Günahın Sorumluluğu Günahların sorumluluğunu herkes kendisi taşır. Günahkârlar, genelde günahı birlikte işlemek ve sorumluluğunu paylaşmak, hatta mümkünse başkasına atmak isterler. Oysa, günahı işleyen, yaptığından bizzat sorumludur: "Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın suçunu yüklenmez." (Fâtır, 35/18); "İyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük yaparsanız, yine kendinize yapmış olursunuz." (İsra, 17/7); "Kim iyi bir iş yaparsa, kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici değildir." (Fussilet, 41/46); "Kim iyi bir iş yaparsa, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra, Rabbinize döndürüleceksiniz." (Câsiye, 45/15) Vicdan muhasebesi yapmak, kişinin günahlardaki sorumluluğunu ortaya çıkarmaya yol açabilir. Bu anlamda, Kur'an-ı Kerim'de nefs-i levvâme (kendisini kınayan nefis) deyimi geçmektedir. (Kıyamet, 75/2) Bu nefis, insanın yaptığı özellikle kötü şeyleri, muhasebe ederek içinde eziklik duymasını sağlayan özelliğidir. Bu anlamda, Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurur: "Kalbine ve nefsine danış. Birr (iyi davranış), nefsin kendisine ısındığı, kalbin huzur duyduğudur. Günah ise, nefiste iz bırakan, göğsü/vicdanı tırmalayandır." (Dârimî, büyû, 2) Günahların Zedelediği Haklar Günahları, zedelediği haklar açısından, Allah'a karşı işlenen günahlar (Allah hakları) ve insanlara karşı işlenen günahlar (kul hakları) biçiminde iki bölümde ele alabiliriz. 1) Allah'a Karşı Günahlar: Şirk, Allah'a ortak koşmak demektir. Allah'a karşı işlenen en önemli günah, şirk günahıdır. Şirk günahından tek kurtuluş yolu, gerçek imana dönerek, eşi ve benzeri olmayan tek Allah'a inanmaktır. Yüce Allah, şirki sürdürme dışındaki kendisine karşı işlenen günahları, sonsuz ilâhî rahmetiyle bağışlayabilir. Bk. Fetih, 48/5) 2) İnsanlara Karşı Günahlar: İnsanlara karşı işlenen günahlar cana kıymak/kan dökmek (Bakara, 2/83, 85), Nisa, 4/92; İsra, 17/33), yetim malı yemek (İsra, 17/10, 34), rüşvet yemek (Maide, 5/62) ahde vefasızlık (İsra, 17/34), iffetli evli kadınlara iftira atmak (Nur, 24/4, 11, 23), yalancı şahitlik (Hacc, 22/30), gıybet (Hucurat, 49/12) gibi toplumsal huzuru bozan günahlardır.Özellikle bu türden günahların işlenmesi, yeryüzünde bozulmaya yol açar: "İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) yüzünden, karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır." (Rum, 30/41) İnsanlara karşı işlenen günahlar, kul hakkının sözkonusu olduğu günahlardır. Bunların bir kısmının dünyevî hükümler açısından hukuk sistemlerinde cezaları vardır. Ayrıca, bu tür günahlar, haksızlık yapılanın rızası alınmadıkça ve helalleşilmedikçe bağışlanmaz; malla ilgili bir hak sözkonusuysa bu malı hak sahibine geri vermek gerekir. Kendini tehlikeye atmak ve bu çerçevede intihar etmek veya intihar girişiminde bulunmak (Bakara, 2/195), kişinin kendisine karşı işlediği günahlar arasında yer alır. Ayrıca "kendine zulmetmek" (Örnek olarak bk. Bakara, 2/54; Nisa, 4/97), ifadesi de, günah işlemekle bağlantılı olarak ele alınır. Gelecek Pazar yazısında, günahlardan kurtuluş konusunu ele alacağız.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |