T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 10 OCAK 2006 SALI
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Ali BAYRAMOĞLU

Kadının fendi...

Sultan İbrahim ile Turhan Valide Sultan'ın oğlu Avcı Mehmet'in tahtta olduğu günler... Padişah bir çocuk, 1642'de doğmuş, 1648'de, 6 yaşında tahta çıkmış.

Aynı dönemde Fransa'da da çocuk bir kral var. 14. Louis de 1638 doğumlu, 5 yaşında 1643'de kral olmuş, bizim padişahtan sadece dört yaş büyük...

Avcı Mehmet 1687'ye, 14. Louis 1715'e kadar tahtta kalırlar...

1650'li yıllarla padişah ve kral 10'lu yaşlarını sürerken, Fransa darphanesi 1 gümüş ekünün onikide birine tekabül eden bir sikke serisi basar. Ağırlığı 2.5 gram, alaşımı da binde 967 olan bu sikkelere krala yakışır bir şekilde "Louis" adı verilir...

Avrupa'nın ilk büyük skandalı, 1655-1675 yılları arasını sarsan kriz işte bu hükümdarlar zamanında ve bu "Louis"ler yüzünden yaşanacaktı... Krizin baş kahramanı ise "Osmanlı kadını"ydı.

Bakın nasıl?

Avrupalı gezginler o tarihlerde biz Türkleri "para konusundan pek anlamayan, saf ve iyi yürekli insanlar" olarak anlatırlar.

Osmanlı kadını para konusunda herhalde erkekten daha az bilgi sahibiydi.

Nitekim kadınlar "Louis"leri görünce pek sevmiş, onlardan küpe yaptırmaya başlamıştı. Bu moda hızla yayıldı. İmkanı olanlar Louislerden beşi bir yerde kolyeler, bilezikler istiyordu. Sikkeleri taraklarına takanlar bile vardı.

Velhasıl Osmanlı şehirlerindeki bu aşırı ve beklenmedik talep parayı para olmaktan çıkardı, mala dönüştürdü. Louislerin değeri inanılmaz bir yükselişe geçti. Normal olarak 12 Louis 1 ekü ederken, Osmanlı kadınları verdikleri 1 ekü karşılığında 8, 7, hatta 6 Louis kabul ediyorlardı.

Para sistemi altüst oluyordu.

Ama keşke bu kadarla kalsa...

Tatlı kazanç vurguncuları da ortaya çıkardı. Önce kimi Fransız tacirler yasa dışı yollardan daha düşük alaşımlı, yani daha az gümüş, daha çok bakır içeren Louisler basmaya karar verdiler. Kalpazanlıkla suçlanmamak için bir yol aradılar. Sonunda geçmiş günlerden kalma para basma yetkisini kağıt üzerinde de olsa hala elinde tutan kimi soylulara başvurdular...

İşe yaradı... Eski darphaneler çalışmaya başladı...

Osmanlı kadınları talep ettikçe ediyordu ve alaşım umurlarında değildi..

Hal böyle olunca para kazanma hırslarıyla ünlü Cenovalılar da devreye girdi. Üstelik şanslıydılar, ülkelerinde bol sayıda para basma yetkisi olan derebeyi vardı.

Böylece iş çığrından çıkmaya başladı, 1665'den sonra çok büyük miktarlarda, utanılacak derecede düşük alaşımlı sikkeler basıldı ve satıldı.

Avrupalı endişe etmeye yüz tutmuştu. 1665 yılının Haziran'ında Serristori, Büyük Duka'ya şöyle yazıyordu:

"Burada, Livarno'da şu mübarek Louisler konusunda büyük bir kargaşa yaşanıyor. Hazine Mutemedi büyük bir telaş içinde bu paraların kasalara sokulmamasını öğütlüyor. Bu Louislerin iyileri de var, kötüleri de. Ama hangilerinin kötü olduğunu kimse bilemiyor. Başta tüccarlar herkes tedirgin ve husursuz..."

Sahte Louisler ticaret ve mal alışverişinde devreye giriyor, ülke hazinelerine sızıyordu...

Osmanlı kadını için ne gam!

O hâlâ kolye, bilezik, küpe için Louis peşindeydi.

Dalga erkekleri de etkilemişti. Mesela Kandiye kuşatması sırasında yeniçeriler, Louis olarak ödenmediği takdirde maaşlarını kabul etmeyeceklerini ilan etmişlerdi.

Asıl kıyamet 1667'de koptu.

Yüklü bir ticari alışveriş sonrası İngilizler Osmanlı'dan Louis olarak tahsil ettikleri sikkelerin gerekenden üçte bir daha az gümüş içerdiğini tespit edince Osmanlı İmparatorluğu'nu protesto ettiler. Osmanlı da bu protestoyu Fransa'ya iletip onları kalpazanlıkla suçladı.

Fransa ve Cenova karıştı. Fransa-Cenova ilişkileri gerildi. Cenovalılar tecrit edildiler. Avrupa ekonomisi etkilendi. Osmanlı ise sarsıldı. Elinde nedereyse tümü kalp olan bir yığın gümüş para kaldı.

Ve millet işin sonunda farkına vardı.

Bir süre sonra İstanbul'da artık hiçbir işlemin nakit parayla yapılması mümkün değildi. Gıda maddelerinin fiyatı iki katına çıkmıştı. İnsanlar ekmek almakta bile zorlanıyorladı. Kimse Louis'yi kabul etmiyor, ondan kurtulmaya bakıyordu. Ve 1669'da ayaklanma vari bir halk tepkisi oluştu...

Avcı Mehmet çözümü neden sonra her bir Louis'yi eritip içindeki gümüşü sahibine geri vermekte buldu...

Bugün bayram...

Analarınızın elini iki kez öpün... Eşlerinizi hoş tutun...

İyi bayramlar...

* Kaynak: Carlo M. Cipolla, Neşeli Öyküler...

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi