BASIN İLAN

Ortadoğu’da Çin etkisi büyüyecek

Haber Merkezi Yeni Şafak

DR. NASIR EL-TAMİMİ

SİYASİ ANALİST

Çin’in en prestijli araştırma merkezlerinden Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nin alt kuruluşu Batı-Asya ve Afrika Çalışmaları Enstitüsü, geçtiğimiz ayın sonunda Ortadoğu’daki gelişmelere yönelik raporu Sarı Kitap’ı yayınladı.

Ortadoğu’da, ABD başta olmak üzere Batılı güçlerin etkisinin yitirildiği belirtilen raporda, Çin ve Rus modellerinin daha çok dikkat çektiği ve böylelikle yeni bir durumun ortaya çıktığı kaydedildi. Şüphesiz, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2013’te Tek Yol-Tek Kuşak Girişimi’ni (BRI) başlattığından beri, Ortadoğu’nun bu kolaylaştırıcı büyük projede kritik bir rol oynaması bekleniyor. Bu yargıyı destekleyen altı gösterge bulunuyor.

ÜÇ VARİLDEN İKİSİ BÖLGEDEN

Bunların birincisi enerji. BRI’nın itici faktörlerinden birisi, Çin için enerji kaynaklarına ulaşmayı güvence altına almak. Çin’in petrol ithalatını çeşitlendirme çabalarına rağmen, Çin’in toplam ham petrol ihracatında üç varilden ikisi hala Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden sağlanıyor. Uzun vadede bu rakamın yükselmesi bekleniyor çünkü iki önemli faktör var: Birincisi, Ortadoğu en çok petrol üreten bölge olarak kalmaya devam edecek; ikincisi, bütün senaryolarda (en karamsar olanlarda bile) Çin’in petrol ithalatının artması bekleniyor. Bu sırada, Çin’in doğalgaz ithalatının da önümüzdeki yirmi yılda önemli oranda artması bekleniyor. Bu durum, Ortadoğu’daki ülkelere gelecekte ilişkilerini güçlendirme fırsatı verebilir.

İkinci olarak, ekonomik büyüme; küresel ekonomide gelecekte yaşanacak büyümenin, özellikle Doğu Asya, Afrika ve Ortadoğu’da Deniz İpek Yolu etrafında yoğunlaşması bekleniyor. Elbette, 2005’ten 2017’ye kadar Çin’in üçte ikisi ASEAN, Ortadoğu, Afrika ve Avrupa gibi Deniz İpek Yolu’na sınırı olan ülkelere yoğunlaştı. Daha ileriye bakacak olursak, Çin’in, gelecek küresel ticaret trendleriyle birlikte bu bölgelere yatırımlarının artmasını beklemek makul olacaktır.

Altı göstergenin üçüncüsü ise lojistik maliyetleri; Çin’i Orta Asya, Rusya, İran ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan yeni İpek Yolu önemli ancak bu yolun, deniz ticareti hatlarıyla mücadele etmesi beklenmiyor. Resmi rakamlara göre, Çin’in dış ticaretinin yüzde 90’ının deniz ticareti oluşturuyor. Önümüzdeki yirmi yıl boyunca da bu durum belli nedenlerle pek değişmeyecek ki bunların en önemlisi; deniz ticareti daha verimli, ucuz ve daha az karışık ve birçok ülkenin sınırlarından geçmeyi gerektirmiyor. Bununla birlikte, küresel ekonomide gelecekte yaşanacak büyümenin, özellikle Doğu Asya’da Deniz İpek Yolu civarında yoğunlaşması bekleniyor. Çinli şirketler, Eylül 2017’ye kadar 34 ülkeyle liman yatırımı veya liman mülkiyeti anlaşması, ayrıca 8 ülkeyle de 12 yatırım planlandığını doğruladı.

YENİDEN YAPILANMA OPERASYONLARI

Dördüncü gösterge yapı pazarı; küresel yapı endüstrisindeki büyüme, önümüzdeki yıllarda ivme kazanacak. Asya, Ortadoğu ve Afrika’da ortaya çıkan pazarlar, önümüzdeki on yıl içinde dünyada en hızlı büyüyen yapı piyasalarına ev sahipliği yapacak. Bunlar, Irak, Suriye, Yemen ve Libya’da yüz milyarlarca dolar gerektiren devasa yeniden yapılanma operasyonlarına ek olarak gözlemlenecek. Bu gelişmeler, Çinli şirketlerin bölgede yatırım ve ekonomik faaliyetlerini artırmak için büyük imkanlar sağlayacak.

Beşinci olarak askeri ilişkiler; Çin, Batılı ülkelerin Ortadoğu’ya satmayı reddettiği uzun menzilli füzeler, insansız hava araçları ve uydu teknolojileri gibi askeri silah ve teknolojileri tedarik etmede önemli bir rol oynayabilir. Bu bağlamda, Çin’in askeri kapasitesi istikrarlı bir şekilde artıyor. Orta ve uzun vadede Çin’in silah sistemleri, Ortadoğu ve Afrika’da Batı ülkeleri ve Rusya’yla mücadele edebilecek. Bu durum, Çin’in bölgedeki askeri varlığının artmasıyla sonuçlanabilir.

DENİZAŞIRI NÜFUSU KORUMAK

Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü, Çin’in artan askeri kabiliyetinin altını çiziyor: “Çin’in askeri gelişimi, Batı’nın sahadaki gelişmiş silah sistemleri üzerindeki egemenliğine artık kesin gözüyle bakılamaz. Çin’in deniz aşırı daha fazla satış yapmaya önem vermesiyle birlikte, daha geniş bir düşman yelpazesi tarafından kontrol edilen daha fazla bölgede daha gelişmiş askeri sistemlerle karşılaşabilir.”

Ve son olarak, Çinliler; denizaşırı yaşayan Çin nüfusu önemli bir şekilde artıyor ve terörist saldırılar, korsanlık ve siyasi huzursuzluk karşısında korunmaya ihtiyaç duyuyor. Ortadoğu ve Afrika’da yaşayan Çin kökenli ve göçmen Çinlerin sayısı yaklaşık 1.6 milyon. Bu rakamın yarım milyonundan fazlası yalnızca Ortadoğu’da bulunuyor. Bu bağlamda, Çin ve Ortadoğu arasındaki bağların önümüzdeki yıllarda istikrarlı bir şekilde büyümesi ve çeşitlenmesi öngörülüyor ve daha ileriki zamanlarda yapılacak sözleşmeler için kuvvetler de oldukça güçlü.

*Çeviri: Fatma Nur Aktaş

Yorum

+

Son gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.
Yenisafak.com bildirim ile, web sitesine girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.