T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Atasözleriyle Azeri zekâsı

Ruslar'da birkaç atasözü vardır ki, Tatar ya da Azeri her ne olursa olsun, temelde Türk kastedildiğinden tekrarlamaya değer. Ruslar, "Başarılı her Rus'un arkasındaki perdeyi kaldır bir Tatar çıkar" der.

Tarih boyunca ot yiyenleri, et yiyenler, et yiyenleri de balık yiyenler yendiler. Hazar Denizi kıyısına yerleşen Azeriler, dünyaya "havyar"ı tanıtan milletlerden biridir. Anadolu topraklarında yeşerip büyüyenlerden Azeriler, çok daha boylu ve iriler, erkekleri de kızları da! Günlük gıdalarının balık olmasının yanında iyotlu ve zengin mineraller içeren içme suları onlara böylesine bir özellik vermiş. Bakü'de kaldığımız sürece hemen her yerde iri-kıyım "korumalar" gördüm, sonra baktım ki, sokak ve caddelerde yürüyenlerin de onlardan farkı yoktu.

NERİMANOV DA AZERİ'YDİ

Anılarında "Kalmuk Türkü" olduğunu yazan Lenin'in sağ kolu Dr. Neriman Nerimanov, Azeri soyluydu. Bir zaman geldi onu zehirlediler. İddialar bu merkezdedir. Uzay yarışında Birleşik Amerika'yı yaya bırakan Sovyet İmparatorluğu'nda bu işin başında General Kerim Kerimov bulunuyordu. Kerimov, bugün 83 yaşında ve Bakü'de yaşamını sürdürüyor. Zaten Ruslar'da birkaç atasözü vardır ki, Tatar ya da Azeri her ne olursa olsun, temelde Türk kastedildiğinden tekrarlamaya değer. Ruslar, "Başarılı her Rus'un arkasındaki perdeyi kaldır bir Tatar çıkar" der. Gorbaçov'un eşi Raisa da Akmescit doğumlu ve Tatar soyluydu ama, tıpkı o da namlı balet Nuriyev gibi anılarında "Damarlarımda Slav kanı dolaşıyor" diye yazmıştır. Kuzey komşumuzla geçmişi eşeleyip yeniden aramızı bozmanın hiç gereği yok. Sadece kimi atalar sözünü buraya kaydederek düşmanlık tohumlarının filizlenmesine ve sürmesine Ruslar'ın sebep olduğunu belirtmek istiyorum.

NERİMANOV DA AZERİ'YDİ

Türkçemiz'de Ruslar'ın aleyhinde herhangi bir atalar sözü ya da deyim olduğunu hatırlamıyorum. Sadece "Moskof gavuru gibi davranma" tembihi hafızamda kalmış. Fakat kuzey komşumuzun deyim ve atasözlerini kurcaladığımızda önümüze asla kabullenemeyeceğimiz tavsiyeler içeren tekerlemeler çıkıyor.

Sözün gelişi; "Türk'ten karını, Çeçen'den canını, Azeri'den paranı koru" lafı Rus insanlarının arasında dilden dile dolaşır. Sovyet imparatorluğu yıkıldıktan sonra artık onların da bize yönelik tavırlarını değiştirmeleri gerek, tıpkı bizler gibi...

Sarı Gelin türküsünün Ermenice olduğunu öne sürenler yanılıyorlar. Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu döneminde hiçbir zaman "köle" muamelesi görmediler, onların arasından vezirler, büyükelçiler, paşalar, dışişleri bakanları çıktı. Levon Çark'ın "Türk Devlet Hizmetinde Ermeniler" adlı eseri bunun belgesidir. Zaten, Osmanlı İmparatorluğu'nun son Reisülküttab'ı (Dışişleri Bakanı) Gabriel Nurodikyan, adından da anlaşılacağı üzere Ermeni soyluydu. Bakü'de konuklar şerefine verilen bir akşam yemeğinde Türk misafirseverliğinin izlerini gördüm. masalar alabildiğince yiyecekle doluydu. Bu arada boylu-poslu, çıplak kollu ve kolları hamur gibi olan bir şarkıcı mikrofon başına geçmeden önce 6-7 yaşlarında bir kız çocuu sahneye çıkarak dans etmeye başladı. Ne yazık ki bu miniğe "dansöz" libası giydirilmişti. İçim sızladı! Az sonra Azerbaycan Güreş Federasyonu Başkanı Abbasov, ki ev sahibiydi, ağır sözlerle puf böreği gibi kolları olan obez şarkıcıya hakaret ederek miniği sahneden çekmesini istedi.

SARI GELİN TÜRKÜSÜ

Bu arada "Sarı Gelin" türküsünü tamamlamış olan bayan şarkıcının yediği zılgıttan son derece meyus olduğunu görerek "Yahşi söylüyor" dedim, o da beni gösterip, "Bakınız yahşi söylediğimi belirtiyor" dedi ama, hatası büyüktü. Minikle birlikte o da sahneden alındı. Milyonlarca Azeri, İran'da, Rusya'da yaşıyor. Ukrayna, Beyaz Rusya, Rusya, Estonya, Litvanya, Özbekistan ve Türkmenistan'da çok iyi yerlerde olan Azeriler gördüm. Azeriler'in anavatanları Azerbaycan'ı hiçbir zaman unutmadıklarını da türlü-çeşitli yayınlardan anlamak mümkün. Azeri milleti, hem iri-yarı, hem de uzun yaşıyor. Karabağ'dan, Şuşa'dan sürüldüler. Dağlık Karabağ'da binlerce yıldan beri ortalama hayat 100 yıl olarak belleklerde.

Şuşa'nın Dağları, Sarı Gelin, Ermeniler'in meydana getirdikleri dram, çözülecek gibi değil. Bu yüzden Azerbaycan'da oynak havalar, dansöz kırıtmalarına rastlanmıyor. Azerbaycan, bir milyon Karabağ göçmeniyle birlikte kan ağlıyor ama ticaretin çarkları da bu acı, bu umutsuzluk içinde, yine de dönüyor. Otlukbeli Meydan Savaşı'nda Uzun Hasan'ı, Çaldıran'da Şah İsmail'i, Ridaniye'de Tomanbay'ı, daha öncelerine inersek 1402'de Ankara'da Yıldırım Beyazıt'ı yenip esir alırken, kardeş, kardeşi vururken, Türklük bilinci yoktu. Çadırının üstünde "Türk ve Moğol İmparatoru" diye yazan Timur, binlerce Türk'ü canlı canlı toprağa gömerken, sadece bir tek şey düşünüyordu: "Yıldırım Beyazıt'ın taraftarlarını ezmek." Kaşık kadar bir ülke olan ve nüfusunun % 70'i kadınlardan ibaret olan Ermenistan, Azeri kardeşlerimizi böylesine perişan etme hakkına sahip değil. Birlik ve beraberlik, bunun da üstesinden gelir.




Devam Sayfaları
1 | 2 | 3

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 

Ali Gümüş
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED