AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Üniversiteden sahte bal

Sahte balı gerçeğinden ayırmak neredeyse imkansız. Üstelik yüksek tonajlarda üretim ve ihracat yapan bazı şirketler üniversiteden hocalarla çalışarak ürünler üzerindeki denetimlerde ballarını temize çıkartabiliyor.

Bal piyasasının ürünleri dünya çapında takdir toplamış iki ismi Aksu Vital ve Kaçkar Bal ile konuştuk. Kaçkar Bal butik üretim yaparak sadece özel müşterilere bal gönderiyor. Avrupa'dan gelen taleplere cevap veremiyor çünkü arılarını sadece saf balla beslediği için üretim tabiat şartlarına göre azalıp çoğalıyor. Aksu Vital'in sahibi Yunus Aksu'nun bal krizine yeni bir artçı ekleyecek iddiası ortalığı iyice karıştırabilir. Aksu, yüksek tonajlarda üretim ve ihracat yapan bazı firmaların üniversiteden hocalarla çalışarak ürünler üzerindeki denetimlerde ballarını temize çıkarttıklarını söyledi.

Üniversiter de karıştı

Arıcılık sektörünün kendi içinde örgütlenerek oto kontrol sistemi geliştirmesi gerektiğini tüm sektörü kucaklayan bir yapılanma ile tek çatı altında toplanmalarının elzem olduğunu belirten Aksu, arıcıların bahar şerbetlenmelerinde mısır şurubu kullanmalarının önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti. Aksu'nun en ilginç iddiası ise sahteciliğin en üst boyutu; " Bal piyasasında yüklü tonajlarda çalışanlar içerisinde üniversiteden hocalarla çalışan firmalar var. Bunlar analizleri boşa çıkaracak yöntemler geliştiriyor.

Tüketicinin bal alırken ucuz fiyata göre tercih değil, marka olanı tercih etmesi ve günü birlik markalardan uzak durması gerektiğini tavsiye eden Yunus Aksu yaşanan bal krizinin tüketicinin bilinçlenmesiyle büyük oranda aşılabileceğini ifade etti. Aksu'nun tüm tüketicilere tavsiyeleri ise şunlar; "Tüketici, bal konusunda bilgilenmeli, örneğin balın zamanla kristalleşebileceğini, renk ve aromasının çiçeğe göre değişiklik arz edebileceğini bilmeli.Tüketicilerimiz bala gereken değeri verdiklerinde, alırken gerekli hassasiyeti gösterdiklerinde sorun büyük bir oranda çözülecektir. Bir de çok önemli gördüğüm bir noktada balı satın aldığı satıcı firma market yada şarküterinin kalitesi balın kalitesini belirleyecektir. Yapay kalitesiz ürün satan marketler elenmelidir. Zira satın alma sırasında marketler tarafından bile bile yapay ballar satın alınmakta bunun en belirgin göstergesi aldıkları fiyatlardan çıkarmak mümkündür."

Dürüst üretici korunsun

Aksu Vital'in sahibi Yunus Aksu son günlerde çıkan balla ilgili haberlerde maksadın üzüm yemeyi aşıp bağcıyı dövmeye dönüştüğü görüşünde. Aksu bu açıklamaların Türkiye'nin ekonomik hassasiyetlerini göz önüne almadan yapıldığını savundu. " Öncelikle tüm gıdalarda olmazsa olmaz olan ve bizim insanımızın en tabii hakkı olan sağlıklı gıdalar tüketmesi konusunda gerekli tüm tedbirler alınmalı ancak bunu yaparken geride bu işi yapabilecek sektörde kalmalıdır" diyen Yunus Aksu arıcıların tamamının cezalandırılmasının suçluyu cezalandırmak olmadığını kaydetti.

Yapılan açıklamaların maksada uygun olması gerektiğinin altını çizen Aksu'nun konuyla ilgili, tüketiciye, sektöre ve bakanlığa tavsiyeleri ise şu şekilde: " Arıcı birlikleri arıcıların eğitimine öncelik vermeli ve üreticilerimizin dürüst olanlarının korunmasına dolaylı katkıda bulunmalıdır. Denetlemelerde ve ihracatta akredite olmuş laboratuarların analiz kriterleri derhal yayınlanmalı bal kodeksinin dışında yeni kriterler belirlenmiş ise üreticilere bildirilmelidir. Tüketici bala hak ettiği değeri vermeli ve ucuz olanı tercih etmemelidir. Balın insan sağlığına katkısı en yüksek gıdalardan olduğu göz önünde bulundurularak iyilerinde tanıtımının yapılmasına katkıda bulunulmalı."

Gerçek balı anlamak zor

Kaçgar Bal'ın sahibi Remzi Özbay dedelerinden kalma balcılık mesleğinin sırlarını anlattı. "Kaçgar Bal 300 yıldır Kafkas arılarından bal sağıyor. Yurtdışından çok talep oluyor ancak biz bu talebi karşılayamayacağımız için cevap veremiyoruz. Bunun nedeni ise son dönemde ekolojik dengenin bozulmasından dolayı çok bal çıkmaması. İklim şartları yüzünden çok az üretebiliyoruz. Oğul döneminde bile arılara şeker veya başka bir katkı maddesi vermediğimiz için yıllık üretimimiz 5 bin tonu geçmiyor. Bu da Avrupa'dan gelen talepleri karşılayabilecek bir rakam değil. Ancak çok özel müşterilere tane ile gönderiyoruz."

Özbay bir balın gerçek veya sahte olup olmadığının anlaşılmasının imkansız derecede zor olduğunu ifade etti. "Gerçek balı tüketici değil ben bile bakarak veya tadarak anlayamam" diyen Özbay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aynı yerde bulunan iki kovandan biri diğerinden farklı tadda. Buna göre ayetlerin 'şifa' olarak tanımladığı balı bulmak için çok uğraşmak gerekiyor. Balı kıymetlendiren 3 şey ise şunlar; Birincisi; çiçek çeşidi çok olacak. Kaçkar dağlarında dünyadaki çiçek çeşidinin üçte ikisi mevcut. 10 bin çiçek çeşidi yetişiyor. İkincisi; üretici, üreticiden balı alan pazarlama firması ve ihracatçı hile yapmayacak. Bu üçünden biri hile yaptığında hepsi birlikte yanıyor. Çünkü üreticiden son satış noktasına kadar hile yapmak mümkün. Üçüncüsü; Bal'ın çıktığı yer ekolojik olacak. Yani o bölgedeki tabiatta fabrika bulunmayacak, toprakta ilaçlama yapılmamış olacak." Gerçek Bal bir vicdandır, bir namus meselesidir diyen Özbay, üretimden son aşamaya kadar balın kontrollü satılması gerektiğini ifaederek, "Bal'ın içinden naftalin çıkarsa tahlil laboratuvarı bunu anlar. Ancak şekeri anlaması imkansız" diyerek asıl meselenin dürüstlük olduğuna işaret etti.

Anadolu'da sevilene 'balım' denir

Arı Türklerde tüm arı türlerine verilen addır. Türklerin ilk kez Anadolu'da balarısı sözünü kullanmaya başladıkları sanılıyor. Kaşgarlı Mahmud'un açıklamasından da anlaşıldığına göre Türkler önceleri bala "arı yağı" diyorlardı. Sonraları özellikle batı Türkleri (Oğuzlar, Kıpçaklar, Suvarlar...) bal demeye başladılar. Balın Anadolu'nun beslenmesinde de önemli rol oynadığı kesin. Çatalhöyük duvar süslemelerinde çiçekler üzerinde böcekler resmedilmiştir. Bu da bize günümüzden 8-9 bin yıl önce Anadolu'da arının balı çiçeklerden topladığının bilindiğini gösteriyor. Anadolu'da insanlar sevdiklerine balım dedikleri gibi, bunu bir övgü sözü olarak da kullanırlar. Bu da Anadolulunun bala verdiği değeri gösterir.

İlaç olarak kullanılırdı

Balı kimin ne zaman ve nasıl bulduğu bilinmiyor. Ama, arının yaklaşık 30 milyon yıldır var olduğunu, o günden beri aynı çalışkanlıkla bal yaptığını bilmekteyiz. Balı insanların tanıdığını, topladığını gösteren en eski belge İspanya da Valencia eyaletinde Bicorp da Arana mağarasında bulunmuştur. Araştırmalar mağaranın duvarındaki bal toplayan kızın resminin 16 bin yıl önce yapılmış olduğunu göstermektedir. Yanı sıra günümüzde ilkel olarak yaşayan kabilelerin balın kutsallığına inandıklarını, dini törenlerde önemli yer verdiklerini izliyoruz. Hititlerin, Sümerlerin, Mısırlıların, Romalıların Yunanlıların, birçok eski kültürün balı ilaç olarak kullandığını, tarihte ün yapmış hekimlerin her derde deva olarak kabul ettiğini görmekteyiz. Hititler in çivi yazısıyla yazdıkları toprak levhalardan günümüzden 4000 önce arıcılığı tanıdığını öğreniyoruz. Piramitlerde ağızları hava geçirmeyecek biçimde kapatılmış bal küpleri ve Kraliçe Hepçesut un armasında arı bulunması, Mısırlıların bala büyük değer verdiğini gösteren delillerdir. Mısırlı, Romalı, Yunanlı ve Arap hekimler balı göz hastalıklarında kullanmışlardır. Hippokrates hava ve suyla eş değerli görüyor, tüm hastalıklara karşı kullanıyordu. Asklepiades ise, ruhi ve sinirsel hastalıklarda kullanıyordu. Plinius, Dioskorides ve birçok hekimin çeşitli hastalıklara karşı yalnız, bitkilerle karıştırarak veya şurup, merhem olarak da kullandıklarını görüyoruz.

1. Bölüm: Yunan arıları balımızı çalıyor
3. Bölüm: Ölülere bal ürettiriyorlar


14 Mayıs 2005
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan


Fatma Durmuş


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED