T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
D İ Z İ 24 KASIM 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Başın üzerindeki göz
Fatma Karabıyık BARBAROSOĞLU


İğneleyici hüküm çıkardılar

Başörtüsüne takılan her bir iğne, başörtüsünden vazgeçilmezlik olarak algılandı. Sadece kemikleşmiş bir karşı duruşu olanlar değil her konuda ilerci ve çağdaş görünenler bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerine bina etti.

Başörtüsü karşıtları dindar kadınların başörtülerine taktıkları iğneden iğneleyici hükümler çıkardılar 90'lı yıllar boyunca. Her konuda ilerici ve çağdaş olanlar söz konusu başörtüsü olduğunda eski kriterleri geçerli ve doğru kriterler olarak kabul etmekten asla vazgeçmedi. Bu bakımdan başörtüsünü onların gözünde "sahih" kılacak yegane ölçü, ya Anadolu kadınının kullandığı iğnesiz yemeni tarzı başörtme şekli idi-ki bu şekil Cumartesi Anneleri'nin eylemleriyle sembolleşti- ya da cumhuriyet döneminin alnı kapatan fakat boynun altından fiyonk yapılmış örtülerine uygunluk. Kadınların başörtülerinin bir ucunu kulak hizasından ya da tepeden iğnelemeleri bir tarikata ya da siyasi partiye mensubiyetin ipuçları olarak değerlendirildi. Hatta zaman zaman medya, TSK'nın sözcülüğünü üstlenerek orduevlerine alınmayan başörtülü kadınlarla ilgili olarak bu yasak/ bu girebilir diyerek, saçı hiç göstermeyen başörtüsünü yasaklı,saçın ve boynun bir kısmını açıkta bırakan, boynun altından bağlanmış örtüye "serbest" statüsünü kazandırdı.

Başörtüsü karşıtları için başörtüsüne takılan her bir iğne başörtüden vazgeçilmezliği simgeliyordu. Başı örtülü tutmak konusundaki kararlılığı dışa vuran eylem planı olarak algılandı iğneler. Başörtüsüne kemikleşmiş bir karşı duruş ve kemikleşmiş bir cumhuriyet vatandaşı kavramından yaklaşanlar değil, liberaller bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı, başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerine bina ediyor. Başörtüsü ve iğne bahsi sadece başörtüsü karşıtlarını değil, başörtüsüne içeriden bakanları da meşgul etti.1980'li yılların ipek eşarpları 1990'lı ve 2000'li yıllarda yerini daha ziyade İtalyan tarzı sentetik eşarplara bıraktı.Bir moda akımı olarak belirlenebilecek olan sentetik başörtülerin yaygınlaşmasının pekçok sebebi var. En önemli sebebi her gün dışarıda olan öğrenciler ve çalışan kadınlar için çeşitliliğe imkan verecek kadar ekonomik açıdan ulaşılabilir olması. Her kıyafetin üzerine takılabilecek sentetik eşarplar, buruşmayan özelliği yüzünden tercih ediliyor. Ne var ki, bu eşarpların kaymaması için sadece boyuna takılan iğne yeterli değil. Tepeye, iki yanlara ve boyna takılan iğnelerle başörtüsündeki iğne sayısı dörde çıkıyor.

Başörtüsü karşıtları, başörtüsündeki iğnelerin sayısı arttıkça durumdan "iğneleyici hükümler" çıkarıyor diğer taraftan 1980'li yılların baş bağlama şeklini koruyanlar, bu yeni tarz küçük ve arkadan bağlanmış başörtülülere ihtiyatla yaklaşmayı seçiyor. Sentetik başörtülerin, arkada bırakılan uçları dik durduğu ve rüzgarda kolaylıkla açıldığı için üzerinden bağlanma işlemini gerektiriyor. Ne var ki bu tarz baş bağlama Hollywood aktrislerine benzetilme riskini taşıyor. Nitekim Türkiye'yi ziyaret eden ABD'li din felsefesi uzmanının "Türbanlıları Hollywood artislerine benzetmesi" manşet yapıldı. Haberin devamında Din Felsefesi Uzmanı Prof.Bruce Matthew'e İstanbul'a neden daha önce gelmediği soruluyor ve şu cevap alınıyor: "Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim bilmiyorum" (16 Ağustos 2003 Milliyet)

Esasında İstanbul'da yapılmakta olan Dünya Felsefe Kongresi'ne katılmak için gelmiş olan Matthew'un yukarıdaki cevabına bakarak din felsefesi uzmanının biricik meşgalesinin hoş ve bakımlı kadınlar üzerine ihtisas yaptığı gibi bir anlam kayması söz konusu olduğu halde; "ciddi" geçmişi olan gazeteyi, bu anlam kayması ilgilendirmiyor, tesettürlü kadın imajının dindar kimliğinden koparılıp yeni tanım alanlarına hapsedilmesi üzerine dil geliştirilmesi öncelik kazanıyor.

Saç bakımı yerine başörtü bakımı

Kumaşın içine dikilmiş sentetik madde ile, başörtülerin önü asla bozulmayacak bir netliğe kavuşurken, aynı zamanda alnı tamamen açık tutan "siperlik" ile şapka havası belirginleşiyor. Önden bebek şapkalarını andıran örtünün arka kısmı başörtüsü kesiminde. Şapka ile kaldırılmış baş kısımdaki saçların görünmesini engellemek üzere aynı kumaştan bere/bone ile saçlar örtülüyor. Başörtüsü yasaklarının ortadan kalkması için modacılardan medet umanlar, iğnesiz başörtüsü tasarımıyla fazla ilgilenmediler. Modern görüntüye eklemlenme biçimi olarak başörtüsündeki iplikler Muharrem Yücel'in daha ziyade alt gelir grubundaki vatandaşlara hitap eden tasarımına karşılık, iplik yardımıyla saç biçimi verilmiş başörtüler "abiye" olarak rağbet gördü. Düğün ve nişan törenleri için iğne- iplik yardımıyle tasarlanmış başörtülere rağbet eden kesimin alt-orta, orta-orta sınıflara mensup olması, kamusal alana ender çıkan kadın kimliğinin yegane kamusallık olarak evlilik törenlerini görmesinin ipuçlarını vermekte.

Başörtüsünden vazgeçilmezliği vurgulayan iğnelere karşılık,ipliklikle birbirine tutturularak oluşturulmuş kıvrımlar, başın üzerinde temsili saç görünümü yakalamaya çalışarak, başı açık kadınların saç bakımını, "başörtü bakımı"yla karşılamaya çalışan bir tavrın ürünü. Bu tavır 2000'li yıllarda belirginlik kazanan popüler kültüre başörtüsüyle eklemlenmenin uç örneklerinden biri. Başörtüsü üzerinden kurgulanmaya çalışılan çatışma teorilerini iğne- iplik yardımıyla geçersizleştiren, saç gibi tasarlanarak bukle ve topuz havası verilmiş başörtüleri en fazla tercih edenler "bizim de başımıza/başörtümüze bakım yaptıracak kadar paramız" var mesajını vermeye çalışıyor.

İĞNENİN YERİNİ İPLİK ALINCA

Laikler ve liberaller başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerinden şapkalı çözümler ürettikçe başörtüsüyle şapka imajını birleştiren yeni modeller ortaya çıktı. 1990'lı yıllarda kar başlıklarının moda olmasından istifade eden öğrenciler kış döneminde okul kampüslerine bu başlıklarla gitmeyi denemişlerdi. İğnesiz başörtülerin mucidi Muharrem Yücel, 70'li yılların unutulmaz dizisi "Küçük Ev"in kadın kahramanlarının başlarına taktıkları başlıklar ile Asya kökenli kadınların başörtme biçimini birleştirerek iğnesiz başörtüler tasarladı. Yücel'in, iğnesiz başörtüleri dar gelirli kesimlerde kısa sürede yaygınlaştı.

Felsefecinin türbanlı yorumu

İstanbul'da 1960'lardan fırlamış gibi güzel, eşarplı kadınlarla karşılaştım. Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim bilmiyorum. Türbanları bağlayış stilleri son derece değişik. Özellikle boynun arkasından çevirerek bağladıkları başörtüleri bana, 60'larda Chevrolet'lerin sürücü koltuğuna oturmuş, havalı Hollywood artislerini hatırlattı. Bu kadar güzel olmayı ve dikkat çekmeyi, saçlarını kapatmaya rağmen başarabilmek bir mucize.

'Pratik eşarp tercih ediliyor'

İğnesiz başörtüsünün mucidi Muharrem Yücel, iğneyle takılan başörtülere alternatif olarak geliştirdiği modelinin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü söylüyor. Yücel, hem daha şık hem de iğne yutma sorununa bu baş örtüsü modeliyle çözüm getirdiklerini anlattı. "Çok kumaş denedim ve en sonunda ligralı kumaş kullanarak bedensel ölçüyü de çözdüm. Takılması pratik, kullanımı kolay olduğu için beğenildiğini düşünüyorum. Ayrıca takıldıktan sonra da gün boyu düzeltme derdi olmuyor. Hanımların şikayet ettiği konulardan biri eşarplarının önlerinin bozulması. Bu pratik eşarpla böyle bir dertleri kalmıyor. İğne derdi de olmadığı için takılması kolay. İğne arama ya da iğne yutma olayları gibi vakalar yaşanmıyor. Genç kesim özellikle öğrenci kesimi diğer gruplara nazaran daha çok kullanıyor."

  DİĞER BÖLÜMLER
  • 1. Bölüm : Sokakta ferman padişahın, evde kadının
  • 3. Bölüm : Tesettür defilelerinde 'öteki' üzerinden şov
  • 4. Bölüm : Modernite durumdan vazife çıkardı
  • 5. Bölüm : ŞEKİL-İDEOLOJİ arasında başörtüsü
  • 6. Bölüm : Başörtüsü korkularına estetik biçim kattılar!
  • Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi