|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| D İ Z İ | 25 KASIM 2005 CUMA | ||
|
|
Tesettür defileleri, ötekilik üzerinden, kimliğin, şov içinde dönüştürülmesi halidir. Tesettür defilesine karşı çıkan seküler zihniyet, iç çamaşır giyimini sunan bedenlerin başlarının kapatılmasına karşı çıkarken, esasında ötekinin kendine yaklaşma biçiminden endişe duyduğunu ifade etme istemektedir. "Öteki" aynı mekanı (podyum), aynı bedeni (manken) aynı ritüeli (defile) kullanarak kendisine en yakın mesafeye geldiğini ilan etmektedir. Tesettür defilesini hazırlayanlar "ben de buradayım" mesajını verirken şov mekanlarının kadim sahipleri "buradayım" mesajını işgal olarak okumaktadır. Diğer taraftan, bedeni göstermeye sınırlar getiren bir dinin temsilcisi olduğunu iddia etmekten vazgeçmeyerek, beden üzerinden sunum yapılması, tesettür giyimdeki kararsızlıkları arttıran bir unsur olmuştur. Tesettür defileleri şov /tasarım yoluyla ötekilik mekanlarına dahil olma yanılgısını ve bu yanılgıdan fetih heyecanı duyulması gibi suni bir zafer söylemini ortaya çıkarmıştır. (Suni zafer söylemi için Tekbir Giyim defilelerinden sonra Karaduman'ın cevaplarını yıllarına göre tasnif etmek faydalı olacaktır.) DEFİLEDE VÜCUDUN DİLİ İslami radyo kanallarından biri (adı bende saklı) radyoya reklam bulabilmek için reklamın helal kazanç için gerekli olduğu vurgusunu yaptıktan sonra, reklamlar için kendi radyolarını önermekte. Oysa kapitalizme karşı çıkışını felsefi bir duruş ile izah eden sosyalist radyo kanalı (adı bende saklı) radyoya asla reklam almadıklarını belirttikten sonra "bu radyonun sahibi sizsiniz" diyerek bir programın sponsoru olmak için gerekli miktarı belirtiyordu. Gücü yeten bir yıllık programa sponsor oluyordu gücü yetmeyen tek bir saate. Neden söz konusu radyo kanalı reklamınızı bizde değerlendirin demek yerine, önce reklamın müesese olarak hellaliğine vurgu yapmak ihtiyacı duyuyor? Aynı şekilde ilk tesettür defilelerinin ardından gündeme gelen "takvalı tutumlar"ı nasıl izah etmek gerekiyor? Çünkü tesettürü, defile eylemine indirgeyen zihniyet, eyleminin sahihliğini vurgulamak için din büyüklerinden fetva aldığını özellikle vurgulamak ihtiyacı hissediyor. FETVASI ALINMIŞ DEFİLE
"Fetvası alınmış" defilelerin encamını ölçmek için ilk tesettür kıyafetlerinin reklam diline uzanmak gerekiyor. 1980'li yıllarda özellikle kadın dergilerine verilen manto, pardösü, başörtü reklamlarında el ile çizilmiş resimler kullanılmaktadır. Resimde bir baş ve gövde vardır. Gövde, reklamı edilecek kıyafet için askı manasını taşımaktadır. Başın etrafını başörtüsü çevrelemekte, ne var ki baş yüzsüz olarak resmedilmektedir. Yüzde kaş, göz, ağız burun bulunmamaktadır. Özellikle Mektup, Bizim Aile, Kadın ve Aile gibi kadın dergilerinde firmaların ve satılan ürünlerin isimlerinin geçtiği reklamlarda tasarım ya da imaj söz konusu değildir. Yüzsüz illustrasyonlarla, vücut dilini vamp kadın olarak kullanan tesüttürlü manken sunumları arasında sadece 7-8 yıllık bir zaman diliminin olması, İslami kesimdeki üretici-tüketici davranış kodlarındaki değişimin hızını vermesi bakımından dikkat çekicidir. İlk tesettür kataloglarının hazırlanması 1997'li yıllara tekabül etmekte. Bu tarihin arka planında yerel yönetimlerde başarı elde etmiş Refah Partisi gerçeği ve İslami tv kanallarının açılması olgusu bulunmaktadır. İslami tv kanallarının açılması ve bu kanallarda tesettürlü kadın sunucuların yer alması özellikle evdeki kadınların ve genç kızların giyimini yakından etkilemiştir. Yerel yönetim başarısı, çevredekileri merkeze taşırken, merkeze eklemlenmenin birinci safhası her şeyin "islamca"sının üretilmesi olarak ortaya konmuştur. Ürünün "islamca" markalaştırılması rekabetin kalite ile değil imaj üzerinden gerçekleşmesi anlamını taşımaktadır. Tesettür ve moda kelimelerinin yan yana gelip gelemeyeceğinin tartışıldığı dönemde temel mesele tesettürün değişmezlik ilkesi ile modanın değişme ilkesinin nasıl bağdaştırılacağı idi. İLANLARA YANSIYANLAR Presantabl, tesettürlü sekreterlerin gazetelere verilen ilanlar ile arandığı dönemde hazırlanan tesettür kataloglarının en tipik özelliği henüz profesyonelliğin yakalanamamış olmasıdır. 1997 yılında hazırlanmış olan katalogda mankenlerin yüzleri makyajlı, iç ve dış mekanlarda çekilmiş fotoğraflardaki vücut dili ise mazbut bir görüntü ortaya koymaya yönelik olarak tasarlanmıştır. Kıyafetlerin farklılığı baş örtüsünün üzerine takılan, zincir, toka ve şapkalarla gerçekleştirilmeye çalışıldığı görülmektedir. Aynı firmanın 2004-2005 sonbahar -yaz katalogunda ise mankenlerin yüzlerindeki makyaj devam etmekte baş bağlama şekillerindeki abartıdan ziyade, vücud dilini öne çıkaran elleri,bakışları göz ve dudak hareketlerini "ben buradayım" olarak imleyen çekimler dikkat çekmektedir. Her defilede şov maksadıyla yapılan abartılı sunumların, tesettür defilelerinde, abartılı baş bağlama modelleriyle gerçekleştirilmesi, sokaktaki kadınların baş örtüsünü bağlama şeklini ve vücud dillerini etkiledi. Özellikle eğitimsiz ve alt gelir grubundaki genç kızlar tarafından tesettür defilelerini, referans kimlik gurubu olarak kabul görmesi dikkat çekicidir. Kendi tercihinden ziyade aile baskısıyla örtünmüş genç kızların konfeksiyon sektöründe işçi, tezgahtar olarak çalışması ya da sekreter olması giyim ile kendilerini ifade etmeleri konusunda motive edici bir unsur olmakta, bu konuda belirleyiciliği ise tesettür defileleri ve katoloğlar sağlamaktadır.
Örtüde otorite zayıfladı Düzenlediği tesettür defileleriyle gündeme gelen Tekbir Giyim'in sahibi Mustafa Karaduman, defile ve katalog çekimlerinde kullanılan baş bağlama modellerindeki değişimin örtü şekli üzerindeki etkisini değerlendirdi: "Bugün bir çok kuaförün salonunda bizim defile ve kataloglarda kullandığımız modeller bağlanıyor. Baş bağlama modellerindeki değişim de en büyük etki siyasi baskıların yanında dini otoritelerin zayıflamış olması. Mesela eskiden bir Timur Taş Hoca vardı. Bu hocamızın verdiği vaazların konusu ne olursa olsun mutlaka örtünme konusunu da işler ve tesettürün önemini her vaazında vurgulardı. Bugün insanları dini anlamda yönlendiren kimse olmadığı için herkes canının istediği gibi başını bağlıyor diye düşünüyorum. Eskiden bol kıyafetler büyük boy başörtülerimiz rağbet görüyordu ama şimdi kimse bu tür örtülere ve kıyafetlere ilgi göstermiyor.Herkes kendi duygu ve düşüncelerine göre örtünmeye başladı.İlk başta ürettiğimiz başörtü boyutları satılsa biz yine o model üretmeye devam ederiz. Ama biz büyük boy örtüler üretsekte onlar alıp istedikleri gibi başlarını bağlayacaktır." Başörtüsünden topuz yapıyoruz Tesettürlü müşterilerine özel günler için başörtüsü bağlayan kuaför Rana Temel son yıllarda başbağlama modasındaki değişimi anlattı. "Yaklaşık 15 yıldır tesettürlü gelin başı ve başörtüsü bağlıyorum.En başta gelin başı bağlamaya başladık ve model olarak klasik türban bağlama şeklini kullanıyorduk.Gelin başları son bir kaç yılda hızla arttı ve aynı zamanda artık özel günler için başörtüsü bağlamaya başladık.Bugün tesettür gelin başlarında çok fazla bir artış var. En başlarda sadece beyaz bir başörtüsü kullanılıyordu, duvak yoktu ama şimdi öyle değil.Duvak ve özellikle rahibe duvağı mutlaka kullanılıyor. Gelinbaşlarındaki en önemli değişim bence artık başa örtülen örtünün önden değil arkadan da bağlanması. Bu örtü şeklini günlük yaşamda kullanan tesettürlü bayanların sayısında da önemli bir artış var.Son 4-5 yıldır bu gelin başları daha fazla tercih ediliyor. Yine baş bağlanırken kullanılan aksesuarlarda önemli bir artış var. Gelinbaşının üstüne küpe bile taktıranlar var. Ama en çok saç bantları rağbet görüyor. Beyaz kumaş üzeri inci ve gümüşle süslü bu bantlar türbanın ön kısmına konuluyor.Bir türbanlı gelin başıyla kimi zaman 2 saate yakın süre uğraştığım oluyor. Çok fazla aksesurlar istedikleri için çok fazla zaman alıyor. Normalde bir gelin başını en fazla 1 saate bitiririm. Özel günlerde ö zellikle fular tarzı dolamalar çok yaygın olarak kulanılıyor.Fuların uçları dikilip güller yapılıyor veya başörtüsünden topuz yaptırıp bunu başın üzerine koyduruyorlar.
|
![]()
| ||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |