AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
'Çernobil tek başına
kanser sebebi değil'

TAEK Nükleer Bilgi Birimi Başkanı Göktepe, Çernobil'in tek başına kanser nedeni olmadığını söyledi. "17 ülkenin atığı Karadeniz'e akıyor" diyen Gültepe, geçmişte yapılan nükleer silah denemeleri serpintilerinin etkisinin çok büyük oldunu kaydetti.

Çernobil faciasının Türk toplumunun sendromu haline geldiğini ve halkta bir travma oluşturduğunu belirten Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Nükleer Bilgi Birimi Başkanı Yüksek Nükleer Reaktif Mühendisi Gül Göktepe, bu durumun halkın konuyu iyi bilmemesi ve kuşku duyması sonucu oluştuğunu söylüyor.

"Halka zamanında yeterli açıklama yapılsaydı, vatandaş tedirgin olmayacaktı. Dönemin yöneticileri tarafından yapılan açıklamalarda rakamlar verilmediği için algılama sorunları oluştu. Aslında bilgi vardı ancak bu bilgileri halka anlatma konusunda daha doğrusu riskin algılanması ve risk yönetimi konusunda sorunlar yaşandı" diyen Göktepe, Karadeniz'de kanser vakalarının artışı konusunda vatandaşların gösterdiği duyarlılığa ve endişelere önem verdiklerini dile getiriyor.

Çernobil fobisinden TAEK'in hak etmediği şekilde yara aldığını ve uzmanların yıllardır özverili çalışmalar ortaya koyduklarını ifade eden Göktepe, TAEK'in çernobil kazasını, mühendislik ve sosyoekonomik açıdan yakından takip ettiğini kaydediyor.

Trajedinin meydana geldiği 1986 yılından bu yana toplanan tüm verilerin bir seri döküman haline getirildiğini belirten Göktepe, şöyle devam ediyor: "Çernobil ölçümleri konusunda hiçbir gizli saklı belgemiz yoktur. Olayın ani etkisi ve kazanın meydana geldiği Ukrayna, en yakınında bulunan Beyaz Rusya ve Rusya'da çalışan uluslararası uzman ekipleri de, çalışmaları 19 yıldır değerlendiriyor. TAEK olayın gerçekleştiği tarihten itibaren bölgede ölçümler ve araştırmalar yapıyor. Bu araştırmaların sonuçları önümüzdeki günlerde kamuoyuna Ankarada bulunan merkezimizde açılacak. Herkes gelip neler yapıldığını, ölçüm değerlerinin ne olduğunu arşivlerden görecek."

TAEK'in 19 yıldır bölgede tüm çevre örneklerini, gıdaları, insan vücudu radyoaktivite ölçümünü ve değerlendirmelerini yaptığını ifade eden Göktepe, her türlü ürünün radyoaktivitesinin ölçüldüğünü belirtiyor. Çernobilin insan sağlığı üzerindeki etkileriyle ilgili en önemli raporun 1991 yılında yayınlandığını belirten Göktepe, 22 ülkeden 200 bilim adamının görev aldığı raporda çernobilin etkisinin beklendiği gibi yüksek çıkmadığını söylüyor.

Kansere yol açan pek çok faktör bilindiğini kaydeden Göktepe "Başta sigara, stres, gıdalardaki katkılar, kirli hava solumu, çevrede yayılan çöpler, trafikte solunan egzost, ilaçlar, yapı malzemeleri, sudaki toksit maddeler, tarım ilaçları, hormonlar ve genetik faktörler kansere yol açabilir. Radyasyon da bir risk faktörüdür ancak tüm diğer risk faktörleri arasında değerlendirildiğinde, bu derece yüksek oranda kanser riski iddialarının sebebi sadece çernobil olamaz" diye konuşuyor.

1996 yılında başlayan ve Karadeniz'e kıyısı olan 6 ülke arasında çok geniş bilimsel teknik işbirliği projesinin yapıldığını hatırlatan Göktepe, Türkiye'nin yanı sıra Ukrayna, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Gürcistan gibi ülkelerin bilim adamlarıyla 7 yıl boyunca Karadeniz'de tüm değer çalışmalarını yaptıklarını açıklıyor. Göktepe, "Karadeniz plajlarında, kumlarında, deniz canlılarında değişik balık türlerinde yapılmış analizleri elimizde mevcuttur. Bunların radyoaktif oranları çok düşük görünüyor. Uluslararası ve ulusal veriler; Karadeniz bölgesinde ortaya çıkan yüksek kanser oranı iddialarını doğrulamamaktadır. Artan kanser vakalarının gerçek nedeni çernobil değildir. Çernobilden dolayı Tiroid kanseri riski oranı Ukrayna, Rusya ve Beyaz Rusya'da 1 milyon kişide 100 vaka, diğer ülkelerde 1 milyonda 0,5 vaka olarak tahmin ediliyor. Yaşamın bir parçası olan radyoaktivite toprakta ve suda önemli miktarda vardır. Kömür yatağı santrallerinden küller uçuşuyor" diyor.

KKaradeniz'de kanser vakalarının arttığı sadece bir iddiadır. Doktorlar insanların kanser hastalığına neden yakalandığını tam olarak ispatlayamıyor. Yüksek dozda aldığı radyasyonu anlayabiliyorlar. Hastanın kanından ve hücrelerindeki araştırmadan radyasyonun hasarı tespit edilebilir" diyen Göktepe, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Çernobilin olduğu noktadan 14 kilometre yakınında Belarus, 100 kilometre içerisinde Rusya var. Bu ülkelerde bile tehlike yok. Yüksek ortamlarda yaşayanlar doğal radyasyona maruz kalır. Toprak yapısı ve bölgedeki çevre kirliliği kanser vakalarını arttırıyor. Bir de çevre kirliliğinin artışıyla doğrudan ilgisi var. Karadeniz kıyıları neredeyse çöp yığınları haline dönüştü. Karadeniz'e 17 ülke, 12 başkent ve 170 milyon insanın atığı nehirler kanalıyla geliyor. Ayrıca, azotlu ve fosforlu maddeler, insan atığı ve gübrelemeden çok ciddi tehlike arzediyor. Geçmişte yapılan nükleer silah denemelerinin de bunda etkisi var. Bölgedeki radyoaktivite değerlerini ölçmek için en hassas cihazları ve yöntemleri kullanıyoruz. Çernobilin kanser yapma faktörü çok düşüktür. 1 milyon kanser hastasından belki 1'i çernobil yüzünden ölmüştür."

Bir dönem Trabzonspor Başkanı ve Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı olarak görev yapan işadamı Mazhar Afacan, 2000 yılında yakalandığı akciğer kanseri nedeniyle iş hayatına ara verdi. Beş yıldır yaşam mücadelesi veren Afacan, gençlerin kanser hastalığının pençesine düştüğünü ve bu durumdan çok endişe duyduğunu anlattı. Afacan, Karadeniz'deki kanser vakalarının artış nedeninin çernobil olduğunu vurguluyor. Bölgedeki kaynak sularının radyasyon taşıdığını savunan Afacan, 1998 yılında bölgede doğal kaynak suyu fabrikası kurarken yaşadığı ilginç olayı şu sözlerle anlatıyor:

Dağlardan akan kaynak sularından ve kırsal kesimdeki sulardan numuneler alarak İstanbul'da Küçükçekmece Nükleer Atom Enerjisi Merkezi (ÇNAEM)'e gittim. O dönemde ÇNAEM'de görev yapan mühendisler bana, 'Sen bu suları boşuna getirdin. Bölgedeki kaynak sularının yüzde 90'ının radyasyonlu olduğunu ölçümlerle tespit etmiştik. Sen doğal kaynak suyu fabrikası kuramazsın' dediler. Yapılan tahliller sonucunda sularda radyasyon çıktı ve ben fabrikayı kuramadım. O dönemde bana bu açıklamayı yapan bilim adamları şimdilerde bölgede radyasyon olmadığını söylüyorlar." n BİTTİ

Kayıtları düzgün olmuyor

Çernobil faciası yaşandığında KTÜ Onkoloji Bölümü'nde dahiliye uzmanı olarak çalışan Prof. Dr. Fazıl Aydın, şimdilerde KTÜ'de öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Muayenehanesine başvuran kanser hasta sayısının her yıl artış gösterdiğini ifade eden Aydın, hastalığın özellikle gençlerde görüldüğünü söyledi. Erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanserinin hızla arttığına dikkat çeken Aydın, kanser vakalarının artışının bilimsel araştırmalarla tespit edilemeyeceğini ifade etti. Bölgede 1986 yılı öncesi kanser hasta kayıtları tutulmadığını dile getiren Aydın, sağlıklı verilere ulaşabilmek için eski bilgilere ihtiyaç olduğunu ancak ellerinde çernobilin kanser vakalarında etkisi olup olmadığını gösterecek veriler bulunmadığını söyledi.

Ailesinde çok sayıda kanser hastası bulunduğunu ve kanser riski yüksek olan bir aileden geldiğini ifade eden Aydın, kansere neden olan faktörlerin gözardı edildiğini belirterek, "1996 yılından bu yana Karadeniz'de kansere yakalanan hastaları tedavi ediyorum. Yöre halkı hastalıkların tek nedeninin çernobil olduğuna inanıyor. Oysa ki, dünyadaki kanser hastalıklarının yüzde 3'ü radyasyon, yüzde 30'u sigaraya bağlıdır. Yaşananları çernobile yükleyerek neden olan diğer tehlikeleri gözden kaçırıyoruz. Bölgede çernobile karşı toplumsal reaksiyon oluşması önemli bir gelişmedir, ancak gereksiz gürültü koparıldığına inanıyorum.

Karadenizliler tedavi olmak için eskiden Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlere gidiyordu, ancak son yıllarda bölgede bulunan doktorlara başvuruyor. Hastalıkların teşhis ve tanısında yaşanan gelişmelerde hastalıkların gün ışığına çıkmasını sağlıyor. Kanser vakalarının artışındaki diğer nedenlerden bazıları bunlar olabilir" diye konuştu.

Ekşi: Dedikodular çay ve fındığı vurdu

Karadeniz Sivil Toplum Örgütleri Birliği (KASTOB) Başkanı Hasan Ekşi, çernobille ilgili konuşulanların dedikodulardan ibaret olduğunu ve çernobil diye bir şey olmadığını söylüyor. Ekşi, bilim adamlarının yıllarca bölgede ciddi araştırmalar yaptığını ifade ederek, bölge halkının birilerinin dolduruşuna geldiğini belirtiyor. "Kendi kendimizi baltalıyoruz" diyen Ekşi, çıkan dedikodular yüzünden Karadeniz'in en önemli geçim kaynağı olan çay ve fındığa darbe vurulduğunu savunuyor. Ekşi, "İnsanlar Karadeniz'de yetişen fındığı ve çayı tüketmiyor. Bilim adamları yıllardır bölgede araştırma yapıyor ve çernobilin etkisinin olmadığını söylüyor. Hemşehrilerimden sağduyulu davranarak dedikodulara değil de bilim adamlarına inanmalarını istiyorum"diye konuşuyor.

Akın: Bilim adamları Çernobil'i aklamasın

Son 10 yılda akrabalarından ve çevresinden çok sayıda insanı kanser hastalığı yüzünden kaybeden Karadenizli Şair-Yazar Sunay Akın, arkadaşı Kazım Koyuncu'nun cenaze töreni için gittiği Karadeniz'de insanların yolunu keserek, "Bize yardım edin, kanserden ölmek istemiyoruz" şeklindeki konuşmalarından çok etkilendiğini ifade ederek, dostu Koyuncu'nun ölümünün bardağı taşıran son damla olduğunu söylüyor. "Karadeniz insanı zor günlerin insanıdır ve sorunlar karşısında bağrına taş basan bir topluluktur" şeklinde duygularını ifade eden Akın, "Bölgede yaşanan bir gerçek var. Orada hemen hemen her hanede kanser hastası var ve her geçen ölümler artıyor. İnsanlar o kadar çaresiz ki, bir şairden medet umuyorlar" diyor. "Bilim adamlarının yaşamdan yana tavır almaları gerekiyor" diyen Akın, "Onların duruşları keskin olmalıdır, ancak çernobil yanlısı açıklamalar yapıyorlar. Bölgede kaç kişiye kanser taraması yaptıklarını bile açıklayamıyorlar. Bilim adamları, bilimi insanlar için kullansınlar çernobili aklamak için değil" dedi. Sunay Akın, "Bölge insanı laf değil çözüm bekliyor. Tarih insanı yargılar. Çernobil faciasından etkilenen bölgelerde yapılan araştırma sonuçları o ülkelerde kanser vakalarının arttığını açıklayarak çözüm üretiyor. Türkiye'de hala Karadeniz'de çernobil yüzünden mi kanser artıyor tartışması yapılıyor" diye konuştu.

'Türkiye Çernobil'in üçüncü bölgesinde

KTÜ Tıp Fakültesi Onkoloji Konseyi Başkanı ve Pataloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Özoran, çernobilin kanser hastalığında artışa neden olduğunu söyleyecek delilleri olmadığını söyledi. Çernobildeki kazadan Ukrayna, Rusya, Doğu Avrupa, Balkanların birinci ve ikinci derecede etkilendiğini ifade eden Özoran, Türkiye'nin üçüncü derecede etkilenen bölge olduğunu kaydetti. "Kazada radyasyona maruz kalma doz ve şiddetine göre üç bölge tanımlanmıştır. Bilimsel verilerde en yüksek dozun alındığı birinci bölgede kanser gelişme riskinin yüzde2-3 oranında artabileceği bildiriliyor. İkinci bölgede yüzde 0.1 artış beklenir ki bunu hiçbir bilimsel çalışmayla gösterme olanağı yoktur" diyen Özoran, "Dünyada her yıl 10 milyon kanser olgusu görülüyor. Gelecek 19 yıl içinde bu oran 2 kat artacak. Günümüzde her iki erkek ve üç kadından biri doğumundan hayatının bir döneminde kansere yakalanıyor" diye konuştu.

'Servetimi harcarım'

Ünlü sanatçı Volkan Konak, Karadeniz'de 4 ay sürecek bir anket başlatıyor. 1986 yılından bu yana bölgede yaşanan ölümleri araştıracak olan sanatçı, "Gerekirse bütün servetimi harcayacağım" diyor.

'Dedikodular bölgeyi lekeler'

Çernobili yıllar önce yaptığı, 'Kardeş Acısı' adlı türküsünde anlatan İsmail Türüt, bilim adamlarının, "Kanser vakalarının artış nedeni çernobil değildir" yolundaki açıklamalarını yeterli bulduğunu söylüyor. Çevresinde çok sayıda kanser vakası olduğunu hatırlatan Türüt, çernobilin kansere yol açtığı yönündeki söylemleri dedikodu olarak değerlendiriyor. Türüt konuyla ilgili şunları söyledi: "İki yıl önce iş ortağımı kanser yüzünden kaybettim. Bölgede bir artış yaşanıyor, bunu kabul ediyorum ancak çernobil dedikodusu Kazım Koyuncu'nun ölümü ile çığrından çıktı. Koyuncu'nun cenazesinde çok sayıda mesaj verildi, hükümete yüklenildi. Cenazenin suistimal edildiği ve çernobil şovuna döndüğünü düşünüyorum. Bunu kabul edemiyorum. Bölgede gerçekten çernobil varsa isyana hazırım."

Can: Halkta panik var

Karadenizli sanatçı İbrahim Can, çernobilin halk arasında yayılan bir panik olduğunu düşünüyor. Bilime inandığını belirten Can, "Bölgede son yıllarda kanser vakalarında ciddi artış yaşanıyor. Bilim adamları da yaptıkları açıklamalarda bunu kabul ediyor, ancak bu artışın nedeninin çernobil olmadığını söylüyor. Bu açıklamaları yeterli buluyorum. Karadenizli olarak çernobilin bölgeyi etkilediğini kabul ediyorum, ancak kansere yol açtığına inanmıyorum" diyor. Kanser vakalarındaki artışı, yöre insanının doğal yaşamdan kopmasına, yaylacılığın bitmesine ve aşırı sigara tüketimine bağlayan Can, "Bölgede ciddi bir sağlık taraması yapılmalıdır. İnsanlar neden kansere yakalandıklarını bilmelidirler. Çernobil gündeme getirilerek diğer etkenler unutturuluyor. Çernobilin bölgeye verdiği zararın üzerine gidilmeli hesabı sorulmalıdır. Buna katılıyorum ancak bölgede yaşanan kıyımın gerçek nedenleri de ortaya çıkarılarak çözüm arayışına gidilmelidir" diyor.

'Sebebi yüzde yüz Çernobil'

Film ve dizi yapımcısı Mustafa Güneş bir Karadenizli olarak bölgede artan kanser vakalarının tek nedeninin çernobil olduğunu söylüyor. Çernobil faciasının yaşandığı 1986 yılında yurtdışında bulunan Güneş, olayın ciddiyetinin ilk yıllarda farkında olmadığını belirtiyor. Son 5 yıldır Karadeniz'de yaşananların küçümsenmemesi gerektiğini ifade eden Karadenizli yapımcı, kıyı şeridinde sağlık taraması yapılmasını istiyor. Güneş sözlerine şöyle davam etti:"Facianın üzerinden 19 yıl geçti. O yıllarda bölgede hastalıklar vardı ancak seri ölümler yaşanmıyordu. Bölgedeki kanser vakalarının çernobille yüzde 100 bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Kısa süre önce Samsun'a gittiğimde, 4 günde 3 cenazeye katıldım. Ölen insanlardan ikisi akciğer biri pankreas kanseriydi ve üçü de 40 yaşındaydı. Bunlar tesadüf olamaz."

Türkiye Çernobil atlasında değil

Batılı bilim dünyasının çernobil ile ilgili yaptığı araştırmaları yakından takip ettiğini belirten Gül Göktepe, AB, Rusya, Ukrayna ve Belaruslu bilimadamlarının yaptıkları araştırmalar sonucu bir çernobil atlası hazırladıklarını söyledi. Göktepe, "Bu atlasta Türkiyeyi almamışlar. Radyoaktif bulutlar ilk sekiz gün tehlike içerir, daha sonra etkisi azalır. Bu bulutlar sekiz gün sonra Trakya'ya sonrasında da Karadeniz'e ulaştı. Yani bulutlar etkisini kaybetmişti" diyor.

1. BÖLÜM: 'Bilim adamları halkı kandırıyor'


17 Temmuz 2005
Pazar
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan


Huri Yazıcı
Hamit Eteevrans


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED