AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
İki dilli çok kültürlü

Mutfağımızın ve müziğimizin akraba olduğu Cezayir'de Tarkan ve Mustafa Sandal şarkıları ezbere biliniyor. Yedi Karanfil o kadar çok seviliyor ki kasetleri korsana düşmüş! Kitapçılarında Türk yazarların eserlerinin bulunmadığı Cezayir'de Arapça da, Fransızca da konuşuluyor.

Cezayir'deki Osmanlı eserleri ile ortak kültür öğeleri iki ülke tarafından koruma altına alınıyor. Dayı Sarayı'nın restorasyonu sırasında diğer Türk eserlerinin de onarımı için Cezayirli mimarlar hem yerinde, hem Türkiye'de eğitilecekler. Türk Büyükelçiliği 16. yüzyılda inşa edilen 'Türk Burcu'nun Cezayir Kültür Bakanlığı'nca koruma ve restorasyon programı kapsamına alınmasını sağlamış. Buranın Osmanlı topları, yeniçeri giysileri ve silahlarının sergileneceği askeri bir müze olarak kullanılması öngörülüyor. İki ülke arasında, Osmanlıca bilen uzmanların yetiştirilmesi, Cezayir'deki Osmanlı dönemi belge ve elyazmalarının değerlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapılıyor. Cezayir'de Osmanlı dönemine ait çeşitli tarihi ve edebi yayınlar da hazırlanıyor. Bunlardan 18. yüzyıla ait Anadolu Türk Halk Şiirlerinin derlendiği bir yeniçeriye ait 'Cönk Defteri' özellikle ilginç. Diğer yandan Cezayir'deki Osmanlı tarihçileri ve Hayrettin, Uluç Reis, Kılıç Ali gibi soyadları taşıyan Türk soylular ve Kuloğullarının başına geçerek Fransız işgaline 17 sene direnen 'ilk mücahid' Emir Abdulkadir'in küçük torunları ve vakıflarıyla işbirliği yapan Büyükelçimiz Ercümend Ahmet Enç, önümüzdeki dönemde ortak tarihi konferanslar ve yayınlar yapacak.

Sokaktaki

dil karma Cezayir'in resmi dili Arapça. Fransa kolonisi oldukları dönemde eğitimin Fransızca verilmesi nedeniyle şu anda sokakta karma bir dil kullanılıyor. Ancak, bağımsızlığını 1962'de ilan eden ülkede kuşaklar arasında dile hakimiyet konusunda farklılıklar yaşanıyor.

3 dönemde Cezayir edebiyatı

Büyük bölümü Fransızca eserlerden oluşan Cezayir edebiyatının Bağımsızlık öncesi, Bağımsızlık dönemi ve 90 sonrası olmak üzere üç önemli dönemi var. Bağımsızlık öncesi dönemde yirmiden fazla dile çevrilerek Afrika edebiyatını dünyaya tanıtan Büyük Ev'in yazarı Muhammed Dib, Mouloud Feraoun, Mouloud Mammeri ve Katip Yasin başta olmak üzere Cezayirli edebiyatçılar, Fransız işgaline karşı duran ve Cezayirli kimliğini öne çıkaran eserler verirler. Bağımsızlık sonrası dönemde edebiyat ülkenin içinde bulunduğu şartlardan etkilenir ve eserlere sosyalist bakış açısı hakim olur. 90'lı yıllarda ise yeni bir bakış açısı gelişir, daha çok İslamcı yazarların eserleri öne çıkar. Bu dönemde edebiyatçılar dökülen kanın, kaosun ve yaşananların kökenini ve sonuçlarını tartışırlar. Yeni kuşak yazarlar arasında ise Raşit Boudjera, Raşit Mimoni ve Yasmina Khadra takma adıyla yazan Muhammed Moulessehoul oldukça etkin.

Magazinin 'm'si yok

Cezayir'in tek televizyon kanalı devlete ait. Ama evlerin balkonlarına ve pencerelerine yerleştirilen çanak antenler vasıtasıyla halk çoklukla, El-Cezire de dahil Arap televizyonları ile başta Fransa ve İspanya olmak üzere Avrupa televizyonlarını izliyor. Bu durum, özellikle gençlerin Batı kültüründen daha fazla etkilenmeleri sonucunu doğruyor. Cezayirli gençlerin Tarkan'ın, Mustafa Sandal'ın şarkılarını ezbere söylemesi, Avrupa'ya açılabilmiş şarkıcılarımızı bu yolla tanıdıklarını gösteriyor. Tabloit boyda çıkan Cezayir gazeteleri ise son derece özgür. O kadar ki, bir Basın Ahlak Yasası çıkarmanın şart olduğu düşüncesi taraftar buluyor. Cezayir basını ile ilgili bizde olmayan şaşırtıcı bir durum ise; magazin haberciliğinin m'sinin bile Cezayir'de olmaması. Gazetelerde 'çıplak kadın' resmine hiç rastlanmıyor.

Kitapçılarında Türk yazar yok

Cezayir kitapçılarında Türk yazarların kitapları yok. Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal gibi eserleri Fransızca'ya çevrilmiş yazarların kitaplarının bulunabildiğini duymuş olmama rağmen hiçbirine rastlayamıyorum. Sorduğumda, Fransa'da yaşayan Kenize Murad'ın kitaplarını gösteriyor, onun padişah torunu olduğunu söylediğimde ise şaşırıyorlar. Bazı orta yaşlılar sosyalist dönemde Nazım Hikmet'in çok okunduğunu hatırlıyorlar. Kur'an-ı Kerim satışlarının hiç düşmediği Cezayir'de en çok Paulo Cuelho, Amin Maalouf gibi Doğu mistisizminden beslenen yazarların kitapları ile Victor Hugo başta olmak üzere klasikler satılıyor. Bir de kişisel gelişim kitapları.

'Yedi Karanfil' en fazla satan albümlerin başında

Mustafa Sandal, Tarkan gibi pop şarkıcılarımız çok tanınıyor Cezayir'de. Tarkan'ın 'Yakalarsam' şarkısı en fazla bilineni ve sözleri anlaşılmadığı için kadın erkek herkes tarafından en rahat söyleneni. Bağımsızlık döneminde gelişen, Arapça ve Fransızca sözlerden oluşan protest müzik Rai müziği ise gençler arasında yaygın. İlginç bir anekdot da şu: Enstrümantal müzik yapan Yedi Karanfiller'in albümleri, Cezayir'de en fazla satılan albümlerin başında geliyor. Üstelik de pekçoğu korsan. Cezayir sinemalarında ise en çok Fransız filmleri ile tüm dünyada aynı anda vizyona giren Amerikan filmleri gösteriliyor. Sanatın diğer dalları 90'lı yıllardaki kaos nedeniyle kesintiye uğramış olsa da, yeni bir uç verecek gibi görünüyor.

Cezayir müziği ve enstrümanları Türkiye müziği ve enstrümanları ile akraba. Türk sanat müziği, Endülüs müziği ile Şabi müziğe çok benziyor. Parçalar aynı sazlarla, aynı makamlarla çalınıyor. Cezayir'de tekke ve zaviyeler açık. Tasavvuf, Sufilik çok yaygın. Neyin, kanunun, udun, tamburun, defin saz olarak kullanıldığı bir ülke Cezayir. Geçtiğimiz aylarda TRT sanatçılarının Cezayir'de bir dizi konser vermesini sağlayan Büyükelçimiz Ercümend Ahmet Enç, önümüzdeki dönemde yeniçeri torunlarının yaşadığı Cezayir'de Mehteran takımı konserleri planladıklarını söylüyor. Enç, "Mehter müziği onlar için, Viyana kapılarında Avrupalıları korkutarak dinlettiğimiz bir müzik değil. Zaten onların kulaklarında olan, sevdikleri, gururla dinledikleri bir müzik" diyor.

Menemen olmuş cakcuka

Cezayir mutfağı Türk mutfağına çok benziyor. Sofralarından yeşil buğday kırmasından yaptıkları frik ile Fas çorbası harira, sosla servis edilen ve bizim eriştemize çok benzeyen raşta, yine menemene çok benzeyen cakcuka, kuskustan yapılıp leben (ayran)le birlikte yenen bol etli kuskus rüvayel (kraliyet kuskusu), tatlılardan kadayıf, sütlaç, muhallebi, ayva tatlısı,.. geleneksel Cezayir yemekleri olarak sofralardan eksik olmuyor. Birer akşam sofralarına oturduğum İzmirli Hastanesi pediatri profesörü Mustafa Khiati ile Türk büyükelçiliği memurelerinden Meryem Razem Cezayir misafirperverliğinin en güzel örneğini sundular.


1. Bölüm: Akdeniz'in mavisi Afrika'nın karası Cezayir'in büyüsü
2. Bölüm: Osmanlı bizi sömürmedi
4. Bölüm: Türk işadamı Cezayir'de



7 Ocak 2005
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Fadime Özkan


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED