|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Akdeniz'in rengini lacivertten yeşile çeviren, güneşin sert sarı ışığını yumuşatan, denizden gelen esintiyle Afrika sıcağını yalayıp ılıtan bir sonbahar gününde, Cezayir'deyim. Akdeniz gözünüzün önünde, körfezin kollarından, limanın sınırlarından kurtulup ufka yayılmakta. Başkentin sahile yakın işlek caddeleri, Fransız mimari estetiğinin hakim olduğu binaların cepheleriyle Akdeniz'in rengine boyanmış. Tamamen mavi-beyaz. Sosyalist dönemden kalma, belki bin kişinin yaşadığı yan yatmış sigara paketlerini andıran, balkonsuz, hareketsiz çirkin bloklar, şükür ki kadim şehrin uzağında. Sıralı sokaklar meydanlara açılıyor ve kimi yerde kaybolmak isteyeceğiniz bir labirenti andırıyor. Gölge-ışık oyunları insanın aklını sürekli çeliyor. Palmiyeler yeşil salınımlarıyla göğe yükselip durmakta. Gemi sirenleri denizin şapırtısını bölmekte. Martılar çığlık çığlığa. Dar sokaklardaki çocuk sesleri, geniş caddelerdeki insan kalabalığının Fransızca ve Arapça'dan müteşekkil karma uğultusunda kulağınızdan bir anda siliniveriyor. Cezayir kadınları ve erkekleri yan yana, kol kola kaldırımlardan akıyor. Entariler, feraceler içinde bulacağınızı sandığınız insanlar modern kıyafetler içinde. Başörtülerini Türkiye'deki yaşıtları gibi bağlayan genç kızlar da modern bir tarz geliştirmiş. Blue jeanlerin üzerine giyilmiş uzun gömlekleri, sırt çantaları, spor ayakkabıları ile mutlulukla yürüyorlar. Bıyıklı, sakallı erkek yok denecek kadar az. Göbeği açık, mini etekli genç kız; top sakallı, jöleli saçlı genç erkek sayısı şaşırtıcı şekilde baskın. Mağrib'te ezan sesi Sokaklarda mutmain yüzler seline kapılmış gidiyorken şehrin gölgeli, buğulu havası yerini birden bire mor günbatımına bırakıveriyor. İşte o anda kulağınıza yanık, tanıdık bir ses ulaşıyor: Ezan sesi! Kübik yapıları, köşeli minareleriyle Cezayir camileri, Cezayirli Müslümanları tempolu bir okumayla 'selah'a çağırıyor. Size bir anda Mağrib'te; aynı dinin ve ortak tarihin birleştirdiği dost ve kardeş ülke Cezayir'de olduğunuzu hatırlatıveriyor! Fransız koloni dönemi, Cezayir'in Osmanlı geçmişinin izlerini o kadar belirsizleştirmiş ki, birkaç cami ve Topkapı Sarayı'ndan sonra Osmanlı topraklarındaki en büyük ikinci yönetim ve yerleşim kompleksi olan Dayı Sarayı dışında, Osmanlı yapılarından geriye neredeyse hiçbir şey kalmamış. Ama Barbaros Hayreddin'in Cezayir'e ilk çıktığı yerden tepeye doğru kurulmuş, hâlâ Türk mahallesi olarak anılan Casbah (aslı Kasaba, söylenişi Kazba) adında bir mahalle soluk alıp vermeye devam ediyor. Şehrin en mutena semtlerinde yine Osmanlı döneminden kalma ortası avlulu ve havuzlu, bildiğimiz revaklı ve cumbalı, içinde hamamı olan İznik çinileriyle, eski Türkçe veya Arapça hatlarla süslü Endülüs sütunlu evler var. Bunlar en varlıklı kesimler ve büyükelçiliklerce ikametgah veya otel ya da müze olarak kullanılıyor. Türkiye'nin AB üyeliğini destek veriyorlar Türkiye'nin AB üyeliği Türk kamuoyunu ilgilendirdiği kadar ilgilendiriyor Cezayirlileri. Cezayir basınında her gün en az birkaç sayfa bu konuyu ele alan haber ve makalelere ayrılıyor. Avrupa'nın iki yüzlü olduğunu söylüyor, özellikle Fransa'nın tutumunu öfkeyle karşılıyorlar. "Eğer Türkiye gibi Avrupalı bir ülkeyi bile Avrupa Birliği'ne almazlarsa Müslüman olduğu için almazlar. Bunlar işte böyle iki yüzlüdür" yorumunu yapıyorlar. Yemeğe düşkünler ama kilo almıyorlar Cezayir'de yüzler asla yabancı değil. Bakışlar da öyle. Boy bos, saç, göz ve ten rengi olarak Türklere çok benziyorlar. Arap asıllı olanlar bile Araplara o kadar da benzemiyor. Özellikle Berberiler arasında mavi ve yeşil göz rengine sıkça rastlanıyor. Cezayirliler yemeğe düşkün olmalarına rağmen ilginçtir ki kilo almıyorlar! Fiziksel olarak hepsi güzel. Şehirli kadınlar giyimine, makyajına düşkün. Özellikle göz makyajları, gizemi bakışlarında çerçe-veliyor. Erkekleri ise oldukça mültefit. Atılan laflar bile incelikle yapılmış iltifat hanesinde değerlendirilmeye müsait. Cezayirli kadınlar, şu anda ses verme, hak talep etme ve örgütlenme içindeler. Tam bir feminist hareketten bahsedilemese de, hareketlenmeden söz edilebilir. Her kesimden Cezayirli kadın, mevcut Aile Yasası'sına itiraz ediyor ve yeniden düzenlenmesini istiyor. Türk asıllı olmak asalet göstergesi Türk rakamlarına göre 600 bin, Fransız rakamlarına göre 2 milyon Türk asıllı insan var Cezayir'de. Başkent Cezayir'in üç büyük hastanesinin adı da Türk adı taşıyor: İstanbullu, İzmirli ve Mustafa Paşa. Türk isimleri ayrıca soy isimleri olarak yaşıyor hâlâ. Osmanlı ve Barbaros Hayreddin Paşa'ya olana sevgiyi gösteren Barbaros, Hayreddin, Uluçali ve Osmani gibi soy isimlerinin yanısıra, Hazneci, Demirci, Başterzi, Silahtar gibi Osmanlı'dan kalma meslek adları da aile isimleri olarak gururla taşınıyor. Türk olmak, Türk asıllı olmak burada önemli bir asalet göstergesi. Türk olduğunuzu öğrenen herkes -istisnasız- sizi epeydir görmediği, hayli özlediği bir sevdiği gibi karşılıyor. Türk kardeşlerini ne kadar sevdiğini, Osmanlı'nın kendilerine özerklik tanıyarak, barış ve kardeşlik içinde yönettiğini, Barbaros Hayreddin sayesinde, İspanyol saldırıları yüzünden Aztekler ve İnkalılar gibi tarih sahnesinden silinip gitmekten kurtulduklarını anlatıyor. Rakamlarla Cezayir · Cezayir'in resmi adı Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti. Merkeziyetçi bir Cumhuriyet, Başkanlık sistemiyle yönetiliyor. · Başkentleri Cezayir. Ülkenin en büyük kenti olan başkentin nüfusu resmi rakamlara göre 2 milyon. Halkın yüzde 60'ı kentlerde yaşıyor. · Resmi dil Arapça ama devlet Berberice'yi de 'milli dil' olarak kabul ediyor. Halkın hemen tamamı hem Fransızca hem Arapça konuşuyor. · Nüfusu 32 milyon. Halkın yüzde 99'u Sünni Müslüman. Çoğu Maliki olmakla birlikte Hanefi'lerde var. Nüfusun yüzde 1'inin Hıristiyan olduğu sanılıyor ama devletin resmi rakamlarında görünmüyor. · Yüzölçümü: 2.381.741 km2 Yani Türkiye'nin 3 katı büyüklüğe sahip. Yüzölçümü olarak Sudan'dan sonra Afrika'nın ikinci büyük ülkesi. · Dünya petrol rezervlerinin yüzde 1'i, doğal gaz rezervlerinin ise yüzde 2.5'u Cezayir'de. Cezayir dünyadaki 4. büyük doğal gaz üreticisi. Dolayısıyla muazzam bir gelir elde ediyorlar. 2 tane nükleer santralleri var. · Cezayir son 3 yıldır yüzde 7'ye yakın bir büyüme hızıyla büyüyor. Ve bu oranı artıracak potansiyelde görünüyor. Yılda 25 milyar dolarlık ihracat yapılıyor. Bunun yüzde 96'sı doğal gaz ve petrol kalemlerinde gerçekleşiyor. · Ülkenin gayri safi milli hasılası son resmi rakamlarla 60 milyar doların üzerinde. Resmi rakamlarla kişi başına 1780 dolar düşüyor. · Nüfusun yüzde 8'i tarımda, yüzde 60'ı sanayide, yüzde 32'si de hizmet sektöründe çalışıyor. Resmi rakamlara göre yüzde 31 oranında işsiz nüfus var. · Asgari ücret 10 bin dinar yani 125 dolar civarında. 32 milyon nüfusun 17 milyonu fakirlik sınırının altında yaşıyor. Günlük geliri 2 dolar olan yüzde 17 dolayında insan var.
2. Bölüm: Osmanlı bizi sömürmedi
|
|
|
|
|
|
|