|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Hristiyan ülkelerde büyü yaygındır. Büyü olayı bu ülkelerde dışa vurulmaz, sır olarak kalır. Bir İngiliz politikacı başbakanına büyü yapmamı istedi. Doğru olmadığını söyledim.
Cinler, Periler ve sihir, Batı ülkelerinde de kültürün parçasıdır. Her Batı ülkesinin mitolojisinde cinlerle perilere ilişkin söylencelerin haddi hesabı yoktur. Batı'da yapılan ve Türkiye'de de gösterime giren çizgi filmlerde periler, hayaletler, korkunç yaratıklar, cadılar fink atıyor. Haryy Potter, Star Vars, Yüzüklerin Kardeşliği gibi pek çok film hem Türkiye'de hem dünyada hasılat rekorları kırıyor. Bu tür filmler belki bir fantezi arayışı ve bir keyif aracı olarak görülebilir. Ama Batı toplumlarında cinlere, perilere ve sihire inananların sayısı az değil. Bir araştırmaya göre İzlanda'da halkın büyük kısmı cinlere, perilere inanıyor. Medyumluk ise Türkiye'ye Batı'dan geldi. İradesi güçlü olmayan, zayıf, aşırı duygusal insanların kendileriyle ilgili pek çok hususta görünmeyen varlıkların tasallutu altında olduklarına inandıklarını görüyoruz. Medyum Memiş'in anlattıkları ise elbette kendi görüşüdür. İslamda cinlerin tarifi
Medyum Memiş İslam'da cinlerin yeri hakkında şunları söylüyor: "Cinler Kur'an-ı Kerim'e göre zehirli ateşten yaratılmış olan varlıklardır. "Cinleri de daha önce zehirli ateşten yani şiddetli sam ateşinden yaratmıştık" buyuruluyor. İslam inancına göre göze görünen ve maddi yapıya sahip olan insanlar balçıktan yaratılmıştır veya insanın yaratıldığı sırada dünyadaki ortam balçık şeklindedir. Buna karşılık göze görünmeyen bir yapıya sahip olan cinler yaratıldıkları sırada dünyadaki ortamın kızgın alev ve dumanlar saçan bir ortam olduğu Kur'an-ı Kerim'in ifadelerinden anlaşılıyor. "Cin" ve "Can" kelimelerinin anlattığı gözle görülmeyen varlıklar, Kur'an'da "ins" kelimesinin karşılığı olarak da kullanılıyor. Bu anlamda "ins" gözle görülen akıllı ve mükellef varlıkları, "Cin" ise gözle görülmeyen akıllı, mükellef varlıkları temsil eden kelimelerdir. "İns" ve "Cin"in her ikisini birden ifade eden kelime ise "sakaleyn"dir. Kur'an-ı Kerim'de 30'dan fazla ayette cinden bahsediliyor. 72. surenin adı "Cin Suresi"dir. Mutlak bir varlık olarak cinlerin inkarı İslam inancına göre mümkün değil. Cinlerin gözle görülmedikleri yok oldukları anlamına gelmez. Birçok şeyi göremeyiz, ama varlıklarını kabul ederiz."
Cinler nasıl varlıklardır?
"Cinlerin birçok türü vardır. Kimisinin kanatları vardır, havada uçarlar. Kimisi yılan ve akrep şeklindedir. Ve değişik hayvan şekillerine girebilirler. Bir başka şekli insanların içerisinde yerleşip hayat sürerler. Ekseriyetle cinler insanların bulunmadığı yerleri tercih ederler. Kasvetli, pis, rutubetli, çöplük ve derelerde, dağlık olan yerlerde yaşamayı severler. Cinler, dumansız ateşten yaratılmış varlıklar olduklarından, hız ve zaman onlar için söz konusu değildir. Çok süratli hareket eden varlıklar olduklarından, tahmini 800 ile 1000 yıl arasında yaşarlar. Hz. Allah şöyle buyurmaktadır: "Cinne gelince onu da (insandan) daha önce vücud gözeneklerine nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık." İnsanlar çamurdan, Cinler dumansız ateşten yaratılmıştır. Cinler ateşten çok korkarlar ve yanarak ölürler. Cinlerle irtibat kurulur mu?
Birçok kimse cinlerle irtibat halinde olduklarını iddia ederler, emirlerine aldıklarını, yönettiklerini söylerler. Herkes cinlerle irtibat kuramaz. Cinlerle irtibatta olan kimseler de cinleri emirleri altına alamazlar. Bir kimsenin cinlerle irtibat kurabilmesi için inanç açısından çok güçlü olması gerekir. Yani, kendisine malik olması lazım. Daha sonra cinlerle irtibat kurmak için, bir kimsenin dünya nefsinden uzak kalıp belirli şartlara uyması gerekir. İnzivaya çekilip hiç bir hayvani gıda yememesi, irtibat kuruluncaya kadar cinsel hiçbir temasta bulunmaması gerekir. Haram lokmadan, haram sözden uzak kalmak gerekir. Gıda olarak sadece sebze yenir ve 40 ile 90 gün arası oruç tutulmalıdır. Yanısıra yakılması gereken tütsüler, ibadetler, tesbihatlar vardır. "Ben bunu yaptım, cinlerle temasa geçicem gibi" kesin irtibat kurmak söz konusu olmayabilir. Cinler kendileri isterse kişiyle irtibata geçebilir. Diyelim ki; bu şekilde temas kuruldu. Cinleri kendi emrine alması da çok zordur. Ekseriyetle temasa geçen şeytanı cinlerdir. Bunlar insanları kandırıp yanlış yola sevk edebilirler. Bunları da kişinin emri altında tutması mümkün değildir. Yalnız, bu ilimde uzman olan, cinler alemini iyi bilen, onları tanıyan kimseler onlara hükmedebilir. Şeytani cinlerin maksadı, kendi dünyalarının ve yaşantılarının haricinde ekseriyette insanlara zarar verirler ve musallat olurlar. Kimi insanın kalbine, beynine hükmedip yönlendirebilirler."
Hrıstiyan ülkelerde büyü yaygın
Medyum Memiş'in sık sık yurt dışına davet edildiğini, bu davetlerin de çoğunlukla hristiyan işadamlarından geldiğini basından okuyoruz. Hrıstiyan işadamları Medyum Memiş'ten ne istiyorlar? Bu sorunun cevabını kendisinden dinliyoruz: "Cinler, Hristiyan Batı toplumlarında da yaygın bir inanış. İngiltere, Almanya, İsviçre gibi ülkelerden pek çok ziyaretçim var. İngiltere ve İskoçya'da şirketleri olan bir işadamı benimle temas kurdu. İşyerleri için dua etmemiz için davet ettiler. Gittik. İşyerlerini gezdik. Yaptığım istişareler sonucunda, bir adama dikkat edilmesini, şirketten uzaklaştırılmasını tavsiye ettim. Meğer, işadamının sağ koluymuş. İşadamı onun için, 'Benim elim ayağım' dedi. Adama 'işi bırak git' diyemediler. O adam sonra şirketi 4 milyon sterlin zarara sokmuş. Tabiatiyle işadamı bana daha çok bağlandı. Her konuda fikrimi alır, istişare eder. Hristiyan ülkelerde büyü de çok yaygındır. Ancak büyü olayı bu ülkelerde dışa vurulmaz, sır olarak kalır. Bir İngiliz politikacı bana geldi, Başbakanına büyü yapmamı istedi. Amaçlarına bu yolla ulaşmak istiyor. Doğru olmadığını söyledim."
İnsanlara zarar verebilirler mi?
İman etmeyen cinler insanlarla içiçe yaşadıklarından birçok kimsenin ne durumda olduklarını bilirler ve cinler kendi aralarında birçok insan ile ilgili konuşmalar yaparlar. İnsanların manevi olarak hassaslaştığı, sıkıntılı olduğu dönemlerde, ekseriyetle kalplerine ve beyinlerine hükmederek bilhassa vesvese yolu ile sıkıntı verirler, yanlış yollara sevk etmek için yönlendirirler. İnsanları, imanlarından uzak tutabilmek için ellerinden ne geliyorsa yaparlar. Kimi insana vesvese ile, kimisine görünmek sureti ile kendilerini hissettirirler. Yılan, akrep, kedi, köpek ve deve halinde görünürler. Cinler değişik şekil ve suretlere girebildiklerinden dolayı, herhangi bir insan sureti ile de gözükebilir. İnsanlara musallat döneminde ekseriyette geçmişi hatırlatırlar. Cinlerin musallat olması ise bu şekilde başlar. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: "Cinlerin ve insanların nazarından Allaha sığınırım." Yine bir hadis-i şerifinde "Şeytan yani şeytan cinler adem oğlunun damarlarında kanının dolaştığı gibi dolaşır" demektedir. Cinler ekseriyette rahatsız ettiği insanların gözlerine bir takım hayali görüntüler verirler.
Aile hayatları var mıdır?
Peygamber Efendimiz "Cinlerden kardeş çocukları ve amca çocukları olan 15 kişilik bir grup kendilerine Kur'an okumam için geceleri bana gelirler" buyurmuştur. (Beyhaki de İbn Mesud'un rivayet ettiği hadis) (İbn. Cerir şunu nakletti.) şöyle soruldu; Cinler yiyip içerler mi?) Ölürler mi? Evlenirler mi? Vehap şöyle cevap verdi! Cinler çeşit çeşittir. Cinlerin hadis olanları rüzgar halinde olanlarıdır. Onlar yiyip, içmezler, ölmezler, çoğalmazlar. Onların bir çeşidi yiyip içerler, ölürler, evlenirler." İnsanlarla iç içe yaşayan cinler aleminde aile hayatı, sosyal faaliyet vardır. Her nefis ölümü tadacağı gibi cinler de ölürler. Birçok insan cinlerle evli olduğunu, çocukları olduğunu iddia ettiler. Bazı alimler 'Bu evlilik mümkündür, fakat caiz değildir" derler. Yaradılış farklılıkları nedeni ile bu tür evlilik insanlar için uygun olmaz. Gelecekten haber verirler mi? Cinler gaipten haber vermez. Gaip, insan hissinin ve bilgisinin idrak edemediği ve ulaşamadığı gizli şeylerdir. Kimi tarotçular, astrologlar gelecekten haber verdiklerini iddia ederler. Doğru değildir. Gaibin anahtarı sadece Allah'tadır. Müslüman cinlerle irtibat kuran kişinin şuuru, maneviyatı yerinde ise cinlerle istişaresine güvenilebilir. İstişare gelecekten haber vermek değildir. Tahminde ve yorumda bulunabilirler. Büyük bir tepede oturan kişi her tarafı rahatça görebilir. Tepenin eteğinde tren raylarının olduğunu düşünelim. Aynı rayı kullanan iki tren olduğunu, tepede oturan görüyor, ama rayı kullanan makinistler olayın farkında değiller. Aynı rayı kullanan makinistler kendilerine ait raylara geçmezlerse kaza yaparlar. Tepede bu olayı gören şahıs, bu manzara karşısında şöyle bir yorum yapabilir. Biraz sonra her iki taraftan gelen trenler kaza yapacak, dediği taktirde bu gaibe girmez. Yani bu falcılığa girmez.
|
|
|
|
|
|
|