AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Halk aç ve perişan

Sudan yönetimi uzun süre güneyde ayrılıkçı Hıristiyan ve anemistlerle savaştı. Ülkenin kalkınması ve refahın arttırılması sağlanamadı. Açlık ve sefalet sürekli Sudan'ın sorunu haline dönüştü.

Bu benim Afrika'ya ikinci gidişim. Akdeniz'e kıyısı bulunan ülke benim için ister Avrupa'da, ister Asya'da veya ister Afrika'da olsun; kendi kıtasına ait görme yerine onu Akdenizli olarak görmekteyim. Nedense Kuzey Afrika'yı Afrika kıtasına ait görme alışkanlığım yok. Yıllar önce seyrettiğim bir filmin etki alanında Sudan'a gidiyorum. Bir İngiliz filmiydi. Hartum'un kuşatılması ve düşüşünü anlatmaktaydı. İngiliz Generali Charles George Gordon'un komutasındaki bir Mısır birliğinin koruduğu Sudan'ın başkenti Hartum'un, Muhammed Ahmed el-Mehdi'ye bağlı güçlerce kuşatılması (13 Mart 1883-26 Ocak 1885), kentin düşmesi ve Gordon Paşa'yla birlikte bütün garnizonun kılıçtan geçirilmesini anlatıyordu. Bir ikindi güneşinin Hartum üzerinde olduğu bir anda geleneksel Sudan kıyafetleri içinde atlı savaşçılarıyla şehre girmekteydi El-Mehdi. Bizim ziyaretimizin iki boyutu bulunmakta. Önce Batı Sudan'a (Darfur'a) gidecek, yerli halkla göçmenler arasında yaşanan çatışmaların sonucunda mülteci konumuna düşen yerli halka hükümetimizin ve milletimizin işbirliğiyle toplanmış yardımları götürüp, oradan da Hartum'a geçip; Sudanlı Parlamento ve hükümet yetkilileriyle görüşeceğiz. Seyahatimizin start yeri Ankara'da ki askeri Akıncı hava üssüydü. İki C-130 kargo uçağı yardım malzemelerini taşıyacak. Sabaha doğru Akıncı hava üssünden kalkıyoruz. Seyahat süremiz 8-9 saat. Antalya havaalanına inip ikmal yapacağız. Oradan İskenderiye, Kahire ve Nil vadisi üzerinden geçerek; öğleden sonra Nyala'ya ulaşmış olacağız Sabahın ilk ışıklarıyla İskenderiye'nin üzerindeyiz. Nil nehrinin deltasında ve Süveyş Kanalı'nın iki yakasında kurulu bir şehir. Afrika'nın Kuzeydoğu ucunu Akdeniz'e bağlayan ve Nil'in, Akdeniz'deki ev sahibi. Belkide Nil vasıtasıyla Hartum'u ve Kahire'yi Akdeniz'e taşıyor. Sabah 11 sularında Kahire'nin üzerinden; güneybatıya yönelerek Nil vadisine yöneliyoruz.

Uykusuzum, göz ufkunun uzanabildiği her alanı görmek istiyorum. Yolcu uçaklarıyla seyahat ederseniz, sizlere bu uçaklar kadar görüş alanında cömert davranmaz. Bereketli topraklar Nil vadisi boyunca devam edebiliyor ancak. Geri kalan uçsuz bucaksız çöl.

Tuareg filminde (yazıya bir film anımsamasıyla girdiğimiz için sonuna kadar böyle devam edeceğiz galiba) ömrünün tümünü çölde geçirmiş bir Tuareg kadını, Akdeniz kıyısından dönen erkeğine sorar:

'Denizi anlat bana. Nasıldır?' Tuareg erkeği, elini uzattığında yıldızları tutabileceği bir gecede, üç beş hurma ağacı ve birkaç su kuyusunun var olduğu bir vahada; denizi hiç görmeyen, kadınına nasıl anlatabilirdi denizi? Kadınının başını göğsünün üstüne alıp, elini gökyüzüne uzatarak 'Gökyüzü gibi masmavi, uçsuz bucaksız bir su çölü der.'

'Çöl sadık ve saftır'

Çöl üzerine birçok yazı bulunmakta. Çölde yaşayanlar çölü: 'sadık ve saf' olarak tanımlarlar. Bir zaman sonra Nil vadisini terk ediyor ve güneybatıya yöneliyoruz. Nil ve etrafındaki bereketli sahalar geride kalıyor.

Her taraf çöl. Ömer Muhtar, Emir Abdülkadir, Osman don Fodyo, Muhammed Ahmed el-Mehdi ve Kral Faisal aklıma takılıyor. Bir de İngiliz Lavrance ve çöl tilkisi Nazi generali Romel. Kral Faisal'in çölde Henri Kisinger'le yaptığı konuşmayı alıntılamalıyım. 1971'de ambargonun kaldırılması için ABD Dışişleri eski Bakanı Henri Kisinger Suudi Arabistan eski kralı Faisal'i ziyaret etmek ister. Kral Faisal çöle çekilmiştir. Kisinger ziyareti sonuçlandırmak için bir kısmını otomobille, geri kalanını deve sırtında seyahat ederek çölde Faisal'ın çadırına ulaşır. Çadırda kendisine soğuk bir ayran ikram edilir ve ardından görüşmeler başlar.

'Zengin ama mutsuzuz'

Kisinger; Faisal'a 'ambargonun kaldırılmasını değilse ABD'nin petrol kuyularını vuracağını' söyler. Faisal Kisinger'e hitaben; 'Petrol ambargosunun kaldırılması için baskı yapmak ve tehdit etmek için geldiniz. Arzu ettiğiniz zaman petrol kuyularımızı vurabilirsiniz. Bunu bizim halkımıza değil New York, Londra, Berlin veya Paris'te benzin kuyruğunda bulunanlara izah ediniz.

Önceleri çölde yaşamaktaydık, Bedeviydik, petrolümüz yoktu ve yoksulduk; ama mutluyduk. Şimdi kentli olduk, petrolümüz var ve zenginiz; ama mutsuzuz' der. Asya ve Afrika'nın geri bırakılmışlığının ve çatışma alanı haline dönüştürülmesinin gerekçesi Kral Faisal'ın söyleminin içinde saklı.

ÇOBAN VE ÇİFTÇİLERİN SORUNU İÇ POLİTİKA MALZEMESİ YAPILDI

Sudan Cumhuriyeti, Başkanlık sistemi ile yönetilen, 2 milyon 505 bin 812 Km kare, 32 milyon 800 bin (2002) kişinin yaşadığı ve 26 eyaletten oluşan federal bir yapıya sahip. Başlıca etnik gruplar: Yüzde 39 Arap, yüzde 12 Dinka, yüzde 6 Beja, yüzde 6 Fallata, Nuba, Nuer, Şilluk ve Fur (19 ana ve 597 alt etnik grup bulunuyor). Nüfusun dinlere göre dağılımı: yüzde 70 Müslüman, yüzde 25 Kabile Dini (Afrika Dinleri) ve yüzde 5 Hristiyan olan bir Afrika ülkesidir. Sudan'nın Çad'a komşu olan bölgesinde yeralan Darfur; Kuzey, Batı ve Güney Darfur olarak üç eyalete ayrılmış. Darfur'un yüzölçümü 510 bin km kare. (Fransa'dan daha büyük alanı kapsamakta) ve toplam nüfusu 6.5 milyon kişi civarında. Darfur eyaletinde nüfusun tamamı Sünni Müslüman'dır. Nüfusun yüzde 75'i kırsal bölgelerde tarımla, yüzde 15'i hayvancılıkla geçinirken, kalan küçük şehirli kesim eyaletteki üç büyük kentte toplanmış.

AYRILIKÇILARLA SAVAŞ

Sudan yönetimi uzun süre güneyde ayrılıkçı Hıristiyan ve anemistlerle savaştı. Dolayısıyla ülkenin kalkınması ve refahın artırılması sağlanamadı. Açlık ve sefalet sürekli Sudan'ın sorunu haline dönüştü. Darfur'da meydana gelen olayların temeli 1970'li yıllara dayanıyor. Çiftçiler ve çobanlar arasında meraların ve su kaynakların kullanılması üzerine sorunlar başladı. 1980'de meydana gelen kuraklık çobanların çiftçilere baskı yapmasıyla Kuzey Darfur bölgesinden güneye göç başlattı. O zamana kadar sorunlar geleneksel yöntemlerle çözülmekteydi. Çobanlarla çiftçiler bir araya gelerek çobanların kullanacakları su kaynaklarını, meraları ve bunlara ulaşım yollarını tespit etmekteydiler. Büyük göç ve mevzi çatışmalar, sorunu iç siyaset malzemesi haline dönüştürdü. 2000-2003 yıllarında çatışmalar şiddetlenerek büyük göçler başladı. Bunlara bağlı olarak ölüm oranının artması uluslararası dikkatleri buraya topladı.

2. Bölüm: Otaç'ta Türkiye sevgisi
3. Bölüm: Sudan'ın övüncü: NİL



9 Ekim 2004
Cumartesi
 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Süleyman Gündüz
Sakarya Milletvekili


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED