|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| D İ Z İ | 23 ŞUBAT 2006 PERŞEMBE | ||
|
|
Beynimizin içindeki problem... Depresyon hastalarının yardım istemek için genelde yardıma ihtiyacı vardır. Depresyonun doğası gereği hastalar genelde kendiliğinden yardım istemezler. Hastalar sıklıkla enerji, ilgi ve istek azlığından yakınırlar. Bu nedenle depresyonu olan hastaların aileleri, arkadaşları veya diğer hekimleri tarafından psikologa yönlendirilmeleri gerekir. İntihar düşüncesi varsa acilen psikologa başvurmak gerekir. Halk arasında yaygın olan inanışa göre intihar düşüncesini ifade eden kişiler pek intihar etmezler. Ancak yapılan araştırmalar bu inanışın doğru olmadığını göstermiştir. Bu nedenle bir yakınınız intihar düşüncelerini sık ifade ediyorsa bunu önemseyin ve en yakın zamanda bir uzmana başvurmasına yardımcı olun. Depresyona yakalanmak sizin tercihiniz değildir ancak tedavi olup olmamak sizin elinizdedir.
Hasta dikkatini toplayamaz Depresyona girmiş kişilerin duygu durumları da vahimdir. Uzmanlar, bu durumları başlıklar halinde şöyle sıralıyor: HAFIZANIN DURUMU
DUYGUNUN DURUMU
VÜCUDUN DURUMU
Depresyona sürükleyen Çoğu zaman, kişinin başından bazı olumsuz olaylar geçmiştir. Bir yakınının ölümü, ağır bir hastalık, evlilikle ilgili sorunlar, ayrılık, işsizlik gibi bir çok neden saptanabilir. Bazı kişilerde ise depresyona karşı bir yatkınlık söz konusu. En önemli yatkınlık etkeni kalıtım. Yapılan araştırmalar, depresyon geçiren kişilerin akrabalarında da depresyonun görüldüğünü gösteriyor. Öte yandan, depresyona yatkın kişilerde bazı kişilik özellikleri dikkat çekiyor. Kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışıyorlar. Bunlar genellikle aşırı duyarlı, titiz, sorumluluk duygusu yüksek kişiler. Sürekli mükemmeli arıyor, ulaştıkları başarıları yetersiz görüyorlar. Onurlarına fazla düşkünler. Öfkelerini genellikle belli etmiyor, sıkıntılarını içlerine atıyorlar. Ayrıca, depresyon ilaçlara ya da bedensel hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Tansiyon ilaçları ve tüberküloz tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar sayılabilir. Beyin kanamaları ve beyindeki damar tıkanıklıklarından sonra da sıklıkla depresyon ortaya çıkıyor. Depresyona yol açabilen diğer hastalıklar kanser, şeker hastalığı, kalp hastalıkları, ağır kansızlık ve tiroid bezi hastalıkları. Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalarda da depresyon sık görülüyor.
Oysa her şey normaldi Stres, hastalığı başlatan tetik olayı olarak rol oynar! Her şey yolunda giderken, ağır stresler geçirmeniz bu hastalığın kapısını aralar; peşinden depresyon gelir Depresyonun türleri var mıdır? Her şey normal giderken insan depresyona girer mi? Depresyonun türleri var tabii. Bazı depresyon türleri çevredeki streslere karşı bir tepkidir. Biz bunlara reaktif depresyon deriz. Yani, yaşanan bir strese, reaksiyon olarak ortaya çıkan depresyon hali. Şimdi bu tür depresyonlarda; sevilen bir objenin kaybı, bir yakının kaybı, mal kaybı, iflas, bir felakete uğrama veya çok ağır streslerden sonra ortaya çıkan sosyal bozukluğun depresyona dönüşmesi gibi çevresel faktörler vardır. Eskiden endojen diye adlandırdığımız, hiçbir dış sebebe bağlı olmaksızın ortaya çıkabilen hastalık halindeki depresyonlar da vardır. Bu depresyonlar; en iyi hayat şartlarında da ortaya çıkabilir, kötü hayat şartlarında da gerçek şudur: Stres hiç kimseye iyi gelmediği gibi böyle bir depresyon eğilimi olan kimseye de iyi gelmez. Ve bazen o stresler hastalığı başlatan tetik olayı olarak rol oynarlar. Birden bire ortaya çıkan mı yoksa nedeni belli olan depresyon mu daha kolay tedavi ediliyor? Sebebe bağlı depresyonlar, tabii ki daha hafif bir rahatsızlık sayılabilir. Hatta artık reaktif depresyon sözü pek sınıflama kitaplarında yer almaz. Depresyon vardır. O reaktif dediğimiz, vurgu yaptığımız tarafı, ortadaki bir stresin vurgusudur yahut da ciddi bir problemin vurgusudur. O sadece olayı başlatma açısından önemlidir. Depresyon tek başına açıklanmaz diye kabul edildiği için artık 'reaktif depresyon teşhisi' kitaplarda yok. Ama hala pratikte kullanıyoruz. Strese bir tepki olan, çoğu zaman bir stres bozukluğu şeklinde gider ve gerçek bir hastalık da değildir. Depresif belirtilerle, depresyon belirtileri farklı şeyler mi? Tabii. Şimdi depresyon üç manaya gelir. Birincisi semptom olarak, bir belirti olarak depresyon. İkincisi hastalık olarak depresyon. Üçüncüsü de sendrom olarak depresyon. Sendrom; birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen rahatsızlıklardır. Ama hastalık olarak depresyonlar mesela melankoli veya iki uçlu duygu durum bozukluğunun depresyon hazırlığı... Bunlar, iç ve dış sebeplerle, başka hiçbir şeyle açıklanmadan kendi kendine ortaya çıkabilen depresyonlardır. Fizyolojik anlamda da depresyon; mesele bir sinir hücresinin depresyona uğraması dediğimiz zaman o sinir hücresinin fonksiyonunu yapamaması manasında kullanırız. Depresyonlu kişinin takıntıları var mıdır? Her depresyon aynı belirtilerle seyretmez. Bazı depresyonlar sanki bir akıl hastalığıymış gibi seyreder, biz o zaman ona psikotik özellikli depresyon deriz. Birtakım psikoz belirtilerde olduğu bir depresyon deriz. Bu daha çok kişinin kendisini küçük görmesi, suçlu görmesi gibi hezeyanlarla giden depresyondur. Depresyonun en ağır şeklidir. Özellikle kendini kötü görme, suçlu görme, dünyadaki bütün olumsuzluklardan kendini sorumlu tutma gibi ağır depresyonlarda ya da kendisinin çoluğuna çocuğuna yük olduğunu ve kendisinden dolayı insanların eziyet çektiği şeklindeki düşüncelerin hakim olduğu depresyonlar intihar açısından da endeksli olanlardır. Çünkü insanlar hem kendi ıstırabını hem de çevresinde kendisi yüzünden ıstırap çeken insanların problemine çözüm gibi görürler bu intiharı. Mani hali çevreyi etkiler Tedavi uzun sürüyor mu? Bazı depresyonlar kendiliğinden bile geçer. İki uçlu hastalığın duygu durum bozukluğunun depresyonu kendiliğinden geçebilir. Hatta o karamsar, çöküntü içinde, isteksiz, zevksiz insan bir sabah canlı neşeli, hareketli, kendini çok güçlü gören, durmadan konuşan, hiç uyumayan bir insan halinde uyanabilir. Bu adeta hastalığının şekil değiştirmesidir. Depresyondan maniye geçmiştir. Eskiden manidepresif denilen, şimdi de iki uçlu hastalık dediğimiz hastalığın depresyonu böyledir. Ama her zaman bu böyle değildir. Bazı hastaların depresyonu bazen bir başlar, tedavi etmezseniz iki üç yıl sürer. Asla maniye geçmez. Ve bu aradaki süreç de çok risklidir. Depresyonlu kişinin manidepresife geçişi iyi midir yani? Mani, hastalarımızın hoşuna gider. Çünkü kişi mutludur. Mani uzun sürüyor mu? Yerine göre iki-üç ay yerine göre bir yıl sürebilir.
|
![]()
| ||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |