|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| D İ Z İ | 25 MART 2006 CUMARTESİ | ||
|
|
Dindar kesimde değişen ve değişime direnen iki ayrı grup var. Değişenler önemli bir çoğunluğu oluşturuyor ve değişim temel olarak toplumsal ve siyasal deneyimler üzerinden gerçekleşiyor. Dindar kesimde yaşanan değişimi tetikleyen gelişmelerden birisi de terör-İslami hareket ilişkisine yönelik endişeler olmuştur. İslami hareketin yaşadığı iç tartışmalar ve bölünmeler açısından "radikalizm"in Hizbullah örgütüyle ve İstanbul'daki sinagog bombalamalarıyla kazandığı boyut bu noktada belirleyici unsurlardandır. İSLAM VE MÜSLÜMAN FARKI YENİDEN KEŞFEDİLİYOR Hizbullah operasyonları ve ortaya çıkan cinayetler, İslam-siyaset ilişkisiyle ya da dinin siyaset çerçevesinde kullanılmasıyla ilgili sorular ve tedirginlikler yaratmıştır. Bir yandan İslami aktörlerin kendilerini bu tür eylem ve örgütlerden ayrı düşünme çabası ortaya çıkmış, öte yandan İslami alanı ve dini korumak amacıyla bu tür eylem ve hareketler ile aktörler arasına zihinsel ve siyasi mesafeler girmiştir. Diğer bir deyişle terör mselesinin yarattığı sorgulama İslam-Müslüman özdeşliğine yönelik bir zihniyet taşını ve siyasi bakışı sarsmıştır. İslam-Müslüman farkını zımni bir şekilde zihinlere enjekte etmiş, Müslüman'ın çokluğu ve çoğulculuğu fikrini devreye sokmuştur. >>DİNDARLAR ANLATIYOR İslam adına şiddet olmaz Konyalı bir kitapçı:"2 tane çocuk geldi. Bu Malatya grubundan çocuklar. İki tane uzun boylu çocuk... Türk Hizbullahı diyorsanız kesinlikle değilim dedim. Siz hizbi katilsiniz dedim. 'Senin bilmediğin şeyler var' dediler. Ben de 'bir insan bir insanı, bir Müslüman bir Müslüman'ı suçsuz yere öldürürse bunun ismi katildir' dedim. Biraz tartıştık çekip gittiler. Hizbullah olaylarının ortaya çıkmasından çok memnun oldum. Çıksın. Birisi Türkiye'de örgüt kuracak, böyle yapacak İslam adına olacak şey mi." İstanbul'da 80 Müslüman öldü Kayserili bir işadamı: "Bu olay İslami siyasete bakışımı değiştirdi. Erbakan Hoca bu anlamda büyük dedim. Bu tip adamları içine hiç sokmadı. Düşündüm, ta 70'lerden beri bu tür hareketlere hiç pirim vermedi. Demek ki Hoca haklı dedim. Bizim oradaki heyecanlarımıza falan kapılsaydı demek bu ülke kan gölüne dönerdi. Dini kullanmak çok tehlikeli... Mesela işte İstanbul bombalamalarını... Nasıl açıklayacaksınız. 80-85 tane Müslüman öldü..." Ölüm fetvası verilemez Güneydoğulu gayri resmi bir köy imamı: "İslam hukukuna göre din değiştirenin katli vaciptir, ama, bu toplumda değil... Hizbullah'ın yaptıkları yanlıştı. Bunlar kapalı kapılar ardında ölüm fetvaları veriyorlardı. Ben böyle bir şeye hiç yanaşmadım. Bunu kendileriyle de tartıştım. İran sempatizanıydılar. Şiddet kullanma konusunda ölçüsüzdüler... Böyle davranmak dine zarar vermektir. Verdiler de..." İran modelinden uzaklaşılıyor Yaşanan siyasi ve toplumsal öykünün bir sonucu da İran modelinin gücünü yitirmesi ve "öze dönüş arayışı"nı devreye sokmasıdır. Öze dönüş arayışı, bir yandan Kuran'a yeniden ancak insan merkezli bir yönelişi, diğer taraftan kendi toplumunun koşullarını öne alan tarihselci bir bakışı ifade etmektedir. Diğer bir deyişle İslam'ın her toplumda içine doğduğu yerel ve milli geleneklerden arındırılmasını hedefleyen, özellikle İran Devrimi'nin yarattığı ortamdan beslenen evrenselci bakış bugün yerini din algısında yeniden yerel unsurların ve algıların öne çıktığı bir duruşa bırakmaktadır. Gelenekçi yapı ve örgütlenme anlayışı 1980'ler sonrası İrancı ve globalist dalganın baskısı atında tekelci konumunu kaybetmişti. Bugün ise bu yapıyı tahrip eden globalleşmeci dalga etkisini yitirmektedir. Bu ikili etki, bugün dini eylem ve algılar arası sıkı akrabalık ilişkilerine son veren bir iç farklılaşma, çoğulculaşma sürecini harekete geçirmiştir. Bu gelişme din ve siyasetin arasına konulan mesafe ve insan merkezli öze dönüş eğilimi açısından da önemli bir göstergedir. Nitekim bugün yaşanan geriye dönüş, 1980 öncesi İslami harekete egemen olan geleneğe ve tasavvufi yapılanmaya sarılmayı ifade etmiyor. Hem tarikat geleneğinin hem İslamcı evrenselciliğin aşılmasına işaret ediyor ve daha çok kamusal alanda bireysel bir görünürlülüğü esas alıyor. Dün ele aldığımız 28 Şubat tecrübesi ve ekonomik deneyim, bugün altını çizdiğimiz tarihselci anlayış ve İslami hareket-şiddet ilişkisi birer deneyim alanı olarak şu sonucu ortaya çıkarıyorlar: Bu deneyimler din, ekonomi ve siyaset arasındaki sıkı bağları gevşetmiş, her bir parçanın kendi iç dinamikleriyle farklı algılanması eğilimi ve kendiliğinden sekülerleşme halini doğurmuştur. >>TANIKLIKLAR Bizim gerçeklerimiz farklı Dönemin keskin İrancıları arasında yer alan İstanbullu bir serbest meslek sahibi: "Türkiye'nin kendine ait gerçekleri vardır. İran'da yok mu Fars milliyetçiliği? Devrim ihracını başaramamalarının nedeni de belki bu İrancılık... İran İslam İnkılâbı olurken İmam Humeyni'nin Gorbaçov'a yazdığı müthiş bir mektup var. Biz bunu bilemedik. Daha önce Mevlana'yı bir iki sözüyle, işte bu kabak meselesi falan... Hemen yargılardık. Oysa bu müstehcen anlatım tarzı, o dönemde Horasan'da falan da meşhur. Anadolu'da da meşhur oldu, bunda şaşacak bir şey yok. Bu selefi ekolle ilgiliymiş, ben şimdi buna köşeli faşist din anlayışı diyorum. Neyse sonra yavaş yavaş İslamın irfan mektebine doğru geldim." Bir geriye dönüş yaşanıyor İç Anadolu kökenli, Ankara'da yaşayan bir öğretim üyesi: "İlahiyat ikinci sınıftan sonra değişmeye başladım... Tarikatların o yıllarda yani 82 - 83'lerdeki pespaye konumuna, ki bu dönemde de öyle nitelendirebilirim tarikatları, bir tepki olarak tasavvuf karşıtlığı başladı bende. İran devriminin estirdiği rüzgârlara da paralel olarak daha enternasyonalist, kamusal talepleri olan bir İslam anlayışına yaklaştım. Tabiri caizse radikal bir tutum olarak kendini gösterdi bende. Tarikatçı, tasavvufçu arkadaşlarla zaten aramda mesafe oluşmuştu. Bir anlamda İrancı oldum ve İran'ı hep ayrı bir dünya olarak gördüm. Tabii İran'ın başarısını mazlum halkların başarısı olarak görüp bu yönde sempati duyuyordum. Hatta bu süreçte Şii olan arkadaşlar bile oldu. Ben böyle bir uç noktaya hiç savrulmadım. Ama radikalliğin bana kazandırdığı şey şu oldu: Hem Türkiye ve dünyada Müslümanların nelerle uğraştığını anlama imkanı sundu bana... Bu bir geriye dönüşü tetikledi. Birçok insanda bu etki oldu, bir geriye dönüş yaşandı..."
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |