|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| D İ Z İ | 29 MART 2006 ÇARŞAMBA | ||
|
|
Laik kesimde azınlıkta da kalsa değişmeyen bir halka bulunuyor. Bu halka yaşanan gelişmelere, siyasi deneyime ve değişim iklimine sertleşmeyle yanıt veriyor. Değişim süreci karşısında yaşadığı çelişkilerle, laiklik tutumunun sınırlarını aşan, bütüncül, korumacı ve ulusalcı bir siyasi proje üretimini hızlandırıyor.
Katı laik sert halka açısından laiklik, sadece laikliğe ilişkin ilke ve sorunlardan, İslami kimlik ise sadece somut bir tehlikeden ya da mücadele edilmesi gereken "bir siyasallaşma"dan ibaret değildir. Bu halkada tüm toplumsal ve siyasal algı laik reflekse hapsedilmektedir. Kamusal hayatın tüm unsurları laiklik merkezli bütüncül bir siyasi kimlik ve siyaset projesinin araçları haline dönüşmektedir. Nitekim bu çerçevede laik tutum, cumhuriyetçi ideal toplumsal düzenini hem "koruma altına alma"ya ve hem "yeniden kurma"ya yönelik siyasi eylemler bütününü ifade ediyor. Söz konusu koruma ve yeniden kurma faaliyeti ise, "toplumsal, siyasal, ekonomik yeni her girdinin ideal düzende, özellikle laik dokuda gedik açabilecek unsur" olarak değerlendirilmesi esasına dayanıyor. Katı laik kesimde siyasi eylem bu koşullarda doğal olarak ifadesini değişim unsurlarına karşı sistemli bir şüphecilikte ve "sürekli seferberlik hali"nde bulmaktadır. Sonuç olarak bu halkada laiklik sadece İslami kimlik ve İslami kesime karşı devreye giren bir savunma ya da saldırı cihazı olarak kalmamaktadır. Aynı zamanda "siyasi kimlik kurucu bir işlev" üstlenmektedir. Bu siyasi kimlik ise siyasi-toplumsal-kültürel alanlar arasındaki doğal ayraçların ortadan kaldırılması, "siyasi ve toplumsal alan, algı ve eylemin tek çatı altında birleştirilmesi" yoluyla işlerlik kazanır. Bu durumu totaliterleşme tabiriyle tanımlamak mümkündür. Bu çerçevede totaliterleşme siyasi, toplumsal ya da kamusal hayata dair farklı ve dağınık parçaların, hatta farklılaşmış bireysel ya da grupsal çıkarların belli bir siyasi hedef etrafında yeniden bir araya toplanması, bunların hiyerarşik bir şemsiye altında birbirini belirleyen ve açıklayan öğeler olarak tasarlanmasıdır. Bu eğilimin doğal olarak iki ayağı vardır. 1. "Laiklik kaygı"sından hareketle "düzeni koruma" ve "bozulanı yeniden kurma" güdüsü bu kaygıyı derinleştirecek girdilere karşı topyekûn ve sürekli seferberliği ifade ettiği oranda, laiklik ilkesi yeni bir tanıma tâbi tutulmaktadır. Laiklik ilkesi "anti-emperyalizm", "ulusçuluk", "dış müdahale tedirginliği", "AB'ye karşıtlık", "sivilleşmeden endişe", "demokratikleşmeye mesafe" gibi tutumlarla beslenmekte, bunlarla iç içe sokulmakta ve yukarıda belirtildiği gibi bütüncül bir siyasi proje haline dönüşmektedir. 2. Sürekli seferberliğin bir gereği olarak "ideal laik aktör" kurgusu yapılmakta, bu politik projeye simgesel açıdan uyumlu insan tanımı etrafında kültürden tüketime, imaja uzanan ortak algı ve davranış kodları bir "toplumsal model"e dönüşmektedir. Bu çerçevede "ideal kadın, ideal beden, ideal yaşam tarzı, ideal rejim" gibi unsurlar bir bütün oluşturmakta ve bir cemaatleşme eğilimi ortaya çıkmaktadır. Bu keskin siyasi aidiyet dış dünyanın algılanmasında bütünlükçü ideolojik sistemi pekiştirir ve yeni ulusalcılığın önemli kaynaklarından biri bu noktada karşımıza çıkar. Nitekim bu açıdan bakıldığında bütünlükçü algı, bağımsızlık kavramı etrafında iç-dış müdahale fobisiyle bezenmekte, Kemalizm hem kurucu hem koruyucu yarı kutsal bir referans ve politik bir proje olarak tanımlanmaktadır. Bu bütünlükçü ideolojik sistem, ideal bir gelecek için bugünü faydacı araçlarla denetim altında tutmakla sınırlı kalmaz ve faydacılık yeni bir tutumla tarihe de yönelir. Tarih okuması, bozulma ve tehlike fikri üzerine dayalı "dondurulmuş ve faydacı tarih anlayışı" üstünden yeniden üretilir. Cumhuriyet tarihine yönelik okumalar da, örneğin askerin rolü siyasi olarak bu çerçevede gerginleşir ve otoriterleşir. Nitekim zihniyet açısından ulusalcılıkla tahkim edilmiş laik duruş, toplumsal olanı devlet alanı içine hapseder. Siyasete meşruluğu devletin kontrolü koşulunda tanır. Tam demokrasiyi muhayyel bir durum olarak görür, muhayyel olana ulaşmak için toplumsal iradeyle çatışmayı doğal ve kaçınılmaz kabul eder. İslami kesime nasıl bakıldığına gelince... Katı laik kesimde toplum, siyaset ve din iç içe girmiş, birbirini tamamlayan üç esas üzerine kuruludur. 1. Modernlik bir refleksi andırır şekilde, salt simgesel yönüyle ele alınmakta, kimlikler içi ve arasındaki simgesel ilişki üzerine inşa edilmektedir. 2. Dinin ataerkil bir yapıyı simgelediği, her unsuruyla ilerlemenin ve ilerlemeciliğin karşı kutbunu oluşturduğu inancı taşınmaktadır. 3. Osmanlı'dan kültürel kopuş fikri ve özellikle 1923-1950 dönemi model alınmakta, gelecek beklentisi, "ideal dönem-bozulma dönemi" karşıtlığıyla yakın ideolojik geçmiş üzerine kurulmaktadır. Bu çerçevede katı laik kesimde İslami kimliğe ve dine bakıştaki tedirginlik artan bir eğilim gösterir. Bu doz artışı siyasi gelişmelerle ve değişme dalgasıyla yakından ilgilidir. Nitekim paradoksal gibi dursa da, İslami kesimin toplumsal görünürlülüğü arttıkça bu kesimin toplumsal niteliğine olan inançsızlık da güçlenmektedir. İslami kesim sisteme entegre oldukça şeriat tehlikesine yönelik endişeler pekişmektedir. TANIKLIKLAR: SİYASET VE ORDU Karadenizli avukat: Her şeye izin vermeyiz "Şimdi cumhuriyet gerçekten tehlikede. Aslında bir sürü insan böyle düşünmeli. O yüzden diyoruz ki: solcular, ilericiler, demokratlar birleşmeli... Şimdi bugün şeriatçılar tamamen açık bir şekilde iktidara gelirse iç savaş olur. Ya da olmaz bir İran oluruz. Ama yani benim iktidarımda, yani sosyalistler iktidara gelse her şeye izin mi verecekler?.. Veremeyiz (...). Ankaralı bir müteahhit: Asker bizim adımıza konuşuyor "Doğrusu o insanlarla ideolojik mücadele etmektir. Doğrusu odur. Ama edemiyorsunuz. Edecek gücünüz yok ve elinizdekilerden de olacaksınız. Şimdi bazı şeyler kolay elde edilmedi bu ülkede. Demokrasi mücadelesinin bedelini bizim gibi insanlar ödedi. Ama şimdi topluma gidemiyorsunuz, örgütlenemiyorsunuz, paranız yok, hiçbir şeyiniz yok. Ama bir kesim 20 yıldır çok iyi örgütlendi. Ve bugün iktidara geldiler. Onları bıraksanız çok daha farklı şeyler yapacaklar. Niyetleri bu değil... Adım adım bazı şeyler yapıyorlar. Çok ince ayar yapıyorlar. Yavaş yavaş her şeyi değiştiriyorlar. Bence cumhuriyet bile tehlikede. Ha bir başka mantık da ne olursa olsun, her şey bir batsın ondan sonra... Ben buna karşıyım ama bunun bedelini yine biz ödeyeceğiz, bu halk ödeyecek... Tabii asker mücadele edecek bizim adımıza... Başka ne yapalım... Ayrıca Atatürk devrimlerinin bekçisi ordu..." Kemalist bir siyasi parti üyesi emekli bir memur: Orduyu desteklerim "Şimdi ordunun işi devlet yönetmek, siyasete müdahale etmek değil. Ama Türkiye farklı, özel koşulları olan bir yer burası... Mesela 28 Şubat... Demokratik bir ortam olsa da o zaman o zihniyetle mücadele etsek... Ama türban çok özel bir şey. Ordunun MGK vasıtasıyla verdiği uyulması gereken tavsiye kararlarından biri. Şunu biliyorum. Yasaklarla bir şeyi kolay kolay yok edemezsiniz. Bize de zincir vurdular, hapse attılar. Ama beynimizi yok edemediler. Tabii doğrusu bizim o insanlarla iletişim kurup o insanları aydınlatmamız gerekirdi. Yapamadık bunu. Eksiğimiz bu... Yenildik biz yani... Yani samimi konuşursak bu böyle... Ne yapalım şimdi, mesela bir referandum olsa türban serbest olsa, tabii referandum sonucu uygulanmasın derim, orduyu desteklerim..."
TANIKLIKLAR: TESETTÜR Ankaralı öğretmen: Kandırılıyorlar "Toplumda türbanın yeri olmadığını düşünüyorum, bu bir simge... Yani insanların başörtüsünü kullanması gerektiğine dair açıklamalarını inandırıcı bulmuyorum. Allah'la kul arasına kimse giremez. Ben o çocukların gerçekten üniversiteye başlarını örterek girmek istediklerine de inanmıyorum. O çocuklar kullanılıyor. Çok insanla tanıştım başörtülü. Kendi istekleriyle başörtüsü takmadıklarını açık şekilde söylüyorlar. Zaten onlar gelip benimle tanıştı, anlattılar, içinde bulundukları durumu. Kız çocuklarına yapılan bu baskının kaldırılmasını istiyorum. Onlar adına çok üzülüyorum. Kendilerini ben böyleyim diye kandırıyorlar. Gazi Üniversitesi'ni biliyorum işte. Şimdi bakın böyle yapaylık olur mu? Sınıfa giriyorsunuz, öğretmen başörtülü, hemen sizi görünce çıkartıyor. Bu ne biçim inançtır? Eğer gerçekten inanıyorsan saçının bir telini bile göstermemen gerekir. Bakın stresten baba, abi zorlamasıyla başını örtmekten saçları dökülen kızlar biliyorum..." İstanbul'da emekli memur: Alerji duyuyorum "Elimi uzatıyorum elini çekiyorlar. En yakın üvey teyzemin kızında bunu görmüştüm, ondan sonra hep nefret ettim, senin türban takmanla elimi sıkman neyi değiştiriyor? Ben nasıl bir düşünce içinde olabilirim? Türbanlı görünce alerji duyuyorum. Bunlar hep kandırılmış. Birileri bir şeyler dağıtıyor, yardımlar yapılıyor. Basit bir olay söyleyeyim size, hemen karşı tarafta Perpa'nın bir marketi var. Markette bir kız var ilk başlarda başı açık moderndi. Sonra kız evlenirken baktık kız kafasını kapatıp nişanlanmış. Sonra evlenirken tamamen turbana büründü. Geçende gördüm kızın yüzüğü yok ve başı açık..." İstanbullu 40 yaşında kadın bir özel sektör çalışanı: Samimi değiller Ben türbanın her şeyiyle, her yerde kullanılmasına karşıyım. Biliyorum ki samimi değiller... Bu yüzden karşıyım türbana... Üniversiteleri de ele geçirmiş adamlar. YÖK'ü ele geçiriyorlar, devleti ele geçiriyorlar... Peki ben size soruyorum: Bir avukat türbanla girmeli mi duruşmaya?.. Bir de türbanla bitmeyecek ki. Arkasından çarşafla girecekler. Sonu yok ki onun. Şimdi bugün şeriatçılar tamamen açık bir şekilde iktidara gelirse iç savaş olur..." Hataylı işadamı: Utanıyorsunuz "ODTÜ'ye, İTÜ'ye türbanla nasıl girerler? Ne işleri var orada? Utanıyorsunuz. Kendinize pay çıkartıyorsunuz. Niye bunlar ortaya çıktı diyorsunuz? Benim bir arkadaşım anlatıyor. Hamburg'da bir kafede oturuyorlarmış. Bir Kur'an Kursu dağılmış. En az 200 tane ucube türbanlı. Herkes bakıp gülüyordu. Yani şimdi hiç çağdaş değil bu ya... Hiç modern değil. Hiçbir şey değil ya (...) Türban yasağına bakın: Ne zaman ortaya çıktı? İmam hatiplerle ortaya çıktı. İmam hatiplerin destekçisi kimdi? Geçmişte Erbakan'dı, şimdi de AKP. Neden: Kendi altyapılarını buradan yetiştirmek istiyorlar..."
|
![]()
![]()
| |||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |