T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
D İ Z İ 24 MART 2006 CUMA
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Ankara'da Şafak
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Mahkumlarla konuşmak ve fotoğraf çekmek yasak

Guantanamo'da hemen her hareketimiz yasaklarla sınırlı. Levhalarda yer alan 'fotoğraf çekmek yasak', 'konuşmak yasak', uyarılarına bir de rehberlerin 'olmaz'ları ekleniyor

Duvarlarda Afganistan'daki seçim sonuçlarını anlatan afişler dikkatimizi çekiyor: Bir de Arapça ve Peştu dillerinde yazılmış bir ilan: Kurallara uymayan tutukluların başlarına gelecek cezalar bildiriliyor.
 Sefer Turan
 Ümran Safter
Guantanamo'daki kamplarda ABD askerlerinin bize gösterdiği hücreleri ve tel örgülü kafesleri incelerken, Arapça bir anons yapıldı: "Saat 11.6" diye. Bu iki kez tekrarlandı. Az sonra aniden hücrelerin derinliklerinden gelen bir ses herkesi durdurdu: Tutuklulardan biri Kur'an- ı Kerim'den ayetler okuyordu. Hücrelerin birbiriyle hiç teması yok. Herkes kendi başına. Günlerce, aylarca, yıllarca.

Hücreleri gezdikten sonra havalandırma bölümüne çıktık. Beyazlarınki ile mukayese edildiğinde daha dar bir alan. Üstelik havalandırma süreleri de daha kısa.

'ONLARA İNANMAYIN'

Biz çekim yaparken birden tutukluların, bulundukları hücrenin havalandırma kısmına can havli ile vurduklarını gördük. Çığlık çığlığa bağırıyor ve seslerini bizlere duyurmaya çalışıyorlardı. Arapça, Urduca ve İngilizce bağırdılar:

"Gazeteciler! Onlara inanmayın. Onlar yalancı. Sizi aldatıyorlar. Onlar canidir. Dün gece buraya baskın düzenlediler."

Amerikalıların, bizlere gösterdiklerini tahmin ettikleri görüntülerin gerçeği yansıtmadığını söylemeye çalışıyorlardı.

Biz dışarı çıkarken tutukluların son sloganı "Lailahe illallah Muhammed Resulullah" oldu.

YEMEKLER İSLAM'A UYGUN

Guantana'nun Delta kampında esirler için yemek pişirilen yemekhaneyi gezdirdiler bize. Gösterilen yemekler hijyenik ortamda hazırlanıyordu. "Acaba her zaman böyle mi" diye geçirdik içimizden! Ama bunu hiçbir zaman öğrenemeyecektik. Bir asker bize yemeklerin İslami kurallara göre hazırlandığını söyledi. Yemekhaneden sonra biri kadın diğeri erkek iki Gardiyanla konuşma imkanı tanındı. Güvenlik nedeniyle isimlerini vermeyen bu iki genç gardiyan işkence ve kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak "işkence yok, kötü muamele de yok. Hepsine saygıyla davranıyoruz. Onlar da bize saygıyla davranıyorlar" diyor. ABD yönetimi ağır eleştirilere ve BM'in "Guantanamo kapatılmalı" çağrısını rağmen 5 bölümlü Delta kampında 6. bölüm için çalışmalara başlamış. BM'nin isteklerini kimse dikkate almıyor. Kampa yeni bir ek yapılması çok ürkütücü geldi bize. Amerika'nın bundan sonraki savaşının adının "Guantanamo" olacağı hissine kapıldık. Yani buraya, yeni tutukluların sevki söz konusu duygusuna kapıldık.

MEKKE: 12793 KM

Her taraf tel örgülerle birbirinden ayrılmış hücrelerle dolu. Hemen yanı başımızdaki havalandırmada 15-20 kişiden oluşan bir gurup tutuklu var. Kimi uzun sakallı, kimi sakalsız. Kimi namaz kılıyor kimi birbiriyle konuşuyor. Bizi elleriyle göstererek aralarında konuştular. Tabii ki onları duymamız mümkün değildi. Onlarla konuşmamız ise yasak. Havalandırma yerinde tel örgüler içindeki top sahalarını görüyoruz. Ortasında Kıbleyi gösteren ve "Mekke: 12 793 km yazılı" bir ok işareti var. Yani tutukluların Guantanamoya alışmamaları için ve onlara her an ailelerinden, ülkelerinden, yurtlarından kültürlerinden ne kadar uzakta olduklarını hatırlatmak için yazılmış bir yazı.

UTANDIK...

Kendimizi bir anda hayvanat bahçesinde kafesleri gezen turistler gibi hissettik. Çünkü tellere yapışmış üzeri kir pas içinde sakalları uzamış, yorgun bakışlı tutuklular gözlerini dikmiş bize bakıyordu.. Utancımızdan göz göze gelmemeye çalıştık. Ne de olsa onların gözünde Amerikalıların getirdiği ve gezdirdiği gazetecilerdik.. Koreli gazeteci gayrı ihtiyari ellerini kaldırarak tutukluları selamladı. Onlar da kendi aralarında konuşmaya devam ettiler. Tutukluların yargılandığı odadayız. Odayı gezdiren albay, "Burası yasal bir mahkeme salonu değil" diye konuşuyor.

En tehlikeli mahkumlar: TURUNCULAR

Guantanamo'da Delta kampı 5 ayrı bölümden oluşuyor. Tutuklular, ABD'lilere göre tehlikelilik durumu dikkate alınarak renklerle sınıflandırılmış. Kendilerine yapılan muamele de bu renge göre değişiyor. ABD yönetimi ile işbirliği yapanlar (sorguda zorluk çıkarmayanlar) 4. bölümde kalan beyaz renkli elbiseli tutuklular. Sonuçta hepsi cehennemi andıran bu tel örgüler arkasında yaşıyor ama beyaz renkliler için koğuş sistemi geçerli. Birlikte yemek yiyip top oynayabiliyorlar. Sohbet etmeleri de serbest. Ailelerine sınırlı da olsa mektup yazabiliyorlar. Havalandırmadan daha fazla süre yararlanıyorlar. Beyazların odalarında bunlara diğerlerinden farklı olarak ayakkabı ve oyun kağıtları verildiğini görüyoruz. Kısmen işbirliği yapanlar ten rengi, asla işbirliği yapmayanlar turuncu elbise giyiyorlar.

Turuncu renkli elbise giyen mahkumların kaldığı 5. bölüm hiçbir yere benzemiyor. Beyazların kaldığı kamp 5 yıldızlı otel gibi kalır burayla mukayese edildiğinde. Amerikalılar buraya "yüksek güvenlikli kamp" diyorlar. Demir yığınından oluşan bir kapısı var. Kapı açılıyor ve içeri giriyoruz. Bir iki metre ileride kapalı bir kapı daha var. O kapının açılması için ilk girdiğimiz kapının kapanması gerekiyor. Büyük bir gürültüyle kapanıyor kapı. Girdiğimiz kapı kapanıyor ve bir sonraki kapı açılıyor. Böylece 7 kapıdan geçtikten sonra hücrelerin bulunduğu koridora girdik. Bütün Hücreler boş. Tutuklular, kendilerini görmememiz için başka bir yere nakledilmiş. Hücrelerin kapısında birer asker var. Askerlerin ellerinde telsiz. Hücrelerin kapısını açma yetkisi ise bu askerlerde değil.

5 yıldızlı Taliban kuleleri tişörtü

Guantanamo'da alış veriş merkezinde dolaşırken bir tişört dikkatimizi çekiyor. Sırtında Guantanamo'daki esir kamplarının o tanınmış kulelerinden ikisinin resmi basılmış. Üzerinde de "Taliban kuleleri.. Karayipler'in en yeni 5 yıldızlı tesisi" yazılı. Yani ikiz kulelere karşı "Taliban kuleleri". Görüntüler, fotoğraflar ve sesler sansürlendi. İki tam günün ardından tüm programı tamamladık. Çavuş: Akşam saat 19.00'da benim odama geliyorsunuz, bütün fotoğraflarınız ve görüntülerinizi izleyeceğiz" talimatı verdi. Belirtilen saatte Amerikan Radyosu muhabiri kadın gazeteci dışındaki 6 gazeteci odaya vardık. Önce Radyocuların ses kayıtları dinlendi. "Sakıncalı" sesler tespit edildi ve kullanımı yasak denildi.

Guantanamo' ya neden gittik ?

Uluslararası kamuoyu, 2001 yılından bu yana Guantanamo'ya götürülen tutukluların akıbeti konusunu elbette merak ediyordu. Yüzlerce tutuklunun yargısız olarak bekletildiği ve bu yüzden de başta BM olmak üzere bütün sivil örgütlerin tepkisini çeken insan hakları ihlallerini ortaya çıkarmak gerekiyordu. Evet onların izniyle gittik. Zaten başka türlü gidilemez ki oraya. Mümkün olduğunca Guantanamo gerçeğini insanların bilgisine sunmak gerekir diye düşündük hep.

  DİĞER BÖLÜMLER
  • 2. Bölüm : Türk gazeteciler Guantanamo Üssü'ne girdi
  • Geri dön   Yazdır   Yukarı


    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi