|
|
|
|
|
|
|
|
|
renkli bir gezi MÜSİAD İnşaat ve Yapı Malzemeleri Sektör Kurulu'nun düzenlediği Hatay-Halep gezisi verimli olduğu kadar güzel ve neşeli geçti. İş ve kültür gezisi olarak tasarlanan ve gezi başkanlığını İbrahim Güder'in yaptığı, Kemal Günaydın, Nurdoğan Ural, Musa Göçmen, Zekeriya Solmaz, Mustafa Cebeci, Fevzi Çakmak, Akif Çolak, Mustafa Yalnız, Hikmet Köse, Bayram Şenocak ve Turan Yalçın başta olmak üzere 20'nin üzerinde işadamının katıldığı gezi, oldukça renkli görüntülere sahne oldu. Geçen hafta gerçekleşen gezinin ilk durağı Adana'ydı. İbrahim Güder, "Amacımız yerel sanayici ve iş adamlarıyla tanışmak ve kaynaşmak. Hatay-Kırıkhan arasında çok büyük organize sanayi bölgesi var. Alt yapısı bitmiş durumda. Sembolik ücretlerle yatırım yapmak isteyen işadamlarına tahsis ediliyor. MÜSİAD İnşaat ve Yapı Sektör Kurulu olarak, hem bölgeyi yatırım ve kapasite açısından yerinde görmek hem de bölgenin tarihi ve kültürel zenginliklerini tanıtmak istedik. Maalesef kendi ülkemizin zenginliklerini tam olarak bilmiyoruz. Bu nedenle gezinin büyük bir bölümünü kültür ve tarih gezisi olarak tasarladık" sözleriyle bir anlamda gezinin amacını da özetliyordu. Gezinin ilk durağı Adana'ydı. Seyhan nehrinin kenarındaki ATO tesislerinde verilen kahvaltıda Adanalı ve İstanbullu işadamları, bölgedeki iş imkanlarını konuştu. Kahvaltı sonrası Çukurova Yapı ve İnşaat Malzemeleri Fuarı gezildi. İskenderun Körfezi'ni AMİK Ovası'na bağlayan Belen Geçidi'ni aştıktan gezinin en güzel kısmı başlıyordu. Payas'ta, önce Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi'ne attık kendimizi... Mimar Sinan tarafından yapılan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Kalesi'yle karşı karşıya. Burası Osmanlı döneminde Halep'in iskelesiymiş. Külliye ile kale arasında Sarı Selim lakaplı Sultan İkinci Selim'in yaptırdığı bir cami yer alıyor: Sarı Selim Camii. Kale, Osmanlı döneminde bir ara hapishane olarak da kullanılmış. Ünlü Osmanlı şair ve fikir adamı Namık Kemal, Magosa'ya sürgüne gönderilirken birkaç gün bu kalede hapsedilmiş. Hürriyet ve Vatan şairimiz Namık Kemal'in birkaç gecesine yataklık eden hücreye girdik. Birkaç metre öteden kulaklarımıza çarpan Akdeniz'in dalgalarının çıkardığı ses sanki bir hürriyet şarkısını terennüm eder gibiydi. Kale surlarında külliyenin haşmetli manzarası ve yanı başında Demir Çelik Fabrikası'nın kirli bacaları karşılıyor insanı. Diğer taraftan masmavi bir Akdeniz kucaklıyor bizleri.
Külliyede muhteşem manifesto Mimar Sinan'ın görkemli yapıtının kapısında yer alan levha, Osmanlı devlet adamlarının vakıflara ne kadar önem verdiğini gözler önüne seriyor. Levhada şu sözler yazılıydı: "Alemin kendisiyle övündüğü ve güzel ahlak sahibi zamanın Süleymanının oğlu Sultan Selim'in veziri bu fani dünyanın geçici olduğunu anladı ve bayrağının daimi olmadığını ve bu dünyanın mihnetlerle bir cehennem olduğunu görerek Allah rızası için bu hanı yapıp vakfetti / Ve böylece daha dünyada iken ahiretini abad eyledi / Allah bu emsalsiz hayrı kabul ede. / Doğrusu bu ki, böyle hayrı herkese nasip etmez / Bu eserin sahibi tarih düşürüp dedi: Ben Allah rızası için bu hanı yolculara vakfettim. Hicri 982. Miladi 1574." Her şey düşünülmüş Osmanlı altın çağına ait külliye, sıbyan mektebinden hamamlara, aşevinden dinlenme salonlarına, dükkanlardan han odalarına, avlularından bahçelerine kadar mükemmel bir şekilde tasarlanmış. Kapıdan sola kıvrıldığınızda ilk karşınıza çıkan havuzlu bir oda. Serinlik olarak kullanılan bu oda Türk hamamına açılıyor. Hamam, içine en az iki Sofular Hamamı alacak kadar geniş ve kullanışlı. Yolcuların her türlü ihtiyacı en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. Aşevinde yemek yiyenler, mutfağın karşısındaki iki gazinoda musıki alemlerine katılabiliyor.
Gezinin üçüncü durağı Antakya'ydı. Binlerce yıllık bir tarihi olan Antakya, Habib-i Neccar Dağı'nın eteklerinde kurulmuş. Hem Müslümanlar hem Hıristiyanlar için kutsal bir kent. Bir zamanlar şehir nüfusunun beşyüz bin olduğu söyleniyor. Ünlü Makedon Kralı İskender ile Pers Kralı III. Darius'un ordusu İskenderun Körfezi'nin doğu ucunda, Deliçay kıyısındaki İssos'ta savaşa tutuşmuşlar. Pers ordusunu yenilgiye uğratan İskender, Myriandros (İskenderun)'a geçerek şehrin adını "Alexandreia" olarak değiştirmiş. Yasin Suresi'nde geçen olay St. Pierre Kilisesi'nin bulunduğu dağa adını veren Habib-i Neccar, aslında Hz. İsa'ya iman etmiş bir insan. Yaşadığı dönemin Antakya'sında putperestliği reddetmiş, Hz. İsa'nın üç elçisini desteklemiş, bu yüzden şehit edilmiş bir evliya kabul ediliyor. Müslümanlar Habib-i Neccar'ı öylesine kabullenmişler ki, mezarının bulunduğu yer üzerinde onun adına cami inşa etmişler. Kur'an-ı Kerim'in Yasin suresinde adı belirtilmeyen bir kahramanın Habib-i Neccar olduğu kabul ediliyor. Kur'an'da geçen olay özetle şöyledir: Elçiler şehit edildi Hz. İsa, Antakya'ya iki elçi, gönderir, peşlerinden bir elçi daha gönderir. İki elçi Antakya'ya girerken Habib-i Neccar ile karşılaşır. Neccar, Hz. İsa'nın getirdiği dine iman eder. Ancak, elçiler Antakyalılar tarafından hoş karşılanmazlar. Habib-i Neccar, şehre giderek Antakyalılara "Sizden hiçbir ücret talep etmeden Hakk dinini anlatan bu elçilerin söylediklerine uyun" diye seslenir. Hz. İsa'nın elçileri de, Habib-i Neccar da işkence altında şehit olurlar. Habib-i Neccar, ölürken bile "Keşke Rabbimin bizi cennete soktuğunu kavmim de görseydi" der. Yıkıldı yine yapıldı Antakya, Ubeydullah Bin Cerrah tarafından M.S 636 yılında fethedildiği dönemde Habib-i Neccar ve Hz. İsa'nın iki elçisinin bulunduğu yerde fethin sembolü olarak bir cami inşa edilmiş. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Anadolu'da yapılmış ilk cami bu. Caminin girişindeki türbede isimleri Yuhanna ve Pavlus olan iki elçiden Yahya ve Yunus hazretleri olarak söz ediliyor. Habib-i Neccar'ın sandukası da aynı camide. Müslümanlar bu türbeyi ziyaret edip dua ediyorlar. Antakya, Haçlı seferleri döneminde Antakya Prensliği olarak bir süre Hıristiyanların elinde kaldı. Haçlılar, Antakya'yı işgal ettikten sonra kentteki sivil Müslümanları kılıçtan geçirdiler. Memluk Sultanı Baybars daha sonra Antakya'yı Haçlılardan geri almış, Habib-i Neccar Camii'ni de yeniden yaptırmış. İlk mağara-kilise Antakya'da yapıldı Hıristiyanlığın bilinen ilk mağara kilisesi Antakya'da. St. Pierre (Aziz Petrus) Kilisesi, Habib-i Neccar dağındaki doğal bir mağara. Antakya'daki ilk Hıristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları mağara sonra kiliseye çevrilmiş. Saint Pierre, Antakya Kilisesi'nin kurucusu kabul ediliyor. Roma döneminde İsevilere yönelik baskılar nedeniyle kiliseden bir tünelle dağın içinden kaçış yolu yapılmış. Vakıflara bağlı bir müze olan kilisede izinle ayin yapılabiliyor. Her yıl 29 Haziran'da buraya gelen Hıristiyanlar hacı oluyorlar. Vatikan'ın Türkiye Büyükelçisi de bu ayinleri yönetiyormuş. Çünkü 1963'te Papa, Antakya'yı hac yeri ilan etmiş. Antakya'da Hürriyet Caddesi'ndeki "Aziz Piyer ve Aziz Paul" Kilisesi de eski kiliseler arasında yer alıyor. Bu kilisenin yakınında yeni inşa edilmiş bir Protestan kilisesi var. Buna göre misyoner faaliyetleri açısından Antakya önemli bir kent. Kentte az sayıda Ortodoks Hıristiyan ve daha az sayıda Musevi yaşıyor. Antakya, Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerin bir arada yaşadığı ilginç bir kent olma özelliğini koruyor. Öte yandan Antakya'da dünyanın ikinci büyük Mozaik Müzesi var. Müzede eski medeniyetlere ait resimli mozaikler sergileniyor.
Eski Hatay Meclis binası şimdi sinema Asi Nehri'nin Fransızlardan kalan bu taş yapı, Hatay'ın 1939'da Türkiye'ye iltihak etmesinden önce Bağımsız Hatay Parlamentosu olarak kullanılmış. Bu yapı şimdi üçüncü sınıf müstehcen filmlerin oynatıldığı bir sinema. Hava kararıyor... Suriye sınırına yakın Reyhanlı'daki Hamamat Oteli'ne doğru yola çıkıyoruz. Karşıdaki tepede ışıkları yanan binanın Suriye karakolu olduğunu öğreniyoruz. Dikenli tellerle ayrılan iki sınırın arasındaki şose yolda ilerliyoruz. Şam'a gidecekse insan muhakkak bu yolu kullanmalı diye düşünüyorum. 80 yıl kadar önce ne dikenli teller vardı ne gözetleme kuleleri. Suriye ve Türkiye karakollarının iki adımlık mesafede buluştuğu noktadan sonra Cilvegöz kavşağından Reyhanlı'ya sapıyoruz.
2. Bölüm: Halep'i kazıyın altından Osmanlı mührü çıkar
|
|
![]()
|
|
|
|
|