|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Savaş öncesinde ve işgal sonrasında Irak ile ilgili olarak çok şey yazıp anlattım. Ancak Irak'ın tüm bölgelerinde başta meslektaşlarımız olmak üzere birçok arkadaşımız olmasına ve bu arkadaşlarla sık sık konuşmamıza rağmen Bağdat'a gitmek kısmet olmamıştı. İşgal sonrasında Kuzey Irak'taki manzara, oradaki gelişmelerin çok daha yakından takip edilmesi gereğini gösteriyordu. Çünkü başta 'Kürt devleti' ve 'Kerkük' olmak üzere, birçok konuda inanılmaz hızda günlük gelişmeler yaşanıyordu. Bu gelişmelerin de detayları vardı. İşte bu detayları yakından görmek ve değerlendirmek için önceki hafta Irak'a gitmiştim. Bağdat ile ilgili izlenimlerimi kendi köşemde özetlemiştim. Bugünden itibaren de sizlere Kuzey Irak'ta gördüklerimi yansıtmaya çalışacağım. Kuzey Irak turumda Erbil, Süleymaniye, Kerkük, Musul, Telafer, Duhok ve daha birçok şehir ve bölgeyi dolaştım. Sokaklarda karşılaştığım herkesle konuşmaya çalıştım. Amacım deyim yerindeyse sokağın nabzını tutmaktı. Çünkü en doğru yöntemin bu olduğuna inanırım. Bu yazı dizisinin Kuzey Irak'taki gerçek durumu yansıttığını söyleyebilirim. Amacım bu bilgilerle Kuzey Irak, Irak ve bölgedeki gelişmelere daha farklı bir perspektifle bakılmayı sağlamaktır. Ancak oradaki gelişmelerin inanılmayacak kadar hızlı geliştiği ve değiştiği de unutulmamalıdır. Bilinmelidir ki Kuzey Irak'ta çıkacak herhangi bir yangın öncelikle o yangını çıkaranları yakacaktır!
KYB lideri Celal Talabani'ye göre, önümüzdeki en büyük tehlike Şiilerin seçime tek başına girmek istemeleri. Bunun çok tehlikeli olduğunu belirten Talabani, Irak'ın kurtuluşunun anlaşarak seçime gidilmesinde yattığını söylüyor ve Kürt devleti konusunda ise, "Amerika Kürt devleti kurmamızı isterse, bize önce Akdeniz'de kapı açması gerekir" diyor. İşte Talabani'ye sorduğumuz sorular ve aldığımız cevaplar:
Son gelişmelerle birlikte Irak'ın geleceğini nasıl görüyorsunuz. Hemen hemen herkes seçimlerin zamanında yapılmasını istiyor. Bu seçimlerde federal bir Irak'ı savunanların kazanması durumda her şey düzelir.Yok eğer radikal İslamcılar ya da Irak'ta Şii bir devletin kurulmasını isteyenler kazanırsa ülkede bir kaos yaşanır. Tüm etnik ve mezhepsel grupların anlaşması ile yapılacak bir seçim Irak'ın kurtuluşu olacaktır. Peki böyle bir anlaşmayı seçim öncesinde nasıl sağlayacaksınız? Seçimlerin nasıl yapılacağı yönünde farklı görüşler var. Demokratik güçler seçime ortak bir liste ile girilmesi gerektiğini savunuyor. Bazı Şii din adamları ise Şiiler'in kendi başlarına seçime katılmasını, bazı Sünni gruplar da seçimlerin boykot edilmesini ve engellenmesini istiyor. Eğer Şiiler kendi başlarına seçimlere katılmayı düşünürlerse bu çok ciddi ve tehlike bir sorun yaratır. Çünkü Kürt, Arap ve Türkmenler'in bir bölümü Sünni, bir bölümü de Şii'dir. Bu nedenle Irak'ın iyiliğini isteyen herkes; Kürtler, Araplar, Türkmenler ve Asuriler mezhepsel ya da etnik tercihlerini değil de demokratik siyasal tercihlerini ön planda tutarak birlikte ha reketetmelidir.
Seçim olup, Irak'ta yeni bir demokratik sistem kurulsa Seçimler sonrasında demokratik bir yönetim iş başına gelirse ve bu yönetim çekilmelerini isterse ABD'liler çekilmeye başlar. Yok eğer, seçim sonrasında dinci bir yönetim iş başına gelirse çekilmezler. Amerikalılar, Irak'ta yeni bir İran ya Afganistan'ı asla kabul etmez. İsrail'le ilişkimiz yok İsrail'in, Irak ve özellikle Kuzey Irak'taki faaliyetleriyle ilgili çok şey söyleniyor. Sizin İsrail ile herhangi bir ilişkiniz var mı? Bizim İsraillilerle hiçbir ilişkimiz yok. İsraillilerin Irak'ta ya Kuzey Irak'taki faaliyetlerine gelince. Onların direkt olarak ve İsrail pasaportları ile Irak'a gelmeleri imkansız. Yalnızca Türkiye üzerinden gelebilirler. Çünkü Suriye, İran ve diğer Arap ülkeleri tarafından gelemezler. Ancak işadamı olarak ve diğer ülkelerin pasaportları ile geliyorlarsa bu engellenemez. Şimdi herkes istediği gibi Irak'a girip çıkıyor. Ayrıca bazı Yahudi Amerikalı ya da Avrupalı işadamı ya da araştırmacı Türkiye üzerinden geliyor. Biz onlara dinlerinden dolayı gelmeyin diyemeyiz. İsrail'e göç etmiş Kürt Yahudiler ise kendi köylerine dönebilir. Onlar Kürt'tür ama dinleri Yahudi'dir.
Gelelim Kürt devleti meselesine... Gerçekten bağımsız bir Kürtler olarak farklı düşünüyoruz. Bazı Kürtler var olan durumdan yararlanarak hemen bağımsız bir devlet kurulmasını savunuyor. Bir diğer grup var olan federal yapı ve merkezi hükümetteki imkanlarla yetinilmesi ve Irak'ın bütünü içinde kalınması gerektiğini söylüyor. Bir diğer kesim de konuyu zamana bırakmanın daha mantıklı olacağını dile getiriyor. Bana kalırsa şu andaki durum en ideal durum. Yani federal bir Irak içinde yaşamak ve insanlarımıza daha fazla acı çektirmemek. Neredeyse 100 yıldır acı çekiyor Kürt halkı. Bu acının bir daha yaşanmaması için Kürtler daha akıllıca davranmak zorundadır. Ya ABD'liler Ortadoğu'daki hesapları çerçevesinde bir Kürt devleti kurmanızı isterse? Biz de onlardan Akdeniz'i sınırlarımıza taşımalarını isteriz. Etrafı, Kürt devletine karşı olan Suriye, Türkiye ve İran gibi güçlü üç ülke tarafından kuşatılmış bir Kürt devletinin nasıl yaşayacağını Amerikalılar bizlere anlatmalıdır. Amerikalıların tüm bölgeyi allak bullak edecek böyle bir maceraya hevesleneceğini de sanmıyorum. Bu çok aptalca bir şey olur. Ama aynı şey İsrail için de söylenmişti... İsrail, Amerika'nın mutlak desteğine sahipti. Ayrıca tüm Yahudiler ile onların Avrupa ve Amerika'daki lobileri İsrail'e destek verdi, veriyor. Kürtler Müslüman, ve Haçlıları yenen Selahaddin Eyyubi'nin torunlarıdır. İsrail ise Yahudidir!
Kerkük'e Brüksel modeli Kerkük'ten ne istiyorsunuz? Kerkük tüm insanların yaşadığı ve yaşaması gerektiği bir kardeşlik şehridir. Kerkük'te yaşam hızlı olarak normale dönmelidir. Tüm etnik ve siyasi grupların Kerkük için bir plan üzerine anlaşmaları gerekmektedir. Kerkük'te Brüksel türü bir yapılanma sağlanmalıdır. Kerkük, Kürdistan'ın bir parçası olarak Iraklı bir kenttir. Gerçek Kerküklüler asla savaş istemez ve her zaman birlikte ve kardeşçe yaşama kültürüne sahiptirler. Kerkük'te başarılacak bir yapılanma ve birlikte yaşama alışkanlıkları tüm Irak'ı etkileyecektir. Böyle bir başarıyı sağlamak için herkese görev düşmektedir.
Bunları söylüyorsunuz ama bir yandan da Kürtleri durmadan Biz kimseyi taşımıyoruz. Saddam'ın Kerkük'ten kovduğu tüm Kürtler ve Türkmenler kendi evlerine dönüyor. Bu da onların en doğal hakları. Kürtler Bağdat'ta artık söz sahibi! Savaş ve işgal öncesinde sık sık biraraya gelen Irak muhalefet güçleri, en son olarak savaştan bir gün önce Ankara'da toplanmıştı. Bu ve benzeri tüm toplantılar Amerika, İngiltere ve Türkiye'nin destek ve denetimi ile yapılıyordu. Ve bu toplantıların tümünde Saddam'dan sonraki Irak'ın federal olacağı konusunda anlaşmaya varılmıştı.. Yani, Irak federal bir devlet olacaktı ve Kürtler 1974'te Saddam zamanında kendilerine tanınan özerklik haklarını genişleterek federal bir yapıya kavuşacaklardı. Başka bir deyişle, Irak'taki tüm etnik ve mezhep grupları federal bir Kürt bölgesinin varlığını peşinen kabullenmişti. İşgalden sonra bu kabullenme artık iyice somutlaşmıştı. Örneğin oluşturulan Irak Geçici Yönetim Konseyi'nde 30 üyenin 5'i Kürt idi. Haziran sonunda ilan edilen geçici hükümette de 5 bakan, Ulusal Meclis'te de 100 üyenin 25'i Kürt idi. Ancak geçici olarak ilan edilen anayasa önerilen federal sistemin şeklini ve sınırlarını belirleyememişti. Kürtler, Bağdat yönetiminde Bu ise Kürtleri kuşkuya sürüklemişti. Kerkük, Federal Kürt Bölgesi'nin içinde kabul edilmemişti ve federal yapının yetkileri de netleşmemişti. Kürt olmayan diğer gruplar da verdikleri sözlerden vazgeçer gibi oluyorlardı. Ama Kürtler fazla bir şey kaybetmemiş, tam tersine çok şey kazanmıştı! Kuzey Irak'ta bağımsız ya da federal bir Kürt bölgesi isteyen Kürtler artık Bağdat'ta da söz sahibi olmuştu. Cumhurbaşkanı ve başbakan yardımcılarının yanısıra 5 Kürt de bakan olmuştu. Bunların arasında dışişleri bakanlığı da vardı. Kürtler merkezi devletin tüm kurumlarında varlar. Ülkeyi seçime hazırlayacak olan ve yeni anayasanın çerçevesini şekillendiren Ulusal Meclis'in başkanı da bir Kürt. Peki durum böyle olunca Kürtler neyin peşinde? Zaman zaman Türk kamuoyunu da meşgul eden bu sorunun yanıtı, diğer komşu ülkelerin de ilgisini çekiyor ve hatta tedirgin ediyor. Sevr peşindeki Kürtler Çünkü Irak'a komşu her üç ülkede (Suriye,Türkiye ve İran) Kürtler yaşıyor ve bunlar da Irak'ta gelişecek tüm süreçlerden etkileniyor. Peki Irak Kürtleri ne düşünüyordu? Süleymaniye, Erbil ve Kerkük'te ve tabii Bağdat'ta karşılaştığım tüm Kürtlere bu soruyu sordum. Gerçekten Kürt devleti istiyor musunuz? Aldığım yanıtları hiç yorumsuz üç grupta toplamak mümkün. Genellikle entelektüel düzeyde etkili olan birinci gruptakiler Irak'ta ve bölgede var olan yeni durumdan yararlanarak Kürdistan'ın bağımsızlığının ilan edilmesini istiyor. Irak dışında yaşamakta olan ve son zamanlarda sık sık Kuzey Irak'ı ziyaret eden ya da dönüp yerleşen Kürtler bu yönde ağırlık koyuyorlar. Başka bir deyişle Kürt diasporası, Sevr'in yeniden gündeme getirilmesini ancak bu kez inisiyatifin Avrupalılara değil Amerikalılara verilmesini istiyor. Federalizm daha gerçekçi İkinci gruba göre, tartışılması gereken bağımsızlık meselesi referanduma sunulmalıdır. Bu grup; "halkın vereceği karara göre davranılmalı" diyor ve kararın bağımsızlık yönünde çıkması durumunda BM ve benzeri uluslararası ve bölgesel örgütlerin desteğinin daha kolay sağlanabileceğini savunuyor. Üçüncü grup ise federal bir Kürt bölgesinin Kürt halkının tüm beklentilerini karşılayabileceğine inanıyor. Aralarında farklılıklar olmasına rağmen Kürtler'in her iki büyük partisi yani Kürdistan Demokratik Partisi (Barzani) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (Talabani) liderleri de genellikle böyle düşünüyor. Ancak unutulmamalıdır ki; başta Kuzey olmak üzere tüm Irak'ta ve genel olarak bölgede hızla gelişen olaylar her üç gruptakileri olumlu ya da olumsuz olarak etkilemektedir. Örneğin bir Amerikalının "biz Kürt devletine karşıyız" ya da herhangi bir Türk, Suriye ve İranlı'nın Kürtlere yönelik demeci ya da Barzani ile Talabani arasında meydana gelecek bir anlaşmazlık Kürtlerin eğilimlerini değiştiriyor. 'TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER GELİŞTİ'
Kürt devletine karşı olduklarını söylediğiniz komşu ülkelerle ilişkileriniz Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman iyi oldu. Bu ilişkiler AK Parti iktidarı ile birlikte daha da gelişti. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül olaylara daha gerçekçi ve objektif bakıyorlar. İran ile de oldukça iyi ilişkileri-miz var. Suriye ile ilişkile-rimizde başlangıçta bazı sorunlar yaşadık. Ancak son dönemde oldukça sıcak diyaloglar başlattık.
2. Bölüm: PKK'lı Kürtleri bile Kerkük'e getirdiler
|
|
|
|
|
|
|