AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
İsrail diaspora ile Kürtleri kışkırtıyor

İsrailliler, Kuzey Irak'a gelen Kürt diasporası ile ilişki içinde. Kürt aydınlarının arasına sızan Yahudi lobisi, Kürtlerin yıllardan beri Türklerden, Araplardan ve Acemlerden çok çektiği yönünde propaganda yapıyor.

İsrail'in Irak ve Kuzey Irak'taki faaliyetleri ile ilgili olarak zaman zaman kendi köşemde bilgiler vermiştim. Irak'ta bulunduğun bir haftalık süre içinde bu konuyu araştırdığımda herkes bir şeyler söylüyordu. İsrail'in Irak ve Kuzey Irak'taki varlığının hele hele bir gazeteci tarafından kanıtlanması pek kolay değil.

Ancak kiminle konuştuysam herkes bu konuda bir şeyler söylüyor. Ağırlıklı olarak da daha önce İsrail'e giden Yahudi Kürtler ile ilgili hikayeler anlatılıyor. İsrail bu Kürtleri kullanarak birtakım faaliyetler yürütmektedir. KYB lideri Celal Talabani'nin de ifade ettiği gibi İsrailliler başka ülkelerin pasaportları ile geliyorsa onları hiç kimse engelleyemez. Benzer şekilde Amerika ve Avrupa ülkelerinin Yahudi olan vatandaşları da Irak'a gelip ekonomik ve başka faaliyetlerde bulunuyor. Bunlar ağırlıklı olarak Türk ve Ürdünlülerle çalışıyorlar.

İsrail Kürtleri kışkırtıyor

Bana göre, İsrail'in Irak ile ilgili faaliyetlerinde dikkatle izlenmesi gereken çok önemli ve tehlikeli bir çabası daha var. İsrailliler; özellikle entelektüel Kürt çevrelerine sızarak onları Türkiye, İran ve Suriye (Araplar)'ye karşı kışkırtmaktadırlar. Bu kışkırtmanın etkisi altında kalan Kürt aydınlar; Kürtlerin yıllarca Türklerden, Araplardan ve Acemlerden çok şey çektiklerini ve artık daha özgür yaşamak istediklerini tekrarlayıp duruyorlar. Yine bu Kürt aydınlar, bölgede iki gerçek demokratik ülke olduğunu ve bunun İsrail ve Kürdistan (Kuzey Irak) olduğunu ve Kürtlerin İsrail ve Yahudiler gibi bölge ulusları ve devletleri tarfından çok çektiğini söylüyorlar.

Dolayısıyla Araplar, Türkler (özellikle AK Parti iktidarından sonra) ve Acemler, İsrail ve Kürdistan'ın ortak düşmanıdır. Yine bu Kürtlere göre, Irak'taki diğer grupların karşı çıkması durumunda İsrail ile Amerika'dan alınacak destekle bağımsız bir Kürt devletinin ilan edilmesi gerekiyor. İşin daha ilginç yanı bu söylemleri tekrarlayanların özellikle yurt dışında yaşayıp da Kuzey Irak'a dönen ya da yurt dışında yaşayıp da kısa süreler için Kuzey Irak'a gelen Kürtler olduğu gözlenmektedir. Yani Kürt Diasporası.

Kürtler durumdan memnun

Anlaşılan İsrail ve Yahudi lobileri diaspora ile ilişki içinde! Diaspora Kürtleri internet sitelerinde de benzer bir propagandayı sürdürüyorlar. Ancak onlar için ciddi bir sorun var. Her şeye rağmen Kürtlerin ezici çoğunluğu hâlâ ve tüm propagandaya rağmen Iraklı olduğunu söylüyor ve birer Müslüman olarak Filistin halkına karşı işledikleri cinayetlerden dolayı İsrail'den nefret ediyorlar.

Kürtler mevcut durumdan çok memnun. Kuzey Irak'ta neredeyse bağımsız bir yapılandırmaya sahip olan Kürtler artık merkezi hükümette de etkin ve etkilidirler. Savaş sonrasında Saddam'ın da tüm silahlarına el koyan Kürtler inanılmaz derecede de zenginleştiler. Örneğin BM'deki Irak fonundan Kürtler son 18 ayda yaklaşık olarak 3 milyar dolar para çektiler. Bu paranın bir kısmı nakit olarak Barzani ve Talabani'nin kasalarında dururken bir kısmı da yatırımlara harcandı. Kürtler ayrıca merkezi hükümetin bütçesinden de para alarak kendi bölgelerindeki yatırımları sürdürüyorlar. Türkmenlerin tüm bu avantajlardan yararlanmadıklarını not ederek Kürtlerin Irak toplumunun bir parçası olarak bu gelişmelerden yararlanmalarının doğal olduğunu söyleyerek bazı tespitlerde bulunmak istiyorum.

1- Kürtler de Araplar, Türkler ve Acemler gibi bölgenin temel unsurlarından biridir.

2- Kürtlerin başına gelenlerden öncelikle bu üç ulus sorumlu değildir. Emperyalist ülkeler bölge haritalarını çizerken Kürtlere de bağımsız bir devlet ayırsaydılar belki 80-90 yıldır yaşanan acılar hiç yaşanmayacaktı. Batı geçtiğimiz tüm süre içinde hiçbir zaman Kürtlerle ilgili söylemlerinde samimi olmamıştır.

3- Kürtlere karşı yapılanları hiç kimse onaylayamaz. Ancak, bu ülkelerde Kürtlere yapılanların benzerleri zaman zaman o ülke halklarına karşı da yapılmıştır. Örneğin Saddam binlerce Kürt'ü öldürürken en az beş katı kendi ırkından yani Araplardan insan öldürmüştür. Tabiî bu arada Türkmenleri de unutmamıştır!

4- Her dört ülkede yaşanan Kürt sorunu, genellikle dış ülke ve güçlerin etki ve inisiyatifinde gelişmiş ve sonuçlanmıştır. Ve her zaman Kürtler bu yabancı ülke ve dış güçlerin ëyarı yolda bırakma' alışkanlıklarıyla karşı karşıya kalmışlardır.

5- Her dört ülkede yaşanan tüm Kürt mücadeleleri ve bu mücadelelerin iç denge, dinamik, süreç ve sonuçları ile ilgili olarak çok şey söylenebilir. Ancak tüm bunlar söylenirken hiç kimse Kürtlerin de var olan coğrafyalarda ve var olan bölgesel ve uluslararası dengeler çerçevesinde insanca, özgürce ve hakça yaşama haklarını gözardı edemez ve etmemelidir. Kürtler; Araplar,Türkler ve Acemler gibi bir halktır ve ulustur. Onların dört ayrı coğrafyada yaşamak zorunda bırakılması bu gerçeği değiştirmez.

Yaşadıkları tüm deneyimler ve mevcut dengeler ve koşullar onlara başka önemli bir gerçeği kanıtlamış olmalıdır. "Her şeye rağmen Kürtler var olan sınırlar içinde bölge halkları ile birlikte yaşamak zorundadırlar."

Hiç kimse büyük yanlışlıklardan kârlı çıkamaz. Mehmet Akif'in söylediği gibi: "Ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi tarih!" Kürdistan'da dolaşırken ve herkesle konuşurken hep bu sözü hatırladım, hatırlattım ve umutlandım. Çünkü 'doğrudur' diyenler çoktu.

BİRBİRLERİNE GÜVENLERİ YOK

Çünkü genelinde anlaşmalarına rağmen iki ana güç olan Mesut Barzani'nin KDP'si ile Celal Talabani'nin KYB'si arasında çekişme devam ediyor. Bu çekişmenin süreç ve sonuçları büyük ölçüde Kuzey Irak'ın da geleceğini belirleyecektir. Örneğin tüm yumuşamaya rağmen her iki grup birbirine güvenmiyor. Özellikle, Talabani'nin Kerkük'te hızlı davranması, Amerika ve ve yandaşı Avrupa ülkeleri ile daha yakın ilişki kurup geliştirmesi aşiret geleneklerine sahip Barzani'yi tedirgin ediyor. Irak'ta hâlâ iki Kürt hükümeti bulunmaktadır. Ortak bir parlamento var ancak yeni seçimlerle ilgili net bir görüntü yok. Çünkü Talabani'nin giderek yükselen yıldızı Barzani'yi rahatsız ediyor. Yurt dışındaki Kürtlerin büyük bölümü daha çok Talabani'ye sıcak bakıyor. Örneğin Barzani'nin eski bir bakanı olan Nesrin Pervari'nin Arap olan Irak Cumhurbaşkanı Gazi El-Yaver'e üçüncü eş olarak gitmesi Kürt kadınları arasında büyük tepki ile karşılanıyor. Barzani bölgesinde yolsuzluklarla ilgili olarak çok geniş dedikodular yayılmaktadır. Tüm bunlar Barzani'yi zor durumda bırakıyor. Bu zorlukların giderek artması Barzani'yi farklı tavırlar sergilemeye itebilir. Barzani'nin Türkiye'yi hedef alan ve Kerkük ile ilgili demeçleri bu çerçevede algılanabilir. Benzer şekilde Talabani bölgesinde Kürt bayrağının yanında Irak bayrağı dalgalanırken Barzani bölgesinde sadece Kürt bayrağı dalgalanıyor. Ama Barzani ve Talabani'nin içte ve dıştaki milliyetçi kesimlerin etkisinde kalma olasılıkları de az değil.

Türkiye'siz çözüm olmaz

PKK/Kongra-Gel'den ayrılan bir grup Suriye'de, bir grup da İran'da Osman Öcalan gibi yeni bir örgütlenme içine girmiş durumda. Yaklaşık 200 militan yıllardır Kuzey Irak'ta yerleşmiş bulunan İran KDP'sine yanaşmış durumda. İran KDP lideri Mustafa Hicri bunların bir kısmının da İran'a döndüğünü söyledi. Hicri sorularımızı içtenlikle cevaplandırdı.

İran'daki muhafazakar-reformcu çekişmesinde Kürtlerin durumu nedir?

Yüzeysel bazı adımların dışında Hatemi yönetimi de Kürtlerin hakları için hiçbir adım atmadı. Bazı gazetelerin ve kitapların Kürtçe yayınlanması ve devlet televizyonunda Kürtçe program yapılması gibi haklar, Kürt halkının gerçek beklentilerinin çok uzağındadır. Soruna bakış açıları itibariyle reformcularla muhafazakarlar arasında hiçbir fark yok.

İran devleti ile herhangi bir diyaloğunuz var mı?

Herhangi bir talep ile gittiğimizde bize neyiniz eksik diyorlar. Böyle olunca onlarla herhangi bir diyaloğun bir anlamı kalmıyor. Amerikalıların Irak'ı işgal etmesiyle yeni bir durum ortaya çıktı. Irak'ta oluşturulacak gerçekçi ve demokratik bir federal yapı bölgedeki tüm Kürtleri etkileyecektir. Suriye, İran ve Türkiye kendi Kürtlerine daha iyi davranmak zorunda kalacaktır. Amerika ve Avrupa ülkeleri giderek Kürt sorununa daha fazla ilgi göstermektedir. Bölgede herşeyin değişmesi kaçınılmazdır. Sovyetler'in dağılması ile dünyada her şey değişiyor.

Amerikalılarla bir diyaloğunuz var mı?

Biz bu diyaloğu savaş öncesinde bile Washington'da sürdürüyorduk. Biz İran KDP olarak Halkın Mücahidin grubundan farklı olarak daha barışçıl yöntemleri savunuyorduk.

Irak ve bölgenin geleceğini nasıl görüyorsunuz ?

Irak'taki durum çok karışık ve zor. Irak'ta Kürt sorununun ideal çözümü federal yapı ile sağlanır. Irak ve bölgenin geleceğini belirleyecek güç yalnız Amerika değildir. Bölge ülkeleri yani Suriye, Türkiye ve İran'ı gözardı edecek herhangi bir senaryo ve plan gerçekçi olamaz. Amerikalıların da durumu daha da karmaşık bir hale getirecek maceralara hevesli olduklarını sanmıyorum. Bakın Kaide için Afganistan'ı işgal eden Amerika şimdi daha güçlenmiş bir Kaide ile Irak'ta savaşıyor. Aynı şekilde Irak'ı işgal eden Amerika ikinci hedefinin Suriye ve İran olduğunu söylemeseydi belki de daha istikrarlı bir Irak ile karşılaşacaktı. Çünkü sıranın kendilerine geleceğini bilen Suriye ve İran hatta Türkiye kuşkusuz Amerika'yı rahat ettirmemek için ellerinden geleni yapacaklardır.

Partinizin İran'daki durumu nedir?

Son dönemlerde çok hızlı bir örgütlenme sağladık. Özellikle üniversitelerde ve aydın kesimlerde. Barışçıl mücadelemiz tüm Kürt halkı tarafından destek görüyor. Bunun yanısıra İran'daki diğer etnik gruplarla örneğin Azeriler, Araplar, Beluşilerle de yoğun bir ilişkimiz var. Amacımız İran'dan ayrılmak değildir. Demokratik bir İran istiyoruz.

Irak, Kürt parti ve gruplarla ilişkileriniz nasıl?

Irak ve bölge ülkelerinde var olan Kürt partilerin büyük bölümü ile diyaloglarımız var. PKK ile ilişkimiz olmadı. Ancak Osman Öcalan ve PKK'den ayrılan diğer kişilerle yakın bir ilişkimiz var.

Bağımsızlık onlar için sadece rüya

Barzani ve Talabani'nin federal yapının ötesinde bağımsız bir Kürt devleti peşinde oldukları söylenemez. En azından bugünün koşullarında bunun mümkün olmadığını her iki lider düşünüyor. Bir rüya olarak gönüllerinde bir Kürt devletinin yattığını da gizlemiyorlar.

Her iki lider 62 bin kişiden oluşan ortak bir peşmerge ordusu kurmak konusunda anlaşmış durumda. Bu ordunun görevi Kürdistan'ı olası iç ve dış tehlikelere karşı savunmaktır. Benzer şekilde peşmergeler yeni kurulmakta olan Irak polis ve ordusunda aktif olarak rol almaktadırlar. Genç kuşağın Arapça'yı bilmediği Kuzey Irak'ta okullarda artık Arapça öğretilmektedir. 1991 sonrasında kesilen bu faaliyet ile Kürtler ile Araplar arsında bağların yeniden kurulması amaçlanmaktadır. Bunun ne zaman ve nasıl başarılabileceğini hiç kimse bilmiyor. Amerikalıların Irak'tan ne istediğinin net olmadığı bir ortamda herkes herşeye kuşku ile bakmaktadır.

-BİTTİ-

1. Bölüm: Talabani'nin Şii endişesi
2. Bölüm: PKK'lı Kürtleri bile Kerkük'e getirdiler
3. Bölüm: 'PKK da Sovyetler gibi dağılacak'





7 Ekim 2004
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Dr. Hüsnü Mahalli


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED