T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
D İ Z İ 14 KASIM 2005 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

KANSER
Mezin TANRISEVEN

İnsanlığın en büyük düşmanı

Kromozomlardan yanlış mesaj alan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla meydana gelen kanser, eski çağdan günümüze kadar hep endişe edilen bir hastalık oldu. Ancak son yıllarda bu alanda geliştirilen tedavi yöntemleri umut verici

Adı geçtiğinde bile insana korku salarak, "Allah korusun, Allah düşmanımın başına vermesin" dediğimiz, oysa günümüz tıp teknolojisi sayesinde ortalama yüzde 70 tedavisi yapılan kanser; kromozomlardan yanlış mesaj alan hücreler tarafından meydana getirilir. Araştırmalar, kromozomlarda bu değişmenin sebebini henüz ortaya çıkaramamıştır.

Kromozomlarda; bilginin bir kısmının kaybolması, yeni bilgiler eklenmesi, kırılması veya programların değişmesi söz konusu olur. Buna bağlı olarak da normal hücrelerde aktif olmayan birtakım genler verilmemesi üzerine gereken mesajları vermeye başlar.

ÇEVRE DOKULARA SIZAR

İşte hücre içinde meydana gelen bu olay kansere yol açar. Hücre bölünmesi kontrolden çıkar. Kanser hücreleri çevre dokulardaki hücrelerden daha hızlı çoğalmaya başlar. Bu hücreler hızla çoğaldıkları için kitle oluşturur ve çevre dokuların içine girmeye çalışır. Zaman geçtikçe normal dokular arasına giren kanser hücreleri kan ve lenf damarlarına ulaşır. Bir grup kanserli hücre dolaşıma geçerek vücudun farklı yerlerine ulaşır ve oralarda ikincil kanser gelişimine yol açar. Anormal yapıdaki hücrelerin tekrar tekrar bölünmesiyle oluşan kitle ile o korktuğumuz 'tümör' meydana gelir. Ancak bütün tümörler kanser değildir. İyi huylu (örneğin, kistler) tümörler de vardır.

ARTIK ÇÖZÜLMEYEN SIR DEĞİL

Vücutta çok çeşitli dokular olduğu için çok çeşitli kanser türleri vardır. Lösemiler ise kan hücrelerinin kontrolsüz olarak çoğaldığı kanser türleridir. Kanser hücreleri damarlar içinde dolaştıkları için kitleler oluşturmaz. Ancak geçmiş yıllarda kanser, çözülememiş bir sır olması ve kansere yakalanmanın kesin olarak ölüme mahkum olmak anlamına gelmesi sebebiyle çok korkulan bir hastalık grubuydu. Oysa bu düşünce yersizdir. Özellikle erken teşhis edilmiş birçok kanser iyileştirilebiliyor.

Korkmayın, çaresiz değilsiniz...

Bilgi eksikliği, korku ve ihmal gibi nedenlerle insanların doktora zamanında başvurmamaları kanserin tedavisini güçleştirir. Hepimizin, adını ağzımıza almaya korktuğumuz hastalıkların başında gelir kanser. Açıkçası benim de böyleydi... Biz ne kadar ağzımıza almasak da kanserin adını duymamızı hiçbir şey engelleyemiyor. Bir gün bir yakınımızın kapısını çalıyor, Ve belki de bir gün bizim kapımızı çalacak! Kanseri araştırmayan bir insan için bunun ne denli korkutucu olduğu aşikardır. Ancak, araştırınca ve gelişen tıp teknolojisinin de tesiriyle bu hastalıktan da artık eskisi gibi korkmanın manasız olduğunu gördüm. Buna rağmen yine de halk sağlığı yönünden kanserin önemi; bazı kanser türlerinin sık görülmesidir. Bu açıdan bakıldığında kanser dünyanın ve ülkemizin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Kanserle savaşabilmek, zararlarını azaltabilmek için halka hastalığın önemini ve kanserle savaş yollarını anlatmak gerekiyor. Tıp biliminin gelişmesi, insanların eskiye göre daha bilinçli yardım istemeleri erken tanı pek çok insanı kanserden kurtarıyor. Dünyada bugün 22 milyon kanserli hasta var ve her yıl 10 milyon kişi de kansere yakalanıyor, 6 milyon kişi ise kanserden ölüyor. Türkiye'de ise her yıl 150 bin kişi kanser illetinin pençesine düşüyor. Gelin siz de bu yazı dizimizle, bu illeti daha yakından tanıyın ve gerekli tedbirleri alın. Hem kendinizi hem de ailenizi koruyun. Bu sayımızda kanserin genel tanımı, belirtileri ve tedavi yolların araştırdık. En iyi tedavi hastalanmamak ve eğitimdir...

Sigara kanseri tetikliyor

Kanser başlangıçta yavaş gelişir. Genellikle kansere yol açan etkene maruz kaldıktan sonra belirti verecek kadar ciddi bir kanser haline gelmesi için uzun yıllar geçer. Farklı kanserojenler farklı kanser tiplerine sebep olur. Çevremizde binlerce kanserojenik madde olmasına rağmen sadece birkaçı önemlidir. İşte bazı bilinen veya şüphelenilen kanser nedenleri:

Sigara: Sigara içiminin yaygın olduğu ülkelerde her üç ölümden biri kansere bağlıdır. Akciğer kanseri sigaranın yol açtığı en önemli kanserdir. Duman nereye ulaşıyorsa orada kanser görülebilir. Tütün Çiğneme: Ağız kanserine yol açar. Alkol: Alkol alımı ağız, boğaz, yutak veya kanserine yol açabilir. Bazı gıdalar: Avrupa ve Kuzey Amerika'da tüketilen yiyeceklerin kalın bağırsak ve meme kanseri riskini artırdığı görülmüştür. Kimyasal ajanlar: Endüstride kullanılan birçok kimyasal ajanın kanserojenik olduğu gösterilmiştir. Güneş ışığı: Güneş deri kanserine neden olabilir.Radyasyon: Nükleer kazalar potansiyel bir tehdittir. Parazitler: Parazitlerle kanser arasındaki ilişkye örnek mesane kanseridir. Virüsler: Lösemiye yol açan bir virüs bulunmuştur. Ancak bu virüs, bulaşıcı hastalıkların virüslerine benzemez. Çünkü oluşturduğu kanser bir insandan diğerine geçmez.

Tedavi kişiye göre değişiyor

Kanser tedavisi kanserin tipine, yerleşimine, evresine, kişinin genel sağlık durumuna ve diğer faktörlere bağlı olarak değişiklikler gösterir. Doktorlar her hastaları için, o hastanın kişisel durumuna ve ihtiyaçlarına göre biçimlendirilmiş farklı tedavi planları hazırlamaktadır. Kanserlerin çoğunda kullanılan tedavi yöntemleri şunlardır:

Cerrahi: Cerrahi tümör ve bunu çevreleyen tüm dokuların çıkarılmasını amaçlar. Cerrahi küçük, yayılmamış ve tümörün kolayca çıkarılabilecek vücut bölgelerinde yerleştiği durumlarda sık kullanılan bir tedavi yöntemidir.

Işın tedavisi (radyasyon tedavisi, radyoterapi): Bazı kanser türleri içini uygun olmamakla birlikte radyoterapi en fazla kullanılan ikinci tedavi metodudur. Kanser hastalarının yarısı radyoterapi almaktadır. Bazı kanserler radyoterapiyle tamamen iyileştirilebilir.

İlaç tedavisi (kemoterapi): Kanser hücrelerinin büyüme ve bölünmelerini engelleyen kimyasal maddeleri kullanarak kanserin tedavisi anlamına gelir. Kimyasal maddeler bütün vücutta dolaşır. Kemoterapinin bir başka faydası da yaygın olan kanseri tedavi edebilme kapasitesidir. Tedavide kullanılan ilaçlar tümörlü hücrelere zarar verirken, vücudun normal hücrelerini de etkiler. Kemoterapiden en çok etkilenen normal vücut hücreleri kemik iliği, mide-bağırsak sistemi ve saç kökü hücreleri gibi en hızlı bölünen hücrelerdir. Bu nedenle en sık rastlanan yan etkiler bulantı, kusma, yorgunluktur... Yan etkilerin iyileşme zamanı alınan ilaca ve genel sağlık durumuna bağlıdır.

Biyolojik tedavi (immünoterapi): Vücudumuzun hücreler ve antikorlardan oluşan bakteri ve virüslerle savaşarak hastalıklara direnebilmesini sağlayan bir savunma sistemi vardır. Bu immün sistemidir. Bilim adamları, kanser hücrelerine karşı vücudun savaşmasına ve onları reddetmesine aynı savunma sisteminin yardımcı olabileceğini düşünmektedir.

Hormon tedavisi (hormonoterapi): Hormon tedavisi kanser hücrelerinin büyümesine neden olan hormonların çalışmasını bozarak etki eder. Ya ağızdan ilaç vererek vücuttaki hormonların çalışmasına engel olunur ya da hormon üreten bezlerin ameliyatla alınarak hormon salgılamaları önlenmiş olur.

Kendinizi kontrol edin

Önce kanserden korkmamayı öğrenm eliyiz. Korku doktora gitmeyi önler ve hastalığın iyileştirilmesini engeller. Hastalık belirtilerini yorumlamak yalnızca doktorların görevidir. Kanserin belirtilerini bilmek bu belirtilerin herhangi birini hissettiğimizde derhal doktora başvurmak şarttır. Hiç rahatsızlık duymasak da yılda bir kez mutlaka genel kontrolden geçmeliyiz.

TEDAVİ ŞANSI YÜKSEK

Kanserin iyileştirilebilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. İyileşme oranı kanserin erken teşhisi ile doğru orantılıdır. Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol muayeneleri ve taramalar ile erken teşhis mümkün. Böylece hastalığı daha erken tanı konulabildiğinden tedavi şansı da yükseliyor. Hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri yaptırmaları öneriliyor.

Amaç erken teşhis

Tümör içinde bulunabilecek güçlü kanser hücreleri (çoğunlukla yüzde 1'i geçmez), buradan ayrılarak kan ya da lenf damarları aracılığıyla vücutta dolaşmaya başlıyor ve uygun bir yer bulunca da yeniden yerleşiyorlar. Bunun sonucunda da, organ metastazları ve ikinci tümörler oluşuyor. Metastazlar genellikle, 1 cm'nin üstüne çıktıkları zaman röntgen ya da bilgisayarlı tomografi yöntemiyle teşhis edilebiliyor. Ama bu aşamada tümör hücreleri milyonlara ulaşmış oluyor. O nedenle, onkoloji uzmanlarının amacı, vücutta dolaşmaya başlayan kanser hücrelerini olabildiğince erken fark ederek yok etmek.

Kanserli hücrenin aşama aşama ortaya çıkışı

Bir çok tümör çeşidinde, bazı hücreler çözülerek başka organlara taşınıyor ve oralarda karaciğer, akciğer ya da kemik metastazlarına yol açıyor. Çeşitli muayenelerde, ama asıl, şüpheli bölgeden biopsi alarak (doku alınması) ya da ameliyatla kanserin türü belirlendikten sonra ne tür bir tedavinin yapılacağına karar veriliyor. TNM sistemi: T: Tümörün büyüklüğünü ve komşu organlara, kan damarlarına, kemiklere ve sinirlere atlayıp atlamadığını gösteriyor. N: Tümörün, yakınlardaki left düğümlerine sıçrayıp sıçramadığını ve metastazın büyüklüğünü gösteriyor. M: kanserin diğer organlara (Karaciğe, beyin ya da kemikler) atlayıp atlamadığını gösteriyor. Atlamışsa eğer, uzak metastazlar söz konusudur. Örneğin: Meme kanseri.

Kanser hücreleri çoğalarak bir küme oluşturuyor. Kitle büyümeye devam ederek sınır aşarsa sağlıklı dokuya sıçrıyor.

Güçlü tümör hücreleri bu kümeden ayrılmayı başarıyor. Buna, değişime uğramış adhesion moleküllerinin yol açtığı düşünülüyor.

Protein çözücü maddeler yardımıyla tümör hücresi, tümör duvarını aşıyor ve dolaşım sistemine girerek vücutta dolaşıyor.

Tümör hücresi 'Homing' (yuvalanma) faktörünü yakaladığı an damarın iç duvarına tutunuyor ve sağlıklı dokuya geçerek yerleşiyor.

Dokuya yerleşen kanser hücreleri gelişme faktörleri salgılıyor ve varlıklarını sürdürebilmek için damarları kendilerine doğru çekiyor.

  DİĞER BÖLÜMLER
  • 2. Bölüm : Durmayan kanama iyileşmeyen yara
  • 3. Bölüm : 'Korunun yaşayın'
  • 4. Bölüm : Bir nefesle gelen zehir
  • 5. Bölüm : Sonuç ciğerdeki KATRAN
  • 6. Bölüm : Gıdalar kanserden direkt korumaz
  • 7. Bölüm : Savaşan kazanır
  • 8. Bölüm : MİDE VE CİLT KANSERİ
  • 9. Bölüm : Aman cildinizi koruyun
  • Geri dön   Mesaj gönder   Yazdır   Yukarı


    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi