AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Kalbin şakası yok

Ülkemizde iki milyon civarında kalp hastası var. Kavurma ve tereyağının bol tüketildiği, aynı zamanda stres faktörünün yüksek olduğu Karadeniz bölgesi kalp ve damar hastalıklarında birinci sırada. En az kalp ölümü gerçekleşen bölge ise Akdeniz.

Modern çağın getirilerinden biri olarak algılanan kalp hastalığı dünyada ve ülkemizde özellikle erkekler arasında birinci sırada ölüm nedeni olarak açıklanıyor. Araştırmalara göre, ülkemizde erkeklerde yaklaşık tüm ölümlerin yarısı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Kadınlarda da ise bu oran yüzde 30-40 civarında. Türk Kalp Vakfı'ndan Kardiyolog Dr. Ahmet Sağbaş'ın verdiği bilgilere göre, kadınlarda kalp krizi menopoz sonrasından önemli bir atış gösteriyor. Türkiye'de 2 milyon kalp hastası var. Her yıl kalp hastalığından meydana gelen ölüm 160 bin civarında. Kalp hastalığından dolayı bizde hayatını kaybedenlerin sayısı pek çok ülkeye göre oldukça fazla. Dr. Sağbaş'a göre kalp hastalığının sebepleri arasında ilk sırayı yanlış beslenme ve bazı kötü alışkanlar alıyor.

Kavurma, Karadenizliyi kalpten vuruyor

Sağbaş, kalp hastalığı yüzünden ölenler arasında Karadeniz bölgesinin ilk sırada yer aldığını söylüyor. En az kalp ölümü gerçekleşen bölge Akdeniz. Beslenmenin kalp hastalıklarında etkin bir rol oynadığını söyleyen Sağbaş, "Akdeniz Bölgesi'nde sebze ve zeytinyağı alışkanlığının yaygın olması, yani sağlıklı besleniyor olmaları riski düşürüyor. Karadeniz Bölgesi'nde ise hem stres faktörü fazla hem de yemeklerde çok fazla tereyağı ve kavurmanın yenilmesi kalp krizini tetikliyor" diyor.

Kalpte genler etkili

Kalp hastalığında genelik yapının önemine değinen Sağbaş şu bilgileri veriyor: "Genetik olarak ailede kalp hastalığı olması önemli. Birinci derece akrabalar arasında erkekte 55 yaş altı, kadında da 65 yaş altında görülen kalpten kaynaklanan ölümler sizin de risk altında olduğunuzu gösteriyor. Yani ailede 70 ya da 80 yaşında kalp krizinden yaşanan ölümleri genetik anlamda değerlendirmiyoruz."

Kriz kimi öldürür?

Kalp hastalığı riskinin erkekte 45, bayanda ise 55 yaş üstünde arttığını dile getiren Sağbaş, "Kalp krizi genci mi daha çok öldürüyor, yaşlıyı mı?" sorusuna, "Aslında yaşlıyı daha çok öldürüyor. Ama genç yaşta kalp krizi geçiriyorsa, bu durumda hastalığa çok fazla yatkınlığı olduğu ortaya çıkıyor ve bundan sonraki yaşamında çok dikkatli olması gerekiyor" diyor. Halk arasında yaygın olan "Üç kere kriz geçirdi artık tehlikeyi atlattı" şeklindeki inanışın ise doğruyu yansıtmadığını ifade eden Sağbaş, her kalp krizinin kalbi biraz daha yıprattığını ve böylece tehlikeyi daha arttırdığını belirtiyor.

Kalp ölümünün önüne geçilir mi?

Kalp krizi riskinin her yıl giderek arttığını dile getiren Sağbaş, sigaranın kalp krizinden ölme riskini iki buçuk kat arttırdığını belirtiyor. "Peki kalp krizinin önüne geçmek mümkün mü?" Sağbaş, kalp krizi riskini düşürmek adına şu önerilerde bulunuyor: "Yemeklerimizde bol sebzeli, zeytinyağlı yemek tüketilmeli. Stresten uzak durulmalı. Özellikle iş hayatında artan stres, büyük kentlerdeki trafik yoğunluğu ile birlikte yükselen stres kalbi olumsuz etkiliyor. Bir başka tehlike ise sigara alışkanlığı. Kalp krizinde son derece etkili olan sigaradan vazgeçmek kalbi korumak için önemli. Ayrıca kızartma, hamur işi ve tatlıdan uzak durmak lazım. Beyaz ete öncelik verilmeli. Düzenli egzersiz yapmak kalp sağlığı için önemli. Yemeklerde sıvı yağ kullanılmalı."

Kalp alarm veriyor

Kalp krizi aniden yaşanabildiği gibi, önceden de bedene alarm verebiliyor. Türk Kalp Vakfı'ndan Dr. Ahmet Sağbaş, önemsenmeyen birtakım rahatsızlıkların kalp krizinin habercisi olabileceğini açıklayıp, bu durumda kişilerin hemen uzmana görünmesi gerektiğini açıklıyor. İşte dikkat edilmesi gereken belirtiler:

  • Daha önce fazla seyreden ve hemen geçen göğüs ağrısının, sıkıntı hissiyle birlikte daha uzun ve ağır seyretmesi

  • Enfarktüse bağlı tansiyon düşüklüğü ve kalbin elektriksel ritm bozukluğu belirtileri; özellikle ağrı sırasında veya sonunda ortaya çıkan halsizlik, baş dönmesi, soğuk terleme.

    KALBİNİZİ NASIL DAHA İYİ KORURSUNUZ?

  • Günde üç öğün ve eşit miktarlarda yemek yemelisiniz. Bir ögün de fazla yemeyin, yavaş yiyin, acele etmeyin.

  • Sizi üzen, sinirlendiren, kızdıran durumlardan, kimselerden ve konulardan kaçınmaya çalışın. Kızgınlık, sinirlenme ve korku kalbinizin fazla çalışmasına yol açar.

  • Çok soğuk veya sıcak iklimde bulunmaktan kaçının. Yazın dışarıdaki faaliyetleriniz için günün serin zamanını seçin. Sıcak, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Çok soğuk veya rüzgarlı bir günde dışarı çıkarsanız ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatın ve soğuk havayı içinize çekmeyin.

  • Faaliyetlerinizi kalbinizin dinlenmesine zaman ayıracak şekilde düzenleyin.

  • Günün veya haftanın işini planlayın. Ağır işleri gün içinde dağıtın ve araya hafif işler koyun.

  • Faaliyetleriniz arasına zaman koyun. Bütün işlerinizi sabah yapmaya çalışmayın. Bir kısmını öğleden sonra ve akşam yapın, arada dinlenin.

  • Yorulursanız, her ne yapıyor olursanız olun, 15-20 dakika kadar dinlenin. Örneğin bahçe işlerinin tümünü birden yapmak için kendinizi zorlamayın.

  • Acele etmemeye çalışın. Günlük işlerinizi planlayın, böylece acele etmeden ve sinirlenmeden bütün işlerinizi tamamlayın. Bir işi kısa sürede tamamlamanız gerektiğini düşünmeyin.

  • Sabah ve ögleden sonra olmak üzere en az iki kere 20-30 dakika istirahat edin. Bunun için yatmanız gerekmez, yalnız dinlenin.

  • Her gece alışık olduğunuz kadar uyuyun. En az 6-8 saat uyumaya çalışın. Bir gece geç saatlere kadar oturup, ertesi gece bunu telafi etmeye çalışmayın. Geç yatacağınız gece gündüz bir süre uyumaya çalışın.

  • Çalışırken kollarınız omuz düzeyinin üstünde olursa, kalbinizin fazla çalışmasına sebep olur. Pencere silmek, çamaşır asmak gibi işlerden kaçının.

    KRİZİ TETİKLİYEN UNSURLAR

  • Kanda kolesterol

  • Kanda yağlanma

  • Şeker hastalığı

  • Yüksek Tansiyon

  • Alkol n Sigara

  • Hareketsizlik

  • Ruhi gerginlik

  • Fazla kilo

    Doğum kontrol hapı riski arttırıyor

    Doğum kontrol haplarını kullanan kadınlarda kalp krizi ihtimalinin bir ölçüde arttığı bilinmektedir. Doğum kontrol hapları, özellikle kilo fazlası veya böbrek hastalığı bulunan veya gebeliği sırasında tansiyonu yükselmiş ya da ailesinde yüksek tansiyon olan kadınlarda tansiyonu yükseltebilir. Doğum kontrol hapları ile aynı zamanda sigara kullanmak özellikle tehlikelidir. Doğum kontrol haplarının 35 yaşından sonra kullanılmaması daha uygundur. Bu hapları hekiminizin tavsiyesi olmadan kullanmayın.

    Kalbinizi koruyan doğal besinler
    Çamfıstığı: Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.
    Elma: Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.
    Enginar: Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler.
    Domates: Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. 'Beta karotin'e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az
    Hurma: Kalbimizin yeni dostu bulundu: Hurma. Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı.
    Salatalık: Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalık kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili.
    Havuç: Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini % 68 oranında azaltıyor.

    1. Bölüm: Erkekler akciğer, kadınlar meme kanserinden ölüyor
    3. Bölüm: Tansiyon en çok kadınları vuruyor
    4. Bölüm: Obezite yüzyılın salgını
    5. Bölüm: Fıtık hayatı zehir eder
    6. Bölüm: Stresi duygusal zekanızla yenin
    7. Bölüm: Gözün feri geri geliyor
    8. Bölüm: Diyabet yaşa bakmıyor
    9. Bölüm: Romatizma yaşlıların kabusu



  • 3 Şubat 2005
    Perşembe
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu

    Ayşe Olgun


    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED