AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Obezite yüzyılın salgını

Aşırı şişmanlık olarak tarif edilen obezitenin sebep olduğu hastalıklar arasında ilk sırayı kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, iktidarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu, bazı kanser türleri alıyor. Araştırma verilerine göre, ülkemizde şişmanlık oranı kadınlarda daha fazla. Yine şehirlerde yaşayanlar kırsal gruptan daha şişman.

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Obezite, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve bedensel hareket ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkıyor. Böylece alınan aşırı kilolar insan vücudunda kalp ve damar sistemi başta olmak üzere, solunum, hormonal ve sindirim sistemlerini etkileyerek birçok tehlikeli rahatsızlığa zemin hazırlıyor.

Obezitenin sebep olduğu hastalıklar arasında ilk sırayı kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık, iktidarsızlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu, bazı kanser türleri alıyor.

Kadınlar daha şişman

Ulusal Obezite Rehberi'nde yeralan bilgilere göre, obezite özellikle son 20 yılda, bütün dünyada süratle artmakta, bir salgın hastalık gibi yayılmakta. Bu salgından ülkemiz de payını almış görünüyor. Bugün ülkemizde kadın nüfusumuzun yaklaşık üçte biri, erkek nüfusumuzun da yaklaşık beşte biri obez, yani şişman sayılıyor.

Türkiye Obezite Araştırma Derneği'nin 1998 ve 2002 arasında yaptığı araştırmaya göre, Türkiye nüfusunun yüzde 22,3'ü obez. Şişmanları da dahil edince bu oran yüzde 30'u geçiyor. Kadınlar yüzde 29,9 ile erkeklerden daha şişman. Erkeklerdeki oran ise yüzde 12,9'larda seyrediyor. Yine şehirlerde yaşayanlar kırsaldakilerden fazla. Kentte bu oran yüzde 23,8 iken, kırsal kesimde yüzde 19,6 olarak açıklanıyor.

Bölgeler arasında da ise durum şöyle: Batı Anadolu ve Doğu Anadolu'da şişmanlık oranı yüzde 15'iken, Güneydoğu Anadolu'da bu oran yüzde 20'ye, Karadeniz Bölgesi'nde ise yüzde 35'e kadar çıkıyor. Eğitim düzeyi düşük, okur-yazar olmayanlar arasında rastlanan şişmanlık yüzde 33,4 iken, yüksek okul mezunlarında bu oran yüzde 10'lara düşüyor. Dar gelirli gruplarda yüzde 22,6 iken, yüksek gelirlilerde obezite sıklığının oranı yüzde15,5'lerde seyrediyor. En şişman grupların arasında evhanımları ve emekliler geliyor.

Alkol ve sigara obeziteyi tetikliyor

Araştırmalara göre obezite sıklığı alkol ve sigara kullananlarda, bu alışkanlıkları olmayanlara oranla daha yüksek. Kalp hastalığı, ailede diyabet ve bilinen hipertansiyon hikayesi veren bireylerde, bu özellikleri bulunmayanlara kıyasla şişmanlığın fazla olduğu ortaya çıkmış.

Obez, sanıldığının aksine sadece gelişmiş ülkelerde değil, gelişmekte olan toplumlarda da giderek artan oranlarda karşımıza çıkıyor. Batı toplumlarında erişkin insanların yarısında kilo fazlalığının olduğu ve özellikle kadınlarda daha yaygın görüldüğü ise bir başka gerçek.

Bir araştırmanın sonuçlarına göre, Avrupa ülkelerinin çoğunda son 10 yılda obezitenin yaygınlığı yüzde 10 ila 40 arasında artmış. Bu oran erkeklerde yüzde 10 ila 20 arasındayken, kadınlarda yüzde 10 ila 25 arasında değişiyor. Yani ortalama olarak erkeklerin yüzde 15'inin, kadınların ise yüzde 22'sinde obeziteye rastlanıyor.

Şişman mıyım?

Erkekte bel çevresi 94 cm ila 102 cm arasında, kadın için ise bu ölçü 80 cm ila 88 cm arasında değişmelidir. Yani erkek 102 cm'nin üzerinde kadın da 88'in üzerine çıkınca tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.

Son çare cerrahi müdahale mi?

Coşkun, yaptığı diyetlere rağmen belli bir standartın üstünde kilolu olan kişilerin sorunlarını ameliyatla çözdüklerini anlatıyor. Ameliyat için öncelikle kişinin en az obezite dediğimiz aşırı kilolu olması ve o güne kadar diğer metodlardan sonuç alınmaması, yani fayda görmemiş olması, hastanın 18 ila 65 yaş arasında bulunması gerektiğini belirten Coşkun, obeziteler için son çarenin cerrahi müdahale olduğunu belirtiyor. Yapılan ameliyatlarda en çok başvurulan iki yöntemi mideye kemer takma ve midenin içine balon yerleştirme olarak açıklayan Coşkun şu bilgileri veriyor: "Mideye alttan 15-25 cmlik özel slikon bir bant takıyoruz. Bu bantı gerektiği zaman sıkıp gerektiği zaman gevşetmek mümkün. Böylece mideye giren yemekler belli bir ölçüde tutulmuş oluyor. İkinci metod ise endoskopi ile midenin içine balon yerleştirilmesi. Hasta yediği yemeklerden bir müddet sonra kendini tok hissediyor. Bu balon midede 6 ay süreyle kalıyor. Her iki durumda da kişiye daha az miktarda yemek yemeği ve çok iyi çiğneyerek yutmayı tavsiye ediyoruz. Aksi halde fazla yemek yediği zaman yediklerini kusarak dışarı atmak zorunda kalabiliyor."

HAZIR YEMEKLERDEN KAÇININ

Hazır yemeklerin yağ içeriği ev yemeklerinden çok daha fazla. Bu yiyeceklerdeki yağ miktarını tahmin etmek çok zor olduğundan genellikle gafil avlanırız. Bol soslu et ve balık ürünlerinden, pizza ve dondurmadan uzak durmak gerekir. Gittiğiniz restorantlarda kızartmalardan uzak durun. Ekmeğe tereyağı sürmeyin. Sosları yemeğinizden ayrı olarak isteyin. Yağsız sebzeleri tercih edin. Kremalı soslu yiyecekleri seçmeyin. Bol su için. Tatlı yerine, sık yemediğiniz özel bir meyve deneyin. Diyetinize uygun besinleri seçin. Yemeklerin yağlı sularından kaçının. Eğer bir restoran veya toplantıda fazla yerseniz moralinizi bozmayın, bir sonraki öğünü sadece peynir ve salata ya da yoğurt ve salata ile geçiştirebilirsiniz.

SAĞLIKLI BESLENİN EGZERSİZ YAPIN

ABD'de Endokrin Obezite ve Laparoskopik Cerrahi üzerine çalışmalarını tamamlayan Şişli Etfal Hastanesi uzman doktorlarından ve aynı zamanda www.obezitecerrahisi.com adlı sitenin editörü Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Halil Coşkun, çağımızın en tehlikeli hastalıklıklarından biri olan şişmanlığın ortaya çıkmasında öncelikle ailevi yatkınlığın etkili olduğunu belirtiyor. Yani kilolu anne babanın çocuklarında ileride şişmanlık görülebiliyor. Şişmanlığın diğer iki sebebi, harekesizlik ve hatalı beslenme. Özellikle büyük kentlerde şişmanlığın çok daha fazla görüldüğünü belirten Coşkun'a göre, herkesin altında araba olması ve böylece hareketsizliğin artması, yine dışarda hazır yiyeceklerle karın doyurulması kilo almada önemli etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Kilo verme konusunda bir kısır döngünün yaşandığını ifade eden Coşkun, diyetlerden istediği sonucu alamayanların bir müddet sonra sıkılıp şişmanlıklarını umursamamaya başladığını belirtiyor.

Diyet ürünüyle kilo verilmez

Doğal ürünlerin tüketilmesi gerektiğinin altını önemle çizen Türk Kalp Vakfı diyetisyenlerinden Dr. Sumru Özbay, diyet ürünü diyerek piyasada satılan gıda maddelerinden uzak durmak gerektiğini söylüyor. "Piyasadaki diyet ürünleriyle kilo vermek kesinlikle mümkün değil" diyen Özbay, örnek olarak ABD'yi gösteriyor. Yaklaşık 100 yıldır tüketilen diyet ürünlerine rağmen obezitenin en fazla görüldüğü ülkenin ABD olduğunu vurgulayan Özbay, "Eğer diyet ürünleriyle kilo verilseydi ABD'de her birey dergilere kapak yıldızı olurdu" diye konuşuyor.

Nasıl beslenmeli?

Dr. Halil Coşkun, obeziteden korunmak için neler yapılması gerektiğini şöyle sıralıyor:

  • Yağsız etleri tercih etmenin yanısıra, et ile pişirilen yemeklere yağ eklemeyin.

  • Tavuk ve hindinin derisiz beyaz eti tercih edilmeli.

  • Haftada iki kez balık (beyaz et) yemelisiniz.

  • Kurubaklagiller (kuru fasulye, nohut, mercimek, bezelye ve börülce) son derece zengin, düşük yağ içerikli protein kaynağıdır. Pişirilirken et eklenmemeli.

  • Az yağlı süt, yoğurt veya peynir tercih edilmeli.

  • Besinlere eklenen yağ miktarına dikkat etmek gerekir. Patates kızartması yerine, patates salatası veya patates püresi tercih edilmeli.

  • Pilav, makarna, börek (fırında) pişirirken eklenen yağ miktarını yarıya indirerek alınacak yağ miktarı azaltmalı.

  • Evde yapılmış, yağ ve şeker oranı azaltılmış, kepek ve yulaf eklenmiş kurabiye ve kekleri tercih edebilirsiniz.

  • Meyve, öğün aralarında yemek için ideal ve sağlıklı bir besindir.

    YEME ALIŞKANLIĞINI DEĞİŞTİRECEK ALTIN KURALLAR

  • Daha az miktarda yemek yapın.

  • Alışverişe gitmeden önce bir liste hazırlayıp, listeye sadık kalın.

  • Kendi siparişiniz olmayan yemekten yemeyin.

  • Yemeğinizi bitirir bitirmez sofradan kalkın.

  • Artan yemekleri içi görünmeyen kaplarda saklayın.

  • Yemeğinize konsantre olun ve keyfini çıkarın.

  • Şişmanlatıcı yiyecekleri kesinlikle evde bulundurmayın.

  • Tatlıya başlamadan önce biraz bekleyin ve hala gerçekten aç olup olmadığınıza karar verin.

  • Her öğün bol miktarda su için.

    YEMEK MİKTARINI AZALTIN

    Bunun için öncelikle küçük porsiyonları tercih edin. Küçük bir tabak kullanın. Daha yavaş yemek yiyin. Tam olarak doyduğunuzda değil, açlığınız geçtiğinde yemeyi bırakın.Yemeğin servis kabını masaya koymayın. Yemek için küçük, salata için büyük tabak kullanın. Yemeğe başlamadan önce iki bardak su için.

    1. Bölüm: Erkekler akciğer, kadınlar meme kanserinden ölüyor
    2. Bölüm: Kalbin şakası yok
    3. Bölüm: Tansiyon en çok kadınları vuruyor
    5. Bölüm: Fıtık hayatı zehir eder
    6. Bölüm: Stresi duygusal zekanızla yenin
    7. Bölüm: Gözün feri geri geliyor
    8. Bölüm: Diyabet yaşa bakmıyor
    9. Bölüm: Romatizma yaşlıların kabusu



  • 5 Şubat 2005
    Cumartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu

    Ayşe Olgun


    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED