AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

D İ Z İ
Diyabet yaşa bakmıyor

Dünyada 175 milyon, ülkemizde ise 4 buçuk milyon diyabet hastası var. Hastaların yüzde 65'i kadın. Yanlış beslenme, hareketsizlik sadece yetişkinleri değil, çocukları da tehdit ediyor

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet ömür boyu devam eden, pankreasın yeterli derecede insülin salgılayamamasından ve salgılanan insülinin yeterli derecede kullanılmamasından kaynaklanan kronik bir hastalık. Genelde yaşı 40 ve üzeri olanlar, obez kişiler, ailesinde diyabet hastalığı bulunan bireyler, gebelik sırasında diyabet gelişen, 4,5 kg. ve daha ağır bebek doğuranlar, polikistik over sendromu olan kadınlar, beslenme alışkanlığı bozuk olanlar diyabet riskini taşıyor. İki tip diyabet hastalığı görülüyor. İlk tip diyabet hastalığı çocukluk ve ergenlik döneminde ortaya çıkıyor. Yüzde 5-10 arasında bir oranda görülüyor. Burada insülinin çok az salgılanması ya da hiç salgılanamaması söz konusu. Bunun sonucunda hastaya insülin tedavisine başlanıyor. İkinci grupta yer alanlar ise erişkinler ve aynı zamanda diyabet hastalarının yüzde 90-95 gibi bir oranını oluşturuyor.

Diyabet kadınlarda daha fazla

Diyabetli hastaların sayısı her geçen gün hızla artıyor. Her gün 2 bin kişiye diyabet teşhisi konuyor. Dünyada 2000 yılı itibarı ile 175 milyon diyabet hastası olduğu tespit edilmiş. Araştırma sonuçlarına göre bu rakam 2010 yılında 250 milyona, 2025 yılında ise 300 milyona çıkacak. Diyabet hastalarının yüzde 65'i kadın; erkeklerin oranı ise yüzde 35. Kentsel bölgelerde diyabetin görülme ihtimali kırsal bölgelere göre üç kat fazla. Bilinen her diyabetliye karşı üç katı bilinmeyen gizli diyabetli var. Verilerin ortaya koyduğu bir başka sonuç ise şu: Ülkemizde 4,5 milyon diyabet hastası var ve bunların 400 bini damar hastalığı riskiyle karşıkarşıya.

Halsizlik ve yorgunluk yapıyor

Acıbadem Sağlık Grubu İç Hastalıkları ve Diyabet Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. İlhan Satman, diyabetin tedavi edilmediği taktirde kalp, böbrek, göz gibi organlar ve damarlarda ciddi hasarlar oluşturabileceği uyarısında bulunuyor ve şu bilgileri veriyor: "Günümüzde kronik hastalıklar artık en önemli ölüm nedeni. Bunların başında diyabet geliyor. Genetik faktörler bir etken ama tek başına yeterli değil. İnsan ömrünün uzaması dışında yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik de diyabeti tetikliyor."

İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Serhat Aytuğ, diyabetin belirtilerini şöyle sayıyor: "Kilo artışı ya da azalması; halsizlik; yorgunluk; uyku isteğinde artma; çok acıkma; yemeklerden birkaç saat sonra kan şekerinde düşme belirtileri; çok susama; çok idrara çıkma; gece sık idrara çıkma; ağız kuruluğu; tekrarlayan, geçmeyen enfeksiyonlar; iyileşmeyen cilt yaraları."

Diyabet kalbin düşmanı

Diyabetin, damar duvarlarını direkt ve kan yağlarını ters yönde etkilemesi nedeniyle damar sertliğine yol açan en önemli faktörlerden biri olduğunu dile getiren Florence Nightingale Hastanesi Doktorlarından Prof. Dr. Vedat Aytekin, diyabetlilerin yüzde 70'e yakın kısmında damar sertliğine bağlı sorunlar ortaya çıktığını belirtiyor.

ÇOCUKLARI DA TEHDİT EDİYOR

Düzensiz beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşama çocukları da tehdit ediyor. Okulda, evde hamburger ve pizza ile beslenen çocuğun en büyük tehlikesi şişmanlık. Şişmanlıkla beraber diyabet riski artıyor. Prof. Dr. İlhan Satman, "Bundan 10 yıl öncesine kadar çocuklarda, özellikle 15 yaş altında birinci tip diyabet görülüyordu; ama artık erişkinleri tehdit eden ikinci tip diyabet çocuklarda da görülmeye başlandı" diyor. İkinci tip dediğimiz diyabetin en önemli sebebi, şişmanlık ve hareketsizlik. Bu yüzden şişman, hareketsiz ve ailesinde diyabet olan çocukların mutlaka kontrolden geçirilmeleri gerekiyor.

Hamilelikte ortaya çıkan diyabet

İstatistiklere göre hamile kadınların yüzde 4'ünde gebelik diyabeti görülüyor. Gebeliğin altıncı ayından sonra görülen gebelik diyabeti, diyet ve hatta gerekirse insulin ile tedavi ediliyor. Bu diyabetin nispeten iyi bir özelliği doğumdan sonra genellikle normale dönmesi. Ancak daha sonraki gebeliklerde tekrarlama riski yüksek. Gebelik döneminde ortaya çıkan diyabet hem annenin hem de bebeğin sağlığı açısından risk yaratabiliyor. Bu açıdan gebelik dönemi boyunca sıkı bir şekilde kadın doğum uzmanları ile birlikte tedavi uygulanması gerekiyor.

TEDAVİDE YENİ UMUT

Şeker hastalığının tanı ve tedavisindeki en umut verici gelişme adacık nakli. Prof. Dr. Abdülkadir Ömer konuyla ilgili şu bilgileri veriyor: "Bugün modern metotla adacık nakli yapılan hasta sayısı ABD'de 85'e transplantasyon sayısı ise 158'e ulaştı. Adacık naklinden faydalanan grupta yer alan ilk grup hiçbir şekilde kan şekeri kontrol edilemeyen diyabetliler. Bu hastalar sık aralıklarla kan şekeri düşüklüğü belirtilerini yaşadıkları için günlük yaşamları ciddi olarak tehlike altında olan kişiler. Adacık naklinden sonra kan şekerleri tam normale inmese bile hastalar şeker düşme nöbetlerinden kurtuluyor. Yine aynı yöntemden böbrek nakli yapılmış olan diyabet hastaları da faydalanıyor.

DİYABETLİLERE MÜJDE!

Özellikle diyabetli hastalarda sıklıkla görülen damar hastalıkları ve buna bağlı gelişen yakınmalar, Girişimsel Radyolojik yöntemlerle yüksek bir başarı oranı ile tedavi ediliyor. Diyabetin damar duvarlarında çok erken dejenerasyona yol açıp kireçlenme, daralma ve tıkanmalarla kendini göstererek damar sertliğini hızlandırdığını belirten Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Memiş, girişimsel radyoloji yöntemiyle damar sertliği tedavisinin yüzde 95-100 başarı ile sonuçlandırıldığını söyledi. Girişimsel radyoloji yöntemiyle hastalara ameliyatsız, ağrısız, narkozsuz ve yüksek konforlu tedavi imkanı sunulduğunu belirten Memiş, özellikle diyabetik hastalarda önemli bir dert olan, ameliyat sonrası yara iyileşmemesi sorununun bu yöntemle ortadan kaldırıldığını ifade etti.

ERKEN TEŞHİS TEDAVİYİ KOLAYLAŞTIRIYOR

Her türlü hastalıkta olduğu gibi, diyabet ve diyabete bağlı hastalıkların tedavisinde erken teşhis büyük önem taşıyor. Diyabetli hastaların büyük çoğunluğunda görülme riski bulunan diyabetik ayak problemi iyi tedavi ve eğitimle yüzde 80 oranında önlenirken, gelişen tıp sayesinde kalp ve damar problemi yaşayan diyabetli hastaların ameliyat sonrası yara iyileşmemesi problemlerine de girişimsel radyoloji ile çare bulunuyor.

Dünyayı tehdid eden hastalık

Mütehassıslar, yanlış beslenme nedeniyle diyabetin, dünyanın önündeki en büyük sağlık sorunu olduğunu söylüyor. Diyabet hastalığı gelişmiş ülkelerde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Diyabetin birçok hastalığı beraberinde getirdiğini belirten mütehassıslar, diyabetli hastaların kalp ve damar hastalıkları, böbrek rahatsızlıkları, göz rahatsızlıkları, yaralarının iyileşmemesi ya da geç iyileşmesi, ayak ülseri gibi tehlikeler ile karşı karşıya bulunduğunu belirtiyor.

1. Bölüm: Erkekler akciğer, kadınlar meme kanserinden ölüyor
2. Bölüm: Kalbin şakası yok
3. Bölüm: Tansiyon en çok kadınları vuruyor
4. Bölüm: Obezite yüzyılın salgını
5. Bölüm: Fıtık hayatı zehir eder
6. Bölüm: Stresi duygusal zekanızla yenin
7. Bölüm: Gözün feri geri geliyor
9. Bölüm: Romatizma yaşlıların kabusu



8 Şubat 2005
Salı
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ayşe Olgun


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED