T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Gaspıralı efsanesi

2001 yılı Kırımlı düşünür-eğitimci Gaspıralı İsmail Bey'in doğumunun 150. yılı. Fikirleri ve etkileri hâlâ canlılığını koruyan bu büyük düşünürün hayatından dersler...

İsmail Bey Gaspıralı 150 yaşında. 2001 yılı Gaspıralı'nın önemli bir yıldönümü. Doğumundan birbuçuk asır geçmiş fikirleri hâlâ taptaze tartışılıyor, yeniden değerlendiriliyor.

Mustafa Kemal Paşa'nın en çok etkilendiğini söylediği Ziya Gökalp'in fikir babası İsmail Bey Gaspıralı.

Rus ve SSCB işgallerinde bile ismi değişmeyen tek şehir Bahçesaray'ın Avcıköyü'nde doğdu (1851). Köklü bir aileye mensup. Babası Çar'ın ordusunda subaydı. Dolayısıyla zedegan sınıfına mensuptu Gaspıralı ailesi.

Kırım'daki eğitiminden sonra Moskova Harp Okulu'nda okudu. O yıllarda Rus aydınlarını takip ediyor, etkileniyordu düşünce dünyasından. Panislavist fikirler ise onnu üzüyordu.

Girit İsyanı'nda Osmanlı saflarında çarpışmak istedi. Odessa'da yakalanınca ordudan atıldı. Kendini Bahçesaray'daki Zincirli Medrese'ye vakfetti. Muallimliğe başladı.

Gaspıralı'nın daha sonraki hayatında seyahatler dönemi başlar. İstanbul, Viyana, Münih, Stuttgart ve Paris'te yeni bir dünyanın döndüğünü farkeder. Fransa'da ünlü Rus yazarı İvan Turganyev'le birlikte çalışır.

İstanbul'a yerleşemeyince yeniden Bahçesaray'a döndü. Belediye başkanı seçildi. Mahalli hizmetler verdi. Akranlarından çok farklı bir birikime sahip olmuş, deneyimler kazanmıştı.

Kırım yabancı hakimiyetindeydi. Önce hemşehrilerini uyarmak mecburiyetini hissetti. Yayıncılığa başladı. Rus Tavrida gazetesinde "Rus İslamı" başlıklı ilk yazısını yayımladı. Burada Rusya'nın aynı zamanda bir Müslüman devleti olmasını savunuyor, gerekçe olarak da burada yaşayan çok sayıdaki Müslüman'ı gösteriyordu. Moskova, Müslümanlar'ın eğitimine ve çağdaşlaşmasına da kaynak aktarmalıydı.

Girişimi neticesiz kaldı. Ruslar'ın Müslümanlar üzerindeki hakimiyeti sürdü. O halde Müslümanlar'ı uyarmak kalıyordu geriye. Önce cehalet, geri kalmışlık ve fukaralıkla mücadeleye başladı.

Türk dilini konuşan Müslümanlar tek başına bir milletti. Müslüman Türk halkları dayanışma içinde olmalıydılar. O yıllarda Müslüman ahali geçim derdindeydi, ekonomik sıkıntısı fazlaydı; üstelik hurafe ve taassup da yanlarından hiç ayrılmıyordu.

EN ÖNEMLİ EĞİTİM HAREKETİ

Gaspıralı soruna çözümü buldu: Maarif sisteminde değişim. Çağdaş değişimlerden de haberdar olunmalıydı. Tiflis'te risaleler bastırdı, görüşlerini aktaran. Yıl 1883'ü gösterdiğinde ilk Tatarca gazete Tercüman yayınlandı. Uzun bir yayın hayatı oldu Tercüman'ın. Üstelik matbaası da vardı. Gaspıralı düşündüklerini artık rahatlıkla aktarabiliyor ve geniş bir sahaya ulaştırabiliyordu.

Bir aydın zümresi ortaya çıktı.

Yeni eğitim sistemi semeresini verdi. Zincirli Medrese mezunları ses getirmeye başladı. Kaytaz Ağa Mektebi bu amaçla muallim yetiştiriyordu. 40 günde okuma yazma öğreniyordu Müslümanlar burada. Usûl-ü savtiye başarılı sonuç verdi. Bütün Rusya'daki Müslüman mekteplerde bir inkılap yaşanıyordu. Usûl-ü Cedit bir döneme damga vuruyordu. Ceditçiler Rusya'nın dört bir yanında görev yapmaya başladılar.

İLK MÜSLÜMAN KONGRESİ

Ana dil Türkçe. Mektepte dünyevi dersler de veriliyordu. Modern okullar dönemi başladı. Bugünkü şablonun temeli işte o günlerde atıldı Gaspıralı tarafından, hâlâ devam ediyor. Buna Türkiye de dahil. Temel ders kitabı Hocâ-i Sıbyan'da Gaspıralı'nın imzası vardı.

Müslüman halk da yeniliği ve sürati benimsedi. Karşı koyanlar azınlığa düştü. Sabır ve gayret netice aldı, amaca yaklaştırdı.

Nijniy Novgorod'da bir nehir gezintisi düzenlendi. Ancak gerçekleştirilen Birinci Bütün Rusya Müslümanları Kongresi'ydi. Siyasi ve kültürel işbirliği kararı alındı. Rusya Müslümanları hızlandı, sosyal aktivitelerini çoğalttılar. Akmescit'te (1905) Bütün Kırım Müslümanları Kongresi gerçekleştirildi. İkincisi St. Petersburg'ta yapıldı. Bir üçüncü toplantı yine Akmescid'de icra edildi (1906). Devlet Duması'nda artık 25 Müslüman milletvekili vardı. Gaspıralı'nın emekleri Müslüman kamuoyunu heyecanlandırmıştı. Ateşlemişti. Ancak Rus Çarı dağıttı.

Geri kalmışlığa savaş

İdilboyu Tatarları'ndan işadamları Hüseyinovlar, Apanaylar, Akçuralar, Kafkasya'da Zeynel Abîdin Tağızâde bu mekteplere kaynak aktardılar, yaydılar. 1914'de bu mekteplerin sayısı 5000 oldu. Kızların da eğitimine önem veriliyordu. Pembe Hanım Bolatukova kız mektebi açtı.

Mektepler ve Tercüman Müslüman dünyada fırtına gibi esti. Hindistan'a değin, İstanbul'a varıncaya kadar etki alanına girdi. Bayrak oldu. Aydınlar mutluluk belirtisi içindeydi. Mutaassıp bir çevre ise buna karşı tavır geliştirdi. Direniş başladı. Gelişme aynı zamanda bölgede

Ruslaştırma politikasının önüne bir engel olarak çıktı. Müslüman teba ortak bir dil ve kimlikle uyanmaya başlamıştı. Gaspıralı buna rağmen temkinli hareket etti. Dolayısıyla bir kere olsun Tercüman kapatılmadı. Sibirya'dan Abdürreşid İbrahim, İdil'den Yusuf Akçura, Azerbaycan'dan Ali Merdan Bey Topçubaşı gibi aydınların katkısı arttı, etkisi genişledi. Rus hükümetine müracaat edilerek Müslüman ahali için eşit hak, hürriyet, topraksız köylülere toprak, vakıflar idaresinin Müslümanlar'a bırakılması ve müftünün de Müslümanlar'ca seçilmesi istendi.


Devam Sayfaları
« 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 »


 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED