|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
![]() Dil'de Fikir'de İş'te Birlik Osmanlı Türkçesi ile yayın yapan Tercüman bütün Türk dünyasında 'Dilde Birlik' yolunda önemli adımlar atıyordu. 'İş'te Birlik' ise bu yüzyıla kalmış gözüküyor.
İnanmışların ısrarı İttifak-ı Müslîmîn'i kurdurdu. 800 delege milli maarif ve kültür konusunda karar aldı. Gaspıralı'nın ideali gerçekleşti. Düşünceleri hayat buldu. Rusya Müslümanları eğitimi standardize etmişti. Dil Osmanlı Türkçesi'ydi artık. "Milletin babası" olarak adlandırılan Gaspıralı mutluydu. Çar Rusyası acımasızlaştı sonradan. Önce müsaade etti, sonra kıydı. Haklar gasbedildi. Gaspıralı panik olmadı, temkini elden bırakmadı. İhtiyatı ve meşruiyeti korudu. Görüşleri dört bir yandan parlamaya, milletin üzerinde doğmaya başladı. Yeni aydınlar ortaya çıkmıştı. Yeni görüşler Gaspıralı'nın düşüncelerinden besleniyordu. Tümünde ortak yan, Tercüman'ın alt başlığındaki "Dil'de, Fikir'de, İş'te Birlik" oldu. İSLAMCILIK, TÜRKÇÜLÜK, BATICILIK Tercüman'ın yanında Alem-i Nisvân, Alem-i Sıbyân, Mizah dergisi Ha Ha Ha, Millet de Gaspıralı'nın kardeş gazeteleriydi. Yenilikleri bu gazeteler taşıdı kamuoyuna. Müslüman din adamları ve mulallimler için yeni projeler üretildi. Cemiyet-i Hayriyeler katkıda bulundu. Hepsi "ceditçi", milli-reformist çizgideydi. Türkiye'ye göç eden Tatar ailelerinde yardımı vardı. Fakat Ruslar Kırım'daki bütün rüşdiyeleri kilitledi. Osmanlı'daki Meşrutiyet hareketi Gaspıralı'nın düşüncelerinin İstanbul'a hızlı girmesini sağladı. Uyanma ve yenilenme ihtiyacı sardı aydınları. Dünya Müslümanlar Kongeresi kararları yeniden gözden geçirildi. Bir yeni düşünüldü. Amaç Müslüman aydınların serbest müşavere ortamını kurmak. ZİNCİRLİ MEDRESE Sırât-ı Müstakîm'de Mehmet Akif ve Eşref Edip bunun önemini aktarıyorlardı dergilerinde. Ancak İstanbul da, Kahire de sıcak bakmadı. Proje gerçekleşmedi. Gaspıralı Hindistan'da toplamaya karar verdi. Gelgelelim sonuç alınamadı. Türkiye'de İslamcılık, Batıcılık, Türkçülük akımları Gaspıralı'dan etkilendi. Türk Yurdu dergisi de öyle. Türk Derneği'nin de kurucuları arasındaydı. 24 Eylül 1914'de 63 yaşında Bahçesaray'da memleketinde öldü. Kırım böyle bir cenaze törenine şahit olmadı. Salaçık'ta Kırım Hanı Gazi Giray Han'ın yanına defnedildi. Ancak 1944 Kırım Türkü'nün topyekün sürgününde mezarı da ortadan kaldırıldı. 1990'da geri dönüş başlar başlamaz tahmini mezar yerine hem anıt dikildi, hem mezar yapıldı. Gittim, gördüm. Tercüman gazetesi binası yeniden restore edildi. Eskimez haline döndü. Sürekli ziyaretçi akınına uğruyor. Biraz ilerisinde ise Zincirli Medrese, Kileseler Birliği'nin elinden kurtarılmış, tamire başlanmış, ancak tamamlanamamış. Külliye kaynak istiyor yaşamak için. Müslüman entellektüellerin mezun olduğu medrese yeniden hayat bulmalı. Önündeki bahçe ise tanzim edilmiş. Ukrayna Cumhurbaşkanı da Gaspıralı'nın bu mekanlarını gezdi, dolaştı; anıtının açılışını yaptı. Kırım'da gelişmeler yavaş
Gaspıralı'nın 150. yaşgününde Kırım'da bir panel düzenlendi. Etkinlikler gerçekleştirildi. Bu çerçevede uçtuk Akmescid'e. Kırım Tatarları'nın dönüşlerinin başladığı günlere yakın da gitmiştim Kırım'a. Bu defa bakalım ne var ne yok? Uçaklar dolu, gidip geliyor. Havalanı büyümüş. Ek binalar yapılmış. Ancak polis ve gümrükte saatlerce beklememiz işten bile değil. Üstelik heyetimiz davetli ve haberli. Buna rağmen gülerek bekletiliyoruz. Türkiye'nin 40 yıl önceki hâli. Keyfi bir bürokrasi. Formlar dolduruyoruz. Ülkeye kaç para soktuğunu yazacaksın. Üzerindeki altın ve kıymetli eşyaları deklare edeceksin. Mini teyp bile yazılacak. Bazılarımızın cebindeki dövizler teker teker saydırıldı. Bazılarımız ise rahat geçti bir şey sorulmadan. Hediye kitaplar ve ilaçlar sorun oldu. Teker teker incelemeye alındı. Hele bir kitap da Çeçenler'le ilgili değil miymiş, saatler geçmek bilmiyor. Kontrolü yapan Rus... Ukraynalı olsa sorun değil. Çünkü Kırım'da Rus nüfus fazla. Dört saatte geçtik. Terminal çağdaş değil, eskiye göre iyi. Kapıda Tatar lider Mustafa Cemil Kırımoğlu çiçeklerle karşıladı. Eşi Safinar Hanım da öyle. Sarmaş dolaş insanlar. Amerika'da yaşayan Tatarlar hâlâ paniği atlatamamış. Hepsi de yaşlı. Beklemenin verdiği gerilimle bu sevince ancak ortak oldular. Ama anlatmadan da edemediler. "Vizemiz var, bu ne kontrol.. bunları gelişmiş ülkelere götürüp, aynı işin nasıl yapıldığını göstermek gerek. Yaşlılar bile bekletiliyor.." Beklemek bununla bitse iyi. Moskova Oteli'nde su akmıyor, Tavria'ya geçiyoruz. Türkiye'deki kamu kesiminin eğitim ve sosyal tesisleri gibi bir dinlenme kampına benziyor. Birkaç ayrı bina ve eski. Ama suyu akıyor. Birkaç saat de burada bekliyoruz yerleşmek için. Sabahın ışıkları sinyal vermeye başladı neredeyse. Rus sekreterler iş uzayınca sohbete başladılar. Ne kadar da süslüler?! Hem pahalı giysiler içindeler, hem de aşırı makyaj. Benzin fiyatlarını öğreniyoruz yarım dolar. Bizimkinin yarısından az. Daha önce benzin karaborsaydı.
|
|
|
|
|
|
|