|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
![]() Temsil edilmeyen halk TİKA güzel hizmet veriyor Kırım'da. Temsilcisi İsmet Yüksel de koşturuyor. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nin düzenlediği etkinlik önce Kırım Tatar Milli Meclisi'ni ziyaretle başlıyor. Alışılmış ve başarılı şehir yapılanması eski dönemin önemli bir yanı. Geniş bulvarlar, yemyeşil alanlar, araç trafiğinin yoğunlaştığı Akmescit'te Mustafa Cemil Kırımoğlu karşılıyor eşiyle. Milli Meclis binası kendi malları. Küçük ama olsun, tapuları kendilerinde.
Minik odasında, bu küçük dev adam önce bilgilendiriyor, sonra sorularımıza cevap veriyor. Kırım'da Türkçe isimlerle basılmış harita istiyorum önce. Sonra bombardımana başlıyorum Zindanlardan haykırabilen ve sesini duyurabilen bu mücahide: -Kırım'a Tatar göçü sürüyor mu? Nüfus ne kadar oldu? -Göç durdu. Çünkü sorunlar var. Halledilmesi gerek. Önce konut ve işsizlik sorunu. Özbekistan'da Ukrayna ile ikili anlaşmalar çerçevesinde 10 bin soydaşımız için anlaşma yapıldı. Ancak sorunlardan göç edemiyorlar. Hâlâ oradalar. Oysa Ukrayna vatandaşı oldular. Kırım'a gelecekler. PARLAMENTOSUNDA TEMSİL EDİLMEYEN HALK
-Nüfus? -270 bin. Nüfusun % 12'si. Azınlığız kendi öz ülkemizde. Çoğunluk Ruslarda % 68. Sonra Rumlar var, Ermeni ve Bulgarlar da var. Kırım dışındaki Tatar nüfus ise 250 bin. -Milli Meclis? -Sivil halkımızın sözcüsüyüz. 400 üyemiz bulunuyor. -Diyasparanız var mı? -Türkiye'de, Amerika'da ve Almanya'da etkililer. Elbette var. Türkiye'ye Ahmet İhsan Kırımlı itiraz ediyor. Türk yurdu'nda Türk diyasparası olmayacağını savunuyor. ABD ve Avrupa'yı kabul ediyor. -Kırım Parlamentosu'nda durumunuz nedir? -Temsil edilmiyoruz. Ancak Ukrayna Parlamentosu'nda iki milletvekilimiz var. Kiev'de çalışıyoruz. Kırım'da temsil edilmememiz tamamen seçim ve siyasi partiler kanunuyla ilgili. Düzeltilirse elbette halkımızı orada da temsil edeceğiz. Zaten böyle gitmez, gidemez. Kiev yönetimi de bunun farkında. Ruslar şovenist politika izliyor. Komünistler ise güçlü. Kırım dengeleri hesap etmiyor. Çünkü komünistler işbaşında. Mart 2002'de genel seçim var. Dilerim o güne kadar seçim kanunu değişir ve biz de seçimlere gideriz. Sonra devam ediyor konuşmasına Kırımoğlu: -Toprak sorunu ciddi boyutta. Özelleştirme başladı. Biz yeteri kadar istifade edemiyor ve hakkımızı kullanamıyoruz. 1 milyon 150 bin hektar toprak dağıtılacak. Bize % 10'u verilecek. Halkımızın % 75'i köyde yaşıyor. Bunun da ancak % 15'i toprak sahibi. Rusların ise % 46'sı. -Cami ve okullarda durum nedir? -35 camimiz oldu. 10 da okulumuz. Burada karma eğitim veriliyor. Dil Tatarca. Bir de üniversitemiz var. Kuruluş süreci yaşıyor. -Yayıncılık? -Radyoda haftada iki saat yayın gerçekleştiriyoruz. Kırım Tatarlarının bir arzusu, TRT yayınlarının bölgeden rahatlıkla izlenebilmesi. İstanbul Akmesçit uçakla bir saat. Trafiği de yoğun. Sohbetin sonunda Tatar Milli Meclisi'nin mütevazı konağını geziyoruz. Sonra kapısı önünde fotoğraflara sıra geliyor. Ardından Kırım Tatar Milli Kütüphanesi'ne. İlkmektep talebelerinin konseri gerçekleşiyor konuklar için. Kütüphaneyi daha önce de gezmiştim. Biraz daha masraf edilmiş. Duvarlardaki tablolarda 1944 Kırım Sürgünü. İçim (cızz) ederek seyrediyorum. Keşke dramaları da yapılsa. Cengiz Dağcı'nın romanları kafi değil. Bütün dünya bilmeli bu zulmü, bu soykırımı. Kırım'da sanatın önceliği var Kırım Tatar Kadınlar Birliği de hemen yanıbaşında. Başkan Safinar Kırımoğlu ve yönetim kurulu üyeleri kapıda karşılıyor. Derin bir muhabbet ve sohbet yapılıyor. Tatarlar ne ikram edeceklerini şaşırıyorlar mutluluktan. Kötebe yeter de artar bile. Ama öyle değil. İkramın ardı arkası kesilmiyor, bu mütevazı salonda. Türk lokantaları artıyor Kırım'da. 1993'de gittiğimde lokanta bulmakta sorun vardı. Allahtan Tatarların misafirperverliği bunu mesele olmaktan çıkardı. Yalta yolunda Te Dan Te Yüzyüze adlı bir Türk lokantası var. Çorba ikram ediyorlar, ancak yemek gibi. Tek başına doyuruyor. Özbek mantısı da öyle. İki tane kafi. Fakat önünüze çok sayıda konuyor. Bunun özelliği büyük olması ve buharda pişmesi. Torba yoğurdu soframızda. Kırım'da adı ise katık. Salata söyüş biçiminde. Otlardan reyhan da en köşede yerini alıyor. Keyifle çiğneniyor. Bu lokantada Tatar kızlar çalışmıyor. Nedeni ise geç vakte kadar açık olduğundan ailelerinin izin vermemesi. Genelde garsonlar aşırı süslü Rus kızları. Hataylıların Türk Lokantası Akmescid'in içinde. Bir nevi buluşma yeri Tatarların. Randevularını burada veriyorlar. Öyle ses getiren bir menüsü yok ama lahmacun, döner listenin başında. Türkoloğ Zühal Yüksel Hanım Türk Lokantası'nda çok ciddi tartışmalar yaptıklarını, zaman zaman da sohbet toplantıları gerçekleştirdiklerini söyledi. Ali Baba'ya gelince Bahçesaray yolunda. Azerilerin bir aşevi. Modern. Ancak o kadar masraf etmişler de tuvalette sorun yaşanıyor. Zaten Kırım'ın genelinde tuvaletler mesele. Ya yok, ya kapısı yok. Olanlar alışılmışın dışında. Suyu akmayabiliyor. Söylendiğinde ise Kırım'da genel su sıkıntısı olduğu belirtiliyor. Ali Baba'da kaşık börek çorbası içtik. Artık bu tür yemekleri Türkiye'de de yapanlar olduğundan hiç yabancılık çekmiyoruz. Kırım Tatarlarının tahsili ve eğitimi yüksek. Sanatsız yaşayamayan bir topluluk. Haftada en az iki kültür etkinliği var. Bütçesinden pay ayırmak durumunda hissediyor kendisini. Hem de çoluk çocuk birlikte. O eğitimi daha mini minnacıkken veriyorlar, dikkat çekiyorlar. Milli Tiyatroları'nda Klasik Müzik Konseri ve Kırım Ansambli Gösterisi izledim. Orkestra enstürümanları eskimiş. Sanatçıların elbiseleri de. Ancak sanatları gerçekleşince iç dünyamız yenileniyor. Dilaver Settaroğlu nefesimizi tutturdu. Munir Ablayev'in maşallahı var. Seyyid Abdullah Mehmetov'u dinlememek bir nakise. Çobanlar Oyunu sahneye konulduğunda sanatçıların kızları narin ve güler yüzlü; sert bakışlı erkekler hep mütebessim. Kaytarma'ya bayılmamak elde değil.
|
|
|
|
|
|
|