|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
![]() Bravo yerine Maşaallah Kırım'da sanatçılar sahnede konser verir veya gösteri yaparken seyirciler 'Maşaallah' diye tezahürat yapıyorlar. Kırım'da 'Maşaallah' sözü 'bravo' kelimesinin yerine geçmiş.
Kültür Bakanlığı Devlet Türk Dünyası Müzik Topluluğu Akmescit'te, Bahçesaray'da, Gözleve'de, Sudak'ta konser üstüne konser verdi. Çoğu da yağmurlu günlere rastladı. Salonlar tıklım tıklım. Bir o kadar da değil birkaç o kadar da dışarda içeri girmek için bekliyor. Ancak nafile. Belki Gazi Giray Han'ın 'peşrev'inin icrası giriş oldu ama, (Sivastopol, Güzel Kırım, Kırım'dan gelirim) diye sazlar yol göstermeye başladığında bile irkildi insanlar. "-Sivastopol önünde yatar gemiler/Atar da düşman topunu yerle gök inler" Devam ediyor sanatçılar. Salon birlikte söylüyor "Sivastopol önünde yıkık minare/Düşman dedikleri gelmez imane/Erenler geliyor bize imdade/Aman da padişahım izin ver bize/İzin vermez isen dök bizi denize..." Salon 'Maşaallah'tan kırılıyor. Kırım'da "bravo" karşılığı kullanılıyor "Maşaallah". -Kırım'dan gelirim adım da Sinan'dır/Kılıcımın suyu kandır da dumandır/Kırım'dan gelirim atım da Arap'tır/Gizlenmeden gelir halin de haraptır.. İşte bu kelimeler yok mu ok gibi, hançer gibi iniyor kalplere "Biz Kırım'dan çıkan'da kar yağmadı, kan aktı." Mustafa Cemil Kırımoğlu dayanamıyor. Zaten mümkün de değil: -İşgal sırasında, sürgün sırasında kaybolan, ancak sizin yüreklerinizde sakladığınız şarkılarımızı getirdiniz. Bizim evimiz sizin evinizdir. Ağlama sesleri, gözyaşlarını aştı, hıçkırıklara boğuldu salon. Ağlamak deyince Tarık Buğra gelir aklıma. "Sulu gözlüyüm" derdi, ıslanırdı heyecanlanınca göz bebekleri, büyürdü. 75. yaşgününde birlikteydik kendisi için yaptığımız etkinlikte. Gözyaşlarını tutamadı, ağladı konuşurken. Yavuz Bülent Bakiler de öyle. İnce ve hassas ruhlu. Duygulu. Kırım'a kalkmış gelmiş. Sürgün ile ilgili aksakallardan, ninelerden hatıralarını dinleyecek. Not tutacak. Kırım Tatarları sürgünü anlattıkça Yavuz Bülent Bakiler başlamış gözleri dolmaya, sonra ağlamaya. VATANDA OLMAK MUTLULUK Hansaray'ı gezdim. Muhteşem bir tarihi doku, yapı, mimari, hatıra. Önünde seyyar satıcılar var. Hepsi de Tatar. Asiye Hamzagiyev'den çiğ börek alıyorum. Özbekistan'a gitmiş sürgünde. Birkaç yıl olmuş döneli. Geçinmek için çiğ börekçilik yapıyor. Tatar yemekleri pazarlıyor. Ama seyyar. Kalabalık bir aile. Apar topar trenlere götürülüşünü anlatıyor. Ailenin parçalanışını aktarıyor. Özbekistan'da yeniden buluşmalar, hemşehrilerini bulmalar, komşularıyla birlikte olmalar. Şüküre Mahmutova da öyle. Oğlu işsiz bugün için. Gelini evde çiğ börek, baklava yapıyor. Torunu getiriyor. Aile geçimini temin ediyor. Adı gibi şükür içinde Şüküre Hanım: -Verdiği nimete binlerce şükür. Kıt kanaat da olsa geçiniyoruz. Ama vatanımdayım. Ata topraklarındayım. Doğduğum yerlerdeyim. Ve burada öleceğim. Sürgün yıllarını hatırlamak.. aman Allahım. Allah'ın yanında bir iyliğimiz varmış açlıktan, hastalıktan yollarda kırılmadık. 18 gün aç-bilaç trenle yol aldık. Bir gün olsun kapısı açılmadı. Bütün ihtiyaçlarımız o katarda yapılıyordu. Bitlendik. Hastalık kaptık. Ölenlerimiz oldu. Gömmemize müsaade etmediler. Trenden aşağı fırlattılar. Bugünlere şükür. Ah bir de oğlumun işi olsaydı. Kültür resmi geçidi
Elbisesi tek yeni olan talebe sanatçı Liliza Çalbaşova'ydı. Tiril tirildi üstünde. Yunus Ernanov ve Edep İbrahimov ile Arzu Mecidova büyüledi seyircileri. Avuçlarının içi patlayana kadar alkışladık. Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Müdürvekili Yaşar Doruk, atamasını Kırım'da duydu. Sanatçılar için "Kırım Tatarları sanatta harika.. çok sesliliği aşmışlar" dedi. Program da öyle örtüşmüş ki birbiriyle bu kadar olur. Bizde olsa eleştirilir. Solo, koro, çok sesli, folklor falan denerek eleştirilir. Eski Turizm ve Tanıtma Bakanı ve yıllarca Balıkesir Milletvekilliği yapan Ahmet İhsan Kırımlı dayanamadı, görüşlerini aktardı: -Bu muhteşem bir manzara. Titredik sanatın karşısında. Heyecanlandık. Görülüyor ki milletler kültürüyle yaşıyor. Sanatçılar da bu yarışta "biz de varız" diyorlar. (Ebediyyen yaşayacağız) diyorlar. Beddî Rehber bize döndü "sıkça, çokça geliniz Kırım'a" demez mi Bilal Bilaova'yı dinlerken. Kırım Tatar Hanımlar Kolu'ndan Gülseren Naz Türkiye'den. Aktoprakların selâmını aktardı Tatar soydaşlarına. Sanat sadece müzik mi sanıyorsunuz? Herşey sustu, Rıza Yusufof bir şiir okudu, nefesler kesildi. Ve devam etti şiir bittiğinde "Bunu Türkiye'de de okuyacağım." Gel de alkışlama, arzu etme, tasdik buyurma. İşte bir sürpriz. Uluslararası bir şöhret. Öyle papyon kravatı falan da yok. Kravatsız. Ulubatlı Hasan gibi heybetli. Elinde gitar ve onu konuşturdu Enver İsmailov. Daha sonra birlikte olduk Enver Bey ile. Yemek yedik. Turgay Özkızıltaş da darbukasıyla kalktı Enver Bey'e nazire yaptı, resital verdi. Sonra birlikte gitar-darbuka resitali izledik. Peki bunun karşılığı olmaz mı? Elbette olacak.
|
|
|
|
|
|
|