T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Kudüs'e yolculuk

Kudüs'e gideceğim için heyecanlıydım. Kudüs, belki de çocukluğumda 'kutsal şehir' kavramının ilk oluştuğu yer olması dolayısıyla adı bile geçtiğinde içimde hoşluk bırakan şehir. O bir sevda vuslatı. Esenlik ve barış yurdu olarak anılan bu şehir; bir asra yakın bir zamandır savaşın, acının, soykırımın ve sürgünün gerekçesi.

Çocukluğum, Doğu kentlerinden bazılarının ismini ezberlemekle geçti. Bunda en büyük pay büyükbabam Mahmud Hamdi'nin 1954'de deniz yolu ile hac yapmasıydı. Büyükbabam hac yolculuğunu fırsat buldukça anlatırdı. Mahmud Hamdi Trabzon'dan vapura binerek Samsun, İstanbul, İzmir ve Akdeniz'- den Hayfa kentine ulaşıp Kudüs ve Şam ziyareti yapmış, oradan Medine ve Mekke'ye geçmiş ve hac ibadetini tamamlamıştı. II. Dünya Savaşı sonrası bir dönem, Ortadoğu karışık; çatışmalar, baskınlar ve katliamların hüküm sürdüğü Filistin topraklarını aşarak gerçekleşmiş bir hac. Dönüş yolu ise Mekke, Medine, Bağdat, Urfa ve Konya üzerinden di. Bu yolculuğun tamamı 6 ay sürmüştü. Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Bağdat, Urfa ve Konya; o dönemden sonra evimizde en çok konuşulan şehirlerden di.

Asırlar içerisinde bütün bir kültürel coğrafyanın içinde adı en çok anılan, üzerine ağıtlar yakılan, şiirler yazılan ve atasözlerine konu olan bu kentler, görmesem, nerede olduklarını bilmesem de, adları anıldığında içimi sırf var olduklarını bilmekten ötürü ılık bir rüya denizine döndüren diyarlar. Daha önce Konya, Urfa, Şam, Mekke, Medine'yı ziyaret ettim.

Bu kez Kudüs'e gideceğim için heyecanlıydım. Kudüs, belki de çocukluğumda 'kutsal şehir' kavramının ilk oluştuğu yer olması dolayısıyla adı bile geçtiğinde içimde hoşluk bırakan şehir. O bir sevda vuslatı. Esenlik ve barış yurdu olarak anılan bu şehir; bir asra yakın bir zamandır savaşın, acının, soykırımın ve sürgünün gerekçesi.

"Osmanlı yıkılmaya devam ediyor"

I. Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun tasfiye edilmesiyle Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'da sorunlu bir süreç başladı. Balkanlar ve Ortadoğu, bu süreçten en çok etkilenen bölgelerdi. Osmanlı İmparatorluğu toprakları üzerinde birçok yeni ulus devletinin kuruluş aşaması kanlı çatışmalara sahne oldu. Balkanlar'da; Bosna-Hersek, Kosova, Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan. Ortadoğu'da Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan ve İsrail. 500 yıllık esenlik coğrafyası, tasfiye süreciyle bir anda savaşın ve tehcirin yurdu haline dönüştü. Cemil Meriç'in, 'Osmanlı yıkılmaya devam ediyor' sözü ne kadar anlamlı.

Şaron'un El-Aksa'yı ziyareti bardağı taşırdı

28 Eylül 2000'de Ariel Şaron Cuma namazının ardından Harem ül Şerif'i (Mescid ül Aksa) ziyaret etti. Tüm uyarılara rağmen ziyaretin ertelenmemesi 'İkinci İntifada-El Aksa İntifadası'nı başlattı. Şaron'un ziyaretinin ertesi günü namaz çıkışında yapılan gösterilerde, İsrail askerleri 19 Filistinli'yi öldürdü. Bu ziyaret I. Oslo süreci, Kahire, Camp David ve Madrid anlaşması, II. Oslo süreci ve Şarm el Şeyh anlaşmalarının sonu oldu. 6 Şubat 2001'de yapılan başbakanlık seçimini Likud cephesi lideri Ariel Şaron kazandı. Şaron oyların yüzde 62.39'unu, İşçi Partisi Başkanı Ehud Barak ise yüzde 37.61'ini aldı. Şaron'un seçimi kazanması, Ortadoğu barışının sonu anlamına gelmekteydi.

UYGAR DÜNYA SADECE SEYRETMEKLE YETİNDİ

11 Eylül'de ABD'nin uğradığı terör saldırısının ardından yapılan açıklamalar, bir anda devletleşme sürecinde önemli mesafe katetmiş olan Filistin topraklarını savaş alanına çevirdi. 8 Mart 2002'de tarihe 'Kanlı Cuma' olarak geçecek olan ve 1987'den bu yana Filistinliler'in en büyük kayıplarını verdikleri çatışmada 40 kişi öldürüldü. 11 Mart günü ise İsrail tankları Ramallah'a girdi. 100 tank eşliğinde Ramallah'ı işgal eden İsrail ordusu, Lübnan savaşından bu yana en büyük askeri harekatını gerçekleştirmekteydi. Bu durum barış sürecini tamamen kaldırırken; Filistin sorununda da yeni bir dönemi başlatmaktaydı. İsrail ordusu kısa sürede Batı Şeria'da tüm Filistin kentlerini; Ramallah, Beytüllahim, El Halil, Eriha, Nablus, Salfit, Kalkilya, Tulkarm, Tubas ve Cenin'i işgal etti. Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ı'taki karargahında kuşatma altında tutulması ve İsrail ordusunun Filistin topraklarına girişi yeni dönemin ilk işaretleriydi. Başkan Arafat'ı'ta kuşatılması, Beytüllahim'de Nativitas Kilisesi'ne (Doğuş-Mehd) sığınan Filistinliler, İsrail saldırısı sonucu kilisede ölen bir Filistinli Müslüman'ın kilise bahçesine gömülerek bir ilkin gerçekleşmesi ve en önemlisi Cenin mülteci kampı saldırısı ve katliam. Ardından Gazze şeridine giriş ve Rafah kampının kuşatılması. Uygar dünya olayları sadece seyretmekle yetindi.

DİŞLERİMLE

Dişlerimle
Savunacağım yurdumun her karış toprağını,
Dişlerimle.

Başka yurt istemem onun yerine,
Assalar damarlarımdan beni İstemem gene.

Buradayım hâlâ.
Yıkamazlar beni
Ne kadar çarmıh yükleseler
Omuzlarıma.

Buradayım hâlâ.
Tutarak sizi... tutarak... tutarak
Avuçlarımda.

Dişlerimle
Savunacağım yurdumun her karış toprağını,
Dişlerimle.
Tevfik el Zeyyat



Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 4

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 
Süleyman Gündüz

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED