T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

'Welcome to Israel'

Ben Gurion Havaalanı'nda pasaport kontrolü için beklerken, telefonumu açıyorum 12.14.18'de gönderilmiş bir mesajla karşılaşıyorum. İsrail'e ait GSM şebekesi çok iyi çalışıyor. 'Welcome to Israel. Thank you for using the Orange GSM network...'

İsrail Ordu'su Beytüllahim' e girdiği zaman 250 Filistinli Nativitas Kilisesi'ne sığınmışlardı. Uzun süren kuşatma ve direniş sonrası Avrupa Birliği devreye girerek kuşatmayı kaldırdı ve Filistinliler kurtarıldı. Kuşatma altında iken Nativitas Kilisesi'nde ayinler yapılamamıştı. Sorun çözüldükten sonra ilk düzenlenen ayinde Latin Patriği Michael Sabah İsrail işgalini kötülüklere neden olan 'şeytan tohumu' olarak nitelendirerek 'İsrail işgali sona ermeden barış olmaz' dedi. Sabah intihar saldırıları konusuna da yeni bir boyut getirerek 'İsraillilere mesajım şu: Filistinlileri intihara iten sizsiniz. İşgali sürdürerek siz kendi kendinize intihar girişiminde bulunuyorsunuz' uyarısında bulundu.

Bir sivil insiyatif

11 Eylül sonrası gelişen konjoktür; bir anlamda gezegenimizi başkentinin ABD olduğu bir devlete dönüştürdü. Artık hiçbir siyasi ve askeri güç, ABD'nin karşısında duramayacağını göstermekte. Bir Amerikan yüzyılındayız. Siyasi ve askeri iradelerin bir anlam ifade etmediği bir ortamda; derin dünyanın refleksini sivil toplum kuruluşları anlamlandırabilirdi. Bu sorumlulukla Dayanışma Vakfı olarak, 8 Nisan günü BM Genel Sekreterine, ABD, Rusya Federasyonu, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere ve Türkiye gibi ülkelerin devlet başkanlarına, başbakanlara ve dışişleri bakanlarına birer mektup gönderdik ve barışın yeniden kurulması için etkin girişimde bulunmalarını talep ettik. Barışa katkıda bulunmak ve bir sivil girişim başlatabilmek için bölgeyi ziyaret etmek ve olup biteni yerinde görmek istedim. Yol güzergahım, THY ile İstanbul'dan Tel Aviv (Ben Gurion Havaalanı) gidip orada'e geçmek. İlk sorgulama Atatürk havaalanında başladı özellikle taşıdığım bagajlarla ilgili. Ayrıca yanımda taşıyacağım bagajlar için uyarıldım. Bu bir güvenlik önlemiydi kuşkusuz. 11 Eylül sonrası uçaklarla seyahat etmek keyif vermiyor. 12.50 de uçağımız hareket ediyor. Kuzeyden güneye ve Akdeniz'i güney doğuya doğru kat ederek Tel Aviv'deki Ben Gurion havaalanına ulaşıyorum.

Musab'ı ararken kalbim duracak gibiydi

Pasaport kontrolü için beklerken, telefonumu açıyorum saat 12.14.18'de gönderilmiş bir mesajla karşılaşıyorum. İsrail'e ait GSM şebekesi iyi çalışıyor. 'Welcome to Israel. Thank you for using the Orange GSM network...' İsrail'de GSM şebekesinin adı Orange. Sıra bana geliyor ve uzun uzun pasaportum inceleniyor. 30 dakikalık sorgu; neden geldiğimi, nereye gitmek istediğimi, kalacağım adresi, kimlerle görüşeceğimi, tanıdık birilerinin varlığı ve nereleri ziyaret edeceğimi bir çok kez sordular. El bagajlarım sıkı bir şekilde arandıktan sonra bir X-Ray odasına sokuluyorum. Muhtemelen burada çıplak olarak gözükülmekte. Gerginliğin hat safhada olduğu bir bölgede bu tür sorgu bir güvenlik algılaması olarak nitelenebilir. Sorgu sonrası havaalanından Jerusalem'e (Kudüs) gitmek için dolmuşlara yöneliyorum. Havaalanı-Kudüs arası 1 saat sürüyormuş. Hava sıcak ama bunaltıcı değil. İlk minibüs dolmuşa biniyorum. Kaç para ödeyeceğimi soruyorum. 10 ABD Doları veya 50 Şekel. Melon şapkalarının altında bukleli saçları ve redingotlu Yahudilere rastlamaya başladım. Bu ülke dindar. Burada da dolmuşlar dolunca kalkıyor.

Bizim dolmuş ziyadesi ile ruhani. Dindar Yahudilerden birkaçıyla yola gideceğiz anlaşılan. Yol boyunca İsrail'i tanımaya çalışıyorum. Kayalık bir ülke. Tel Aviv-Kudüs arasında özellikle hakim tepelerde modern biçimde inşa edilmiş ve edilmekte olan Yahudi yerleşim yerleri. Yerleşim yerleri Kudüs'e kadar kesintisiz devam etmekte. Bu ara bakımsız birkaç yerleşim merkezi gözüme takılıyor. Bunlar Filistinlere ait olduğu anlaşılıyor. Kudüs'e yaklaştım galiba; yolcular tek tek inmeye başladı. Şehre Batı Kudüs'ten giriyorum. Batı Kudüs'te Yahudiler oturmakta. Sokaklarda dindar Yahudi erkekler, çocuklar ve başörtülü kadınlar. Şehre dışarıdan içeriye doğru girdikçe modern yapılardan, Orta Doğu mimarisinde eski evler ve sokaklara ulaşmaktasınız. Benim otelim Doğu Kudüs'te. Heyecanım gittikçe artıyor. Doğu Kudüs'e yaklaştığımı hissediyorum. Şoför Ha-Nevi'im caddesinin üzerinde doğuya gidecekleri indiriyor.

Araba değiştireceğimizi söylüyor. Başka arabaya geçiyoruz. Yanımdaki yolcu Bab el-Amoud veya Demascus Gate (Şam Kapısı)'de inecek bende Salah addin caddesindeki Christmas oteline gideceğim. (Daha sonra öğrendiğime göre dolmuşçular sizi adresinizden alıp, teslim ediyorlar.) Sultan Süleyman caddesi üzerinde Şam Kapısı'nın önünde duruyoruz. İkindi vakti uzaktan surlar içinde Kubetü's Sahra'nın altın sarısı kubbesini görüyorum. Kalbim duracak gibi. Musab'ı aradım. 'Oğlum Kubetü's Sahra karşımda, işte Kudüs'teyim'.




Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 4

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 
Süleyman Gündüz
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED