|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İSTANBUL, Üsküp, Sarajevo ve Viyana'yı ihtirasla sevdim, şüphesiz Doğu'dan geldiğim için, tıpkı çok sayıda başkaları gibi ve birçok insandan sonra. Şimdi de Kudüs'teyim!
Kudüs, İsrail'in ortalarında, Lût Gölü'nün yaklaşık 24 km batısında, Akdeniz'den yaklaşık 50 km içeride, denizle Şeria Irmağı arasındaki arasındaki vadide yer alır. Yüzölçümü 109 km2'dir. 1967'de belirlenmiş belediye sınırları, şehrin kuzeyindeki Kudüs Havaalanı'ndan, neredeyse güneydeki Beytüllahim'e, doğudaki Hazofim Dağı'nın sırtlarıyla Zeytindağı'ndan batıdaki Herzl Dağı'na, En Kerem'e ve Kudüs İbrani Üniversitesi Hadassa Tıp Merkezi'nin bulunduğu yere kadar uzanır. Eski Şehir'de: Müslüman, Latin(Hıristiyan), Ermeni ve Yahudi mahalleleri vardır. Altın sarısı bir kubbe
Kubbetü's Sahra'nın altın sarısı kubbesi, 'Eski Şehir'in kapısı ve surlar. Sultan Süleyman Caddesi'ndeyim. Bu cadde adını 'Eski Şehir'in surlarını tamir eden ve son şeklini veren sultandan alıyor. Bunun Trabzon doğumlu büyükbabamız Kanuni Sultan Süleyman (Sultan I. Süleyman) olduğunu öğreniyorum. İlginç olan ise fethinin Yavuz Sultan Selim'e nasip olmasıdır. Selim'in şehzadeliği Trabzon'da geçmiştir. 1517'de Yavuz Sultan Selim'i'ü fethetmesiyle 400 yıllık Türkler'in egemenliği başlamış oldu ve I. Dünya Savaşı'nın (1917 sonu) son anına kadar da Türk egemenliğinde kaldı. Kanuni döneminde şehir büyük bir gelişme gösterdi; Kubbetü's Sahra Camii'nin dış duvarındaki mozayik kaplamasını sık sık tamire ihtiyaç gösterdiği için, kaldırtarak, yerine çini döşetti. Yeşil ve sarı ile karışık mavi çini kaplamalar Kubbetü's Sahra'ya bugünkü şeklini vermektedir. Sultan Süleyman Caddesi'nin başındaki basamaklardan koşar adımlarla iniyorum. Akşamdan sonra tekrar Şam Kapısı'ndayım. Geniş bir sahanlık ve kapıya uzanan taş köprü. Köprünün üstündeyim, artık sayılı dakikalarım var. Önce doğuya yöneldim, ardından batıya, güneye sonra, kuzeye yürüdüm, ardından doğuya, tekrar batıya ve şimdi de buradayım. Ve ağır adımlarla şehrin demir kapısından içeriye giriyorum. Artık Kudüs'e aidim. İçimde büyük bir heyecan. Sola dönüp, eğimli yolda basamaklardan tekrar aşağıya iniyorum. Shurbajı sebilinde yol ayrımında Hel-Wad(Ha-Gai) Sokağı'na giriyorum. Via Dolorosa Sokağı: Hz. İsa'nın sırtında çarmıhıyla Pontus Pilatus'un verdiği cezanın infazına giderken oluşan III., IV. ve V. işaretleri geçiyorum. Soluğumu tutuyorum artık hızla hareket edip Harem'üş Şerif'e dahil olmalı ve kutsal ayak izlerini takip edip; miraca ulaşmalıyım. Kanuni devrinde yapılan su sebilinden saparak giriş kapısına yöneldim ve Harem'üş Şerif kapısında huzura kabul için bekliyorum. Bildiğim 13 kapısının var olduğudur. Kapıdan içeri girdiğim an üç harem ziyaretini tamamlamış olacağım Mescid'ül Haram, Mescid'ül Nebevi ve Mescid'ül Aksa. İlk kiblegah. Kapıdan içeri girerek huzura kabul ediliyorum. Karşımda İslam Peygamberi'nin Rabb'iyle buluşmak üzere miraca çıktığı; dönüşte diğer peygamberlere namaz kıldırdığı yer, ilk kıblegâh yuvarlak kubbesi ve ayın şavkıyla parıldayan altın kubbesiyle Kubbetü's Sahra ve az ötesinde gümüş kubbesiyle Mescid'ül Aksa. İşte Kudüs benim, be'üm. Gece buradayım, sabah gün doğmadan önce de burada olacağım.
Zeytindağı'ndan güneşin doğuşunu izliyorum
Sabah erken Şam Kapısı'ndan 'Eski Şehir'e giriyorum. Artık huzurda bekletilmiyorum. Kudüslüler'le aynı haklara sahibim. Erken saatte ortalık tenha, kimseler yok. Namaz sonrası güneşin Zeytindağı'nda'ün üzerine doğuşunu seyrediyorum. Muhteşem bir an. Güneş, ışınlarını altın sarısı kubbesine giydiriyor Kubbetü's Sahra'nın. Oradan gümüş kubbesine Mescid'ül Aksa'nın. '...Sütunlar ağır kubbeler taşıyor üstümüze. Susuyorsun. Bu bilinmeyecek demektir ebediyen, ne kazanılan, ne kaybedilen...' Zeytindağı'na gidiyorum. İşte Kudüs karşımda. Bir dostum Kudüs için şöyle demişti: 'Kudüs Zeytindağı'nda Kudüs olur. Zeytindağı'na çıkan herkese ait olur. Zeytindağı'na çıkan herkes Kudüs'e ait olur.' Karşımda Harem'üş Şerif'in alanı üzerinde kurulu Kubbetü's Sahra ve Mescid'ül Aksa, arka tarafında ikiz gümüş kubbesiyle Hz. İsa'nın çarmıha gerildiğine inanılan Kıyamet Kilisesi. Mescid'ül Aksa'nın yanıbaşında selvilerin örttüğü duvarın öte tarafı, Yahudiler'in Ağlama Duvarı'dır. Zeytindağı'nda, İbrahimî dinin mensupları için candan öte bir yer. İşte; gökyüzünde kurulup yeryüzüne indirilen şehir karşımda. Akşam ondaydım. Artık mahremiyet örtüsü kalktı. Be'ünüm.
|
|
Süleyman Gündüz
|
|
|
|
|