T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Arafat: Kudüs'ün bekçileriyiz

Yaser Arafat, "Kudüs aslında bir Türk şehridir. Her tarafta izleriniz var. Bizler, buraların bekçileriyiz" diyor.

Kudüs'e gelmeden önce Tel Aviv Büyükelçimiz Sayın Ahmet Üzümcü ve Kudüs Başkonsolosumuz Sayın Dr. Hüseyin Avni Bıçaklı'yı arayarak ve faks mesajı göndererek ziyaretimin çerçevesiyle ilgili görüşme talep ettim. Büyük bir anlayışla beni kabul ettiler. Ziyaretimde Dayanışma Vakfı'nın faaliyetlerini anlattım ve yapmak istediklerimizi. Bana bölgeyle ilgili ayrıntılı bilgi verdiler. Her konuda yardımcı olabileceklerini beyan ettiler. Bana büyük bir ülkenin yurttaşı olma ayrıcalığını gösterdiler.

Bölgeyi ziyaretim, bir sivil toplum kuruluşu başkanı olarak barışı yeniden kurmada ne tür bir katkıda bulunabileceğimizi görmekti. Bu ara İsrail ve Filistinli yetkililerle görüşmelerde bulunabilirsem iyi bir temas olabileceğini düşündüm. Filistin Devlet Başkanı Sayın Arafat'tan randevu talep ettim. Talebim olumlu sonuçlandı ve görüşme Ramallah'da başkanlık karargahında olacak. Bu benim için tarihi bir an. Filistin halkının devlet ve toprak hakkına sahip olduğunu dünyaya kabul ettiren; tarih yazan ve yazdıran bir liderle görüşeceğim.

Asker isterse geçeceğiz

Sabah erken kalkıp Ramallah'a hareket ediyorum. Kalendiye kontrol noktasına kadar arabayla gidiliyor. Orada inip İsrail askerlerinin kimlik kontrolünden geçiliyor. Kudüs-Ramallah, Ramallah-Kudüs yönünde kilometrelerce insan kuyruğu oluşmakta. Bizler de bu kuyruğa girip sıramızı bekliyoruz. Hava sıcak, insanlar tek tek kontrol noktasına (checkpoint) gidiyor. Kimlikler gösteriliyor, taşıdığınız ne varsa o aranıyor. Ama bu geçiş için geçerli değil. Geçebilmeniz oradaki askerin o anki ruh haletine bağlı. Bunu daha önce İsrail ordusunda tank yüzbaşı olarak görev yapan Haim Weiss, İsrail Savunma Bakanı Benjamin Ben Eliezer'e 7 Mayıs 2002 tarihli The Guardian'da yayınlanan mektubunda belirtmişti. "... Yolun kenarında duran bir çocuğa ateş etme emri açıkça yasadışı. Ama emir çocuğu yolun kenarından kaçırmak için başının üstünden ateş etmekse bunun çocukta bırakacağı duygusal zarar bu emri yasadışı yapar mı? Sürekli gece yarısı Filistinliler'in evlerine girmek yasadışı mı? Filistinli vatandaşların özgürce hareket etmelerini engellemek yasadışı mı? Aramalar, aşağılamalar, yaptığımız birçok hata bizim yönetimimiz altındaki Filistin halkına yapılan muamelenin açıkça yasadışı olduğunu göstermiyor mu?

Yasadışının tanımı yok

Askeri kanun yasadışı bir emrin ne olduğunu tam olarak tanımlamıyor ve bunu askere bırakıyor. Benim bu kanunu yorumlamam sadece insanlara saldırmak, yaralamak veya öldürmekle sınırlı değil. Bence bu kanun uygulandığında insanları aşağılamayı, kendilerine saygılarını onlardan çalmayı ve İsrail tarafından da imzalanan ve insan haklarını ihlal eden her türlü emri kapsıyor.....

Alternatif rotalar önermeden Filistinliler'in yolları kullanmasını yasaklamak, hiç bitmeyen trafik tıkanıklıkları, kısacık bir mesafeyi gidebilmek için harcanan saatler, aşağılama, evlerin yıkılması, ardı arkası kesilmeyen aramalar, silahları masum kadın ve çocuklara doğrultma ihtiyacı, bütün bunlar İsrail Savunma Gücü'nün gayriahlaki işgalci bir güce dönüştürüyor ve ben bunlara katılmayı reddediyorum..." diyor Haim Weiss. Weiss'in mektubunu burada tespit etmek çok kolay. İlk tespit kontrol noktası (checkpoint). Pasaportumu gösteriyorum. Türkiye'den geldiğimi ve Ramallah'a gitmek istediğimi söylüyorum. Asker geçebileceğimi söyledi.(İsrail halkı ve askerlerinde Türkler'e yönelik bir hoşgörüleri mevcut. Bunu da kaydetmem gerekir.)

Barguti'nin vasiyet posterleri

Ramallah'a gitmek üzere taksi tutuyor ve şehrin merkezinde iniyorum. Her tarafta Mervan Barguti'nin ve bombalı saldırı düzenleyenlerin vasiyet posterleri bulunuyor. Randevu saatine kadar halkla görüşüyorum. Türkiye'den geldiğimi söylediğimde, büyük bir memnuniyet uyandırıyor. Girdiğim berber salonunun sahibi Ahmet Bey tıraştan ücret almıyor. "Se'dan geldin ve burada bizimle berabersin, senden nasıl ücret alabilirim. Misafirimizsin" diyor. Meydanda üniversite öğrencilerinin protesto çadırını ziyaret ediyorum. 8 aydır üniversiteler kapalı. Seyahat özgürlüğü sınırlı. Eğitim özgürlüğü ise yok.

Randevu yerine gitmek üzere taksiye biniyorum. Kendisini ilk defa 9 Ocak 1993'de Senegal'de toplanan İslam Konferansı Teşkilatı'nın (İKT) zirvesinde gördüm. O zaman konuşma fırsatım olmadı. Arafat, İsrail'in Lübnan tampon bölgesine sürülen Filistinliler için girişimde bulunuyor. Rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal ve Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç birlikte; bizim gündemimizi Bosna sorunu oluşturuyordu.

Arafat'la kucaklaşma

Başkanlık Sarayı'nın önünde iniyorum. Gördüğüm manzarada bir tek İsrail tankları eksik. İsrail tanklarının tahrip ettiği araçlar aynen durmakta. Geniş toprak bir alan, saldırıya uğrayan başkanın karargahı. Bazı yerler onarılmaya çalışılıyor. Toprak alanda Filistinli güvenlik görevlisi yanımıza gelip niçin geldiğimizi soruyor. Başkan Arafat'la randevumuzu hatırlatarak; başkanın kuşatma altında tutulduğu karargahına yöneldik.

Kapının girişinden üst kata kadar her yerde kum torbaları. Başkan bizi, silahlı, mumlu ve imza dosyalı masasının önünde karşılıyor. Üç kez kucaklaşıyoruz. Başkanı; aziz milletimiz, Dayanışma Vakfı ve şahsım adına selamlayarak söze başladım. Dayanışma Vakfı'nın etkinliklerini anlattıktan sonra; barışı kurmak için üzerimize düşecek ne tür görev varsa bunu bir sivil toplum kuruluşu hassasiyeti içinde yerine getirebileceğimizi beyan ettim. Başkan ziyaretimizden çok memnun olduğunu, şahsımızda Türk milletini selamladığını, Türk milletinin ve hükümetinin verdiği desteğe şükranlarını beyan etti. Sivil toplum kuruluşlarının barışı kurmada büyük katkılarının olabileceğini söyledi. Bizler barışa katkıda bulunabileceğimiz tekliflerimizi iletiyoruz.

Başkan; "Kudüs'ün tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Bugünkü Kudüs'ün mimari ve şehre son şeklini veren Kanuni Sultan Süleyman'dır. Kudüs aslında bir Türk şehridir. Her tarafında izleriniz var. Bizler buraların bekçileriyiz.

Osmanlı'nın terkettiği son topraklar Filistin

Büyükbabam sizin ordunuzda bir asker olarak Balkanlar'da savaştı. Ortak bir tarih ve kültürümüz var. Osmanlı Devleti'nin en son terkettiği toprak Filistin'dir. Bütün isteğim başkentini olduğu bir Filistin devletini kurmak ve Mescid'ül Aksa'da sabah namazı kılmak. Son olaylar dünya vicdanında derin yaralar açmıştır. Uygar bir insan Filistinliler'e yapılanları asla kabul edemez. Altyapımız tahrip edildi ve işsizlik oranı çok yüksek. Ciddi ekonomik sorunlarımız var. Barışın yeniden kurulması için herkes daha fazla çalışmalı. Türk insanına gösterdiği büyük duyarlılıktan dolayı teşekkür ederim. Barışa katkıda bulunacağınız çalışmalarınızı desteklemeye hazırız" dedi ve duyarlılığımızdan dolayı teşekkür etti. Türkler'e selamını iletiyor ve iki hafta sonra tekrar görüşmek üzere kucaklaşarak ayrılıyoruz. Görüşmemiz Filistin televizyonunda da yayınlandı. Başkanın karargahından ayrıldıktan sonra; İsrail Ordusu'nun ilk harekatta tamamen yok ettiği Filistin İstihbarat Merkezi'ni ziyaret ediyorum. Ardından, sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmek üzere yeni randevu yerine ulaşıyorum. HDIP (Health, Development, Information & Policy Institute) başkanı Mustafa Barguti'yle görüştükten sonra Ramallah'tan ayrılıyorum.

Kudüs'te de İsrail sivil toplum kuruluşlarıyla görüşmelerim var. İsrail'de en büyük barış taraftarı grup Peace Now (Şimdi Barış-Selam elan). Ayrıca The Peres Center for Peace (Barış için Peres Merkezi) Kontrol Noktası yine kalabalık, sıraya giriyor ve bekliyorum. Ramallah'a gelirken karşılaştığım her şeyle şimdi de Kudüs'e giderken karşılaşıyorum.


- B İ T T İ -



Devam Sayfaları
1 | 2 | 3 | 4

Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
 
Süleyman Gündüz
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED