|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MAH'ın CIA'dan para alması DP'nin iktidar yıllarında farkedilmiş ve Menderes'in emriyle Ahmet Salih Korur tarafından engellenmiş, ancak daha sonraki idareciler bu ilişkiyi tekrar kurmaktan çekinmemişlerdi.
MAH ajanlarının mahkemeye verdikleri ifadelerde teşkilatla yabancı servislerin ilişkileri o kadar ileri boyuta varmıştı ki sanki uluslararası bir örgüt halini almıştı. 3 Ocak 1961 tarihli 10. oturumun gizli celsesinde Ahmet Salih Korur'un MAH'tan gelen ajanlara hitaben şunları söyleyecekti: "Teşkilatın Amerika ve diğer dost ülkelerle olan münasebetlerini sizlerden öğrendim. İstanbul'da Amerikalılar'la olan münasebetlerinizi ve Amerikalılar'ın kimlere para verdiğini ve ne şekilde verdiğini sizlerden öğrendim. Amerikalılar namı hesabına para verilmesi bizim izzeti nefsimizi rencide ettiğinden sizlerin telkinleriniz üzerine ben bu işle meşgul oldum. Elbette bu paranın bir kısmı merkeze veriliyor, merkez de sizlere gönderiyor. Bir kısmı da orada kendilerinin tuttuğu, ayrıca aylıklarını verdikleri birtakım yerler vardı. Bunları peyderpey keselim dedik. Bu kararın verilmesini bendenize telkin eden Arif Bey'le Rahmi Bey'dir. Bu iki arkadaştan aldığım telkin üzerine bunu yaptım, zamanın başvekiline bu noktayı arzettim. Nihayet ayda 150 bin lira, senede şu kadar milyon eder, önümüzdeki sene bunu telafi edelim dedik. Bundan sonra yalnız merkeze gidiyor, merkezden tekrar vilayetlere geliyordu. Halbuki daha önce direkt şahıslara ve Emirgan'daki okula veriliyordu." Emirgan'daki okul
Emirgân'daki okul neydi? Ne iş yapıyordu? Yeni ajanlar mı yetiştiriyordu yoksa, meslekiçi eğitim okulu muydu? Bu soruların cevabını da aynı celsede ifade veren okul müdürü Arif Koral'dan dinleyelim: "Okul, parasını Amerikan (İstihbarat) servisinden alırdı. İstanbul Teşkilâtı'nın müstakil diğer grupları da parayı Amerikan servisinden alır ve mahsubunu da Amerikan (İstihbarat) servisine yapardı. Ben okul müdürlüğünü deruhte ettikten sonra gerek teknik ve gerekse psikolojik bakımdan birçok mahzurlarını gördüm ve Ahmet Salih Bey'den evvelki ilgililere arzettim. Ahmet Salih Bey gelince, kendisine maruzatta bulundum, dedim ki, 'hatalı bir yoldayız, sevki idare kabiliyetini kaybediyoruz, bilhassa istirham ederim. Grupların yahut yalnız benim tahsisatımı diğer merkez teşkilatı gibi riyasetten gönderin.' Kendisi ne zamandan beri bu ilişkinin devam ettiğini, neden olduğunu sordular, ben de bilemediğimi arzettim. Hatalarını söyleyin dediler, dilimin döndüğü kadar söyledim. Kendileri gayet makul karşıladılar. Ve Ankara'ya döner dönmez bu duruma son vereceğini söylediler. Ve bir süre sonra artık tahsisatımız riyasetten geldi." Gereği düşünüldü
Ahmet Salih Korur'un kestiği bu ilişki daha sonra yeniden kuruluyor. Korur, vekaleten yürüttüğü bu görevi bıraktıktan sonra göreve gelen Hüseyin Avni Göktürk CIA ile yeniden aynı ilişkileri kuruyor. Hem de Korur döneminde alınmayan paraları da istiyor CIA'dan... ABD'nin Ankara'daki elçilik binasından çıkan dikkat çekmeyen sıradan bir araba ve içindeki üç kişi, MAH müsteşarının bulunduğu binaya doğru yol alır. Araç binanın önüne geldiğinde, takım elbiseli iki kişi ellerinden çantalarla arabadan inerek binadan içeri girerler. Binadan çıktıklarında ise ellerinde çantalar yoktur... Bu olayı kimler mi biliyor? Başta Mazhar Eymür ve Emin Çobanoğlu olmak üzere o dönemin bütün üst düzey görevlileri bu olaydan haberdardır. Ve Yassıada Mahkemesi'nin örtülü ödenek davası 2 Şubat 1961 tarihinde yapılan 13. oturumunda alınan karar gereği "Anayasa'yı ihlal" davası ile birleştirildi. Aynı davadan Ahmet Salih Korur beraat etti... İhtilalin sebebi mi?
Türkiye'nin ABD ile ilişkileri sürecinde DP iktidarının Türkiye'nin çıkarlarını gözeterek Amerika'nın menfaatlerine zarar vermeye başlamasından sonra ülke adım adım kaosa sürüklenmişti. Önce üniversiteler, akabinde de ordu harekete geçirilmişti. Ve buradaki en büyük çelişki, üniversitelerle ordu içindeki bazı oluşumların "ülkenin çıkarları ikinci plana atıldığı için" harekete geçmiş olmalarıydı. Adnan Menderes'in talimatlarını alarak harekete geçen müsteşar Ahmet Salih Korur ne yapmıştı peki? Tahsisat-ı Mesture'de fazla gibi görünen paranın bir kısmını daha önceden ABD'den alınan paranın yerine kullanıyor ve aradaki açığı böylece kapatmaya çaba sarfediyordu. Yeni müsteşar ve hükûmetin kesin talimatlarından dolayı MAH'ın İstanbul teşkilatı ile servis şefinin ABD'den para alması engellenirken, Yeşilköy'deki soruşturma servisi ile CIA'nın tüm münasebetleri kesilecekti. Bununla da kalınmayıp, MAH okulu da tam bağımsız hale getiriliyordu.
MİT, merak ettiğiniz soruları cevaplıyor...
MİT'in yeniden yapılanması ve belli bir ölçüde kamuoyuna açılması çerçevesinde internette açılan Web sayfası konuya ilgi duyanlar için önemli bir kaynak teşkil ediyor. Geçtiğimiz günlerde ilk kez MİT tarafından MİT'in tarihi ile ilgili bir kitabın yayımlanmasıyla birlikte başlayan açılma kamuoyunda ilgiyle karşılanıyor. Gizemli ve korkutucu bir kurum olarak bilinen MİT'in de değişim geçirmesi dikkatle izleniyor. MİT'in internet sitesinde MİT'le ilgili olarak merak edilen sorular cevaplandırıldı. Sorular arasında yabancılarla evlilikten kod isim kullanmaya, yeniden yapılanmadan yabancı servislerle ilişkilere, telefon dinlemeden diğer kurumlarla ilişkilere kadar pek çok soru yer alıyor. MİT mensuplarının trafik cezası ödeyip ödemediklerinin de merak edildiği ortaya çıktı. Öte yandan MİT'te görev yaptıktan sonra ayrılan ya da emekli olan kişilerin MİT'teki yıllarını içeren hatıraların yayımlanmasının suç olduğu da kaydedildi. 19 sorunun cevaplandırıldığı MİT'in WEB sayfasında ilginç bilgiler yer alıyor. Sorular-cevaplar
MİT her kurumun istihbarat ihtiyacını karşılamak zorunda mıdır? Elde edilen istihbaratın hangi makamlara sunulacağı 2937 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde tadat edilmiştir. Bu makamlar, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, ile gerekli kuruluşlardır. Bununla birlikte teşkilâtımız, devletin milli güvenlik siyaseti ile ilgili planların hazırlanması ve yürütülmesinde; Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile ilgili bakanlıkların istihbarat istek ve ihtiyaçlarını karşılar.
Teşkilâtınızda çalışmakta olan bir kimse hangi hallerde kimliğini açıklayabilir? Genel prensip gizlilik olmakla beraber MİT mensupları, görevleri gereği bazı durumlarda kimliklerini açıklayabilirler. MİT'te çalışan herkes birbirini kod adıyla mı tanır? MİT yasal bir kuruluş, mensupları ise yurt dışına ve Türkiye sathına yayılmış devlet memurlarıdır. Bir iş yerinde insanlar birbirlerini ne kadar tanırsa, MİT mensupları da birbirlerini o kadar ve elbette gerçek kimlikleri ile tanırlar. Ancak, tüm istihbarat örgütlerinde olduğu gibi, görevin gerekli kıldığı durumlarda kod adı kullanılması gizlilik ve güvenliğin vazgeçilmezliğinden kaynaklanır.
'Eğer suçlu değilseniz telefonunuz dinlenmez'
Telefon dinleme, yargı kararı ve yasa ile sınırlanmış özel durumlarda başvurulan bir uygulamadır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına ve güvenliğine, anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen faaliyetlerde bulunmuyorsanız ya da yabancı ülkelerin istihbarat kuruluşlarının ağına düşmemişseniz telefonunuzun dinlenmesi için hiç bir neden yoktur. Ama yine de telefonunuzun dinlenildiğinden şüphe duyuyorsanız, cumhuriyet savcılıklarına başvurup durumun incelenmesini isteyebilirsiniz. 'Dünyanın sayılı servislerindeniz'
Dünyadaki tüm devletler, rejimleri ne olursa olsun, milli güvenliğine içten ve dıştan yönelik mevcut veya olası tehditler hakkında önceden bilgi sahibi olabilmek amacıyla bir istihbarat servisi kurmuşlardır. Bu kuruluşların gücü, devletin güvenliğe verdiği önem, sahip olduğu teknoloji, personelinin eğitimi ve tecrübesi, hepsinden önemlisi, kendi vatandaşlarından gördüğü destek ile doğru orantılıdır. MİT, bu açıdan dünyanın sayılı istihbarat kuruluşları arasında yer almaktadır.
MİT'İN YABANCI TEŞKİLATLARLA İLİŞKİSİ
Son 15-20 yıldır dünya ölçeğinde yaşanan globalleşme ve dünya siyaseti ile ekonomisinde görülen gelişmeler, istihbarat kuruluşlarının tek başına tüm sorunların altından kalkabilmesini olanaksız kılmaktadır. Bu gerçek, dünyanın en güçlü istihbarat kuruluşu olarak bilinenler için de geçerlidir. Özellikle terörün kazandığı uluslararası boyut ve silah, uyuşturucu, kitle imha silahları kaçakçılığı ve kara para aklama çabaları gibi organize suç türlerindeki yaygınlaşma, istihbarat kuruluşları arasında işbirliğini kaçınılmaz kılmıştır. Elbette istihbarat kuruluşları arasındaki ilişkiler, söz konusu kuruluşların yasal görev sınırları, ulusal çıkarlar ve siyasi otoritenin kararları çerçevesinde şekillenmektedir. MİT de, bu çerçevede, Türkiye'nin çıkarlarının gerekli kıldığı ihtiyaçlara göre her ülkenin istihbarat kuruluşu ile ilişki kurabilmektedir. Bu işbirliğinin derecesini ise karşılıklı menfaat ilkesi ve ulusal çıkarlar belirlemektedir.
MİT'ÇİLER YABANCILARLA EVLENEBİLİR Mİ?
Teşkilâtımızın yürüttüğü görevin özelliği ve önemi nedeniyle personelin ilgili mevzuatımızda öngörülen bazı şart ve vasıfları haiz bulunması gerekmektedir. Yabancı asıl veya uyruklu kişilerle evlenme yasağı da bunlardan birisidir. Yabancılarla görüşme hususu da anılan şart ve vasıflar kapsamında olup, MİT personelinin sadece amirlerinin bilgileri dahilinde yabancılarla görüşmeleri mümkündür.
MİT MENSUBU TRAFİK CEZASI ÖDER Mİ?
MİT mensuplarının trafikte geçiş önceliği, hız sınırına uymama, vs. gibi herhangi bir ayrıcalığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla MİT çalışanları da, tüm Türk vatandaşları gibi, trafik kurallarına uymakla yükümlüdürler. Aksi halde trafik cezaları ile tecziye edilmektedirler.
|
|
Erdal Şimşek |
|
|
|
|