|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
| D İ Z İ | 26 ŞUBAT 2006 PAZAR | ||
|
|
Polis intiharlarıyla gündeme gelen emniyet teşkilatı çalışanlarının en önemli sorunlarından ikisi olan "ücret" ve "uzun çalışma saatleri"ni dünkü ilk bölümde ortaya koymaya çalıştık. Çok sayıda okurumuz, Türkiye şartlarında memur maaşlarının düşüklüğünün ciddi bir sorun olduğunu kabul ederken, emniyet mensuplarının maaşlarının diğer alanlarda çalışan birçok memurdan daha yüksek olduğuna işaret ederek, "düşük maaş" şikayetinin yerinde olmadığını savundular. Teşkilat mensuplarından gelen tepkiler de bir ölçüde bu tespite hak verir nitelikteydi. Polis memuru okurlarımız, bu iki sorun arasında "çalışma şartları"nın daha önemli olduğunu belirterek, "uzun nöbet saatleri, hassas birimlerdeki iş stresi ve hiç izin yapmadan, dinlenmeden geçen haftaları" vurguladılar ve aldıkları maaşın, bu durumla birlikte değerlendirilmesini istediler. Emniyet teşkilatı mensupları ayrıca, en önemli üçüncü sorunun "tayin, terfi ve disiplin" uygulamaları olduğunu belirterek, mesleki kariyerlerinin çoğu zaman amirlerinin iki dudağı arasında olmasından ve kendi içlerindeki adaletsiz uygulamalara dur diyecek mekanizmaların sağlıklı çalışmamasından şikayet ettiler. "Polis imdat diyor" dizimizin bu ikinci bölümünde, teşkilatın bu konudaki profilini ortaya koymaya çalıştık. Tayin, terfi ve disiplin uygulamalarına isyan
Polis teşkilatının yönetici sınıfını oluşturan Polis Koleji ve Polis Akademisi mezunları ile mesleğe sınavla giren polis memurları, komiser, başkomiser, amir ve müdür olma planlarını, mesleki gelişimlerine göre yapıyorlar. Mesleki kurs ve seminerler, özel eğitimler ve kişisel gelişim çabalarıyla teşkilat içinde açılan sınavlara hazırlanan memurlar, adım adım kariyer yapmaya çalışıyorlar. Ancak terfi sisteminin kadro yetersizliği nedeniyle ağır işlemesi, gelinen her bir üst düzeyde alınacak maaş farkının çok yüksek olmaması memurların hevesini ve moralini kırıyor. Örneğin akademili bir komiser yardımcısı, kendisine en iyi ihtimalle 20 yıl sonra il emniyet müdürü olma hedefi koyabiliyor. İKİ DİL BİLEN KARAKOL AMİRİ! Ancak görevinde başarılı olmak, yurtdışında eğitim görmek, iki yabancı dil bilmek kariyer için bazan yeterli olmuyor. Görüştüğümüz teşkilat mensupları, tayinlerde, siyasetçilerin hemşehrilik kaygılarıyla yaptırdığı tasarrufların, adam kayırmaların ve kişisel husumetlerin, başarı kriterinin önüne geçtiği yönünde görüş bildiriyor. Yurtdışında eğitim görmüş, yabancı dil bilen, doktora yapan ve önemli görevler bekleyen parlak teşkilat mensuplarının, semt karakollarında nöbet sistemi ile çalıştıklarına rastlamak da mümkün. Bu durumdaki emniyet personeli, kendisine değer verilmediğini gördüğünde, özel sektörde rahatlıkla iş imkanı bulabildiği için çok geçmeden istifa ediyor ve meslek değiştiriyor. POLİSİN KABUSU: SÜRGÜN Polisleri en çok tedirgin eden konulardan biri de zamansız tayinler. Bir polis memurunun, emekli olana kadar en az bir kez 'şark görevi'ne gitmesi gerekiyor. Şark hizmeti, bölgenin durumuna göre 2 ve 4 yıl olarak yapılıyor. Teşkilatta hiç şark görevine gitmeden emekli olan polislerin varlığının bilinmesi, bu görevi yapan polisleri mutsuzluğa iten etkenlerden biri. Rutin polis operasyonlarında hakkında şikayet yapılan polis, adli ve idari soruşturma görüyor. Müfettişlerin görüşü doğrultusunda, soruşturma yiyen polisler, Doğu'ya ya da illerde en zor nöbet yeri olarak bilinen noktalara tayin ediliyor. Polis, bu süre zarfında, aklansa bile terfi edemiyor, ek ödenekler alamıyor, yurtdışı göreve atanmıyor, terfi ve meslek kurslarına katılamıyor hatta açığa alınanlar bile oluyor. Boğaz köprüleri, bölge trafik ve hassas koruma şubeleri, İstanbul'da görev yapan polislerin en büyük kabuslarının başında geliyor.
Teşkilat yeniden yapılanmalı
Polis memurları, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün değişmesini istiyor
Emniyet mensupları ve akademisyenler, bu sorunun "yasal" düzenleme gerektirdiği düşüncesinde. Uygulayıcıların kişisel tavırlarından kaynaklanan bu sorunların, uygulayıcının inisiyatif kullanma yetkisini disiplin altına alan düzenlemelerle ortadan kaldırılabileceği belirtilirken, bunun Emniyet Teşkilatı'nın ve teşkilata ilişkin yasal düzenlemelerin elden geçirilmesi ve yeniden yapılmasıyla sağlanabileceğini kaydediyorlar. Kanunlar ihtiyaca cevap vermeli Halen yürürlükte bulunan Emniyet Teşkilatı Kanunu ve Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu gibi düzenlemelerin 1930'lu yılların anlayışına göre düzenlendiğini belirten emniyet çalışanları, bu kanunların günün ihtiyaçlarına cevap veremediğini savunarak, özlük hakları, tayin ve terfi konularında yeni kanuni düzenlemeler yapılmasını istiyorlar. Özellikle 657 sayıl Devlet Memurları Kanunu ile diğer memurlara verilen haklardan yararlanmayı bekleyen polis memurları, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün de değişmesi gerektiğini vurgulayarak, tüzüğe göre eşiyle tartışan polise bile ceza verilebildiğine dikkati çekiyorlar.
Terörden kurtuldu kalbine yenildi Iğdır'da 1992'de teröristlerin polis lojmanlarına yaptığı roket saldırısı sunucu bir oğlunu kaybeden, eşinin sağ kolu kopan, kendisinde de işitme sorunu ortaya çıkan polis memuru Fethi Ünal (49), Konya'da görev sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. 23 yıllık meslek hayatında birçok ilde görev yapan Ünal, terörist saldırısının ardından bir süre psikolojik tedavi gördü. Konya'da görev yaparken kalp krizi geçiren Ünal, ne yazık ki tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Şehit polis MEMURUNA EV Bu arada AK Parti İzmir İl Başkanı Ali Aşlık ile partililer, bir ay önce cinayet sanığını kovalarken şehit düşen polis memuru İsmail Aydoğan'ın ailesini, evlerinde ziyaret ederek, kendilerini ev sahibi yapacakları müjdesini verdi. Şehit polisin eşi Burçin Aydoğan'dan sıkıntıları hakkında bilgi alan Aşlık, aile için yardım kampanyası başlatacaklarını da bildirdi.
Polis çalışma şartlarını anlatıyor KARAKOLDA VASIFLARIMI YİTİRDİM Yurt dışında eğitim almış, 3 yabancı dil bilen bir Başkomiser, bugün bir semt karakolunun amiri. Günde 24 saat mesaide. Çünkü sabah geldiği karakoldan ancak sabaha karşı saat 02:00'da çıkabildiğini görünce, karakolda kendine yatak odası yaptırmış; artık orada kalıyor. İşte söyledikleri: "İdealist bir polistim. 8 yıllık eğitim sonunda komiser yardımcısı olarak İstanbul'da bir şubede göreve başladım. Vasıflarım sayesinde, rütbemin çok üstünde, yurtiçi ve yurtdışında bir çok üst düzey görevde bulundum. 3 yabancı dil biliyorum. Zorunlu doğu görevinden sonra, vasıflarımla hiç alakası olmayan bir ilde ve birimde görevlendirildim. Şu anda bir semt karakolunda çalışıyorum. Sıkıntılarımı üstlerime defalarca aktarmama rağmen, hiçbir tepki alamadım. Bu durum psikolojimi bozuyor. Agresif ve kırıcı davrandığım anlar artmaya başladı. Görev yaptığım süre içinde aynı ortamı paylaştığım bir komiser arkadaşımla bir polis memuru intihar etti, bir başkomiser intihara teşebbüs etti. Aylardır haftalık iznimi kullanamıyorum, gece yarılarına kadar çalışıyorum. Tayin talebim dikkate alınmazsa, birkaç ay içinde meslekten ayrılıp, vasıflarım doğrultusunda başka bir iş yapmayı düşünüyorum." Başkomiser, şöyle devam ediyor: "Ancak ne hikmetse, başladığı günle emekli olduğu gün hala aynı görevde çalışan, hiç doğu görevine gitmeyen, Ankara dışında sadece yurtdışı görevlere giderek taltif edilen amirlerin bulunduğunu bilmek, beni, teşkilatta ciddi bir adaletsizliğin olduğu kanaatine götürüyor." Milyar dolarlık operasyona giderken cebimizde para yoktu 2003'te İstanbul Mali Şube Müdürlüğü'nde görev yapan, kaçakçılık konusunda Türkiye'nin en deneyimli dedektiflerinden biri olan B.K, Uzan Grubu'na yönelik operasyon için gecelerini gündüzlerine katarak bir yıl boyunca çalıştıklarını belirterek, yaşadıklarını Yeni Şafak'a şöyle anlattı: "Operasyondan önce yaklaşık 6 ay geceli gündüzlü çalışma yaptık. Haftalarca izin kullanmadık, çocuklarımızın yüzünü göremedik. Operasyon süresince de bir hafta boyunca hiç eve gitmedik, sandalyelerin üzerinde uyuduk; ama bizi en çok hüzünlendiren, ülkenin milyar dolarlarını batıranların üzerine giderken, cebimizde bazen tek kuruş para bulunmamasıydı."
AB polisi SAAT 5'te evine gidiyor Narkotik Şube'de bir dönem görev yapan emniyet amiri E.B, Türkiye bağlantılı bir uyuşturucu operasyonuyla ilgili gittiği Hollanda'da polisin çalışma şartlarını görünce nasıl şaşırdığını şöyle anlatıyor: "Hollanda polisiyle ortak bir operasyon yapıyorduk. Günlerce süren uzun soluklu bir çalışmaydı. Hollanda polisleri, AB standardına göre, günde 8 saat çalışıyormuş. Akşam saat 5 olunca, hepsi toparlanıp evlerine gitmeye kalktılar. 'Nereye gidiyorsunuz, şu işi bitirelim' dediğimizde, 'Bizim çalışma saatimiz bellidir. Bu saatten sonra bizi kimse çalıştıramaz. Yarın kaldığımız yerden devam ederiz' dediler. ' Ama ara verirsek failleri kaçırırız' dedik. Hepsi çok rahattı; 'Merak etmeyin onları kolayca yakalayacağız' dediler. Dedikleri gibi de oldu, adamları rahatça yakaladık. Çünkü Avrupa'da herşey kayıt altında. Avukat oldum karakola verdiler Bazı genç polisler, koleji ya da polis okulunu bitirdikten sonra üniversite eğitimine devam ediyor. Y.U. de, polis okulundan mezun olduktan sonra, hukuk fakültesini kazandı. 4 yıl sonra avukat olan Y.U., zorunlu doğu görevinden döndükten sonra bir karakolda görevlendirildi. Amirlerine ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne başvurarak, teşkilatın davalarının yürütüldüğü hukuk servisinde görev almak isteyen Y.U, bu talebi kabul görmeyince, teşkilattan ayrıldı. Şu anda serbest avukatlık yapıyor. İstifa edenler güvenlikçi oluyor Son yıllarda çok sayıda yetenekli ve iyi eğitimli polis mesleği bıraktı. Ancak polislerin çoğunun yine "özel güvenlik" alanında çalışması dikkat çekiyor. Birkaç arkadaşıyla bir araya gelip güvenlik şirketi kuran teşkilat mensupları da var.
Emniyet'e göre teşkilattan ayrılanların sayısı artıyor EMEKLİ BAŞKA İSTİFA BİRİME TAYİN 2003 2.500 90 50 2004 3.500 200 50 2005 4.000 350 60
|
![]()
| ||||||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |