T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
D İ Z İ 27 ŞUBAT 2006 PAZARTESİ
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  İzdüşüm
  Kültür-Sanat
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Salih AYDIN

Silahımız alınır diye psikoloğa gitmiyoruz

Bugünkü manşet bir polis memurunun mektubundan alındı: "Polise 'psikolojik destek al' demek kolay. Bir depresyon ilacı aldık mı, silahımız alınır, idari hizmete veriliriz. Hangi polis bu durumda psikologa gidebilir?"

Polis intiharları üzerine başlattığımız dizinin iki günlük bölümüne Emniyet Teşkilatı çalışanlarından yoğun tepkiler geliyor. Bunlar arasında, maddi yetersizlik, çalışma şartları ve teşkilat içi sorunlar nedeniyle bunalıma giren polis memurlarının psikolojik destek almasına yönelik önerilere tepkiler de büyük yer tutuyor. Tepkiler, psikolojik destek sözünün bile Teşkilat'ta "sorun" olduğunu ortaya koyarken, Samsun'da görevli bir polis memurunun e-posta ile gelen mektubu, durumu özetliyor: "Polise 50 psikoloğun alınacağını yazdınız. Niyet halis olabilir ama işe yaraması zor. Çünkü, psikolog yardımı almaya kalksan doktor sana depresyon ilacı verse sağlık daire başkanlığına çağrılır, silahın belinden alınır ve genel idari hizmet memuru yapılırsınız. Hangi polis bu durumda psikologa gidebilir?"

AİLEMİZE NASIL VAKİT AYIRALIM

Aynı polis memuru, Emniyet Sözcüsü İsmail Çalışkan'ın açıkladığı "psikolojik destek" uygulamalarına yönelik olarak da şunları yazıyor: "Ailelere stresle mücadele ve rehberlik seminerleri verdiler, kitapçıklar dağıtıldı. 'Ailenizle daha çok vakit geçirin, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunun; sinema ve tiyatroya gidin' dediler. Boş vaktimiz bol ya meyhaneye, kahve köşelerine gidiyoruz!.. Hangi boş vakitte ve hangi parayla ailemizle vakit geçirip sinemaya, tiyatroya gideceğiz? Dalga geçildiğini düşünüyoruz."

PSİKİYATRA GİDEN DAMGA YER

Selçuk Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Rahim Kucur da bu soruna dikkati çekerek, şu tespitleri yapıyor: "Polisler genel olarak sorunlu insanlara hizmet ediyor. Polisin sağlam bir ruh yapısına, özgüvene sahip olması gerekir. Adil, soğukkanlı, konuya vakıf olacak, anında karar verecek ve insan psikolojisini bilecek. Böylesine zorlu bir görev sinirleri yıpratıyor. Ancak Türk toplumunun psikolojik tedavi gören insanları damgalaması yüzünden psikiyatriste gidemiyor. Sorunu kendi kendine çözmeye çalışıyor. Polis için ödüllendirme, erken emeklilik, lojman gibi imkanlar sağlanmalı."

Polisleri kayıt dışı tedavi ediyorduk

Polise psikolojik danışmanlık veren uzman psikolog Alanur Özalp de, polislerin büyük bir bölümünün, "siciline işlenebileceği" korkusuyla psikolog yardımı almaktan kaçındığını belirterek, şunları anlatıyor: "Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde polisleri 'kayda almadan' tedavi ederdik. Polisler ve psikologlar bir arada çalışmalı, resmi prosedüre girmeden de destek alabilmeliler. Polisler her gün ağlamalar, bağırmalar ve kan görmeler nedeniyle etkileniyorlar. Bazan aşırı etkilenenleri de oluyor."

Beklentiler 4 madde

1- Rehber danışmanların önerileri, önce emniyet müdürleri ve personel yetkilileri tarafından uygulansın. Amirlere seminerlerde verilenler uygulamada görülsün. 'Görüş günü' denilen günlerde dile getirilenler dikkate alınsın.
2- Tayin ve terfilerde torpil, husumet ve sürgünler bitsin.
3- Batıdan doğuya ve doğudan batıya tayinlerde adalet gözetilsin.
4- Maaşlar iyileştirilsin. Mesai saatleri düzenlensin. Lojman, güvenlik ve sosyal imkanlar arttırılsın.

Silahsız birimler kurulmalı

Psikiyatrist Prof. Dr. Arif Verimli ise bir başka yöne dikkat çekiyor. Polis adaylarının mesleğe alınmadan önce sıkı bir psikolojik testten geçirilmesi ve bu testlerin periyodik olarak tekrarlanması gerektiğinin altını çizen Prof. Verimli, "Polis teşkilatında yaşanan intiharları tamamen ekonomik nedenlere dayandırmak doğru değildir. Birçok neden sıralanabilir. Emniyet teşkilatında, silahsız görev yapacak bir birim kurulsun. Teşkilat mensupları çaresizliğe itilmek yerine, bu kadrolara kaydırılsın. Örneğin turizm polisliği silahsız yapılabilecek bir görevdir" dedi.

'Konuşan Türkiye'yi koruyor ama kendileri konuşamıyor

AB uyum yasalarının uygulamaya geçirilmesiyle birlikte, miting ve basın açıklamaları sırasında "daha az" polis müdahalesi olması dikkat çekiyor. Sivil toplum liderlerinin konuşma güvenliğini sağlayan polisler, memur olmalarından dolayı kendi sorunları hakkında "konuşamıyorlar." Bu nedenle, özellikle geçmiş yıllarda sık sık karşı karşıya geldikleri medya kuruluşlarından "seslerini duyurması" için yardım istiyorlar. "Biz konuşamıyoruz, siz dile getirin" diyorlar.
İşte iki gündür süren "Polis İmdat Diyor" başlıklı dizimize "ismi bizde saklı" polis memurlarından gelen tepkiler:

AMİR BASKISI ALTINDAYIZ

"İl emniyet müdürlerinin eğitimli personeli en alt birim polis merkezinde istihdam etmeleri personelin moralini bozuyor. Personelin branşlaşarak, hangi kadroya hangi branşlardan personelin geleceği belirlenmeli ki torpil olayları bitsin. Son branşlaşma yönetmeliğinin büyük bir kısmı iptal edilerek, yine eski duruma dönüldü. Sosyal yardımlaşmalarda bile rütbeliler ile memurlar arasında büyük haksızlıklar yapılıyor. Ayrıca, operasyonlara katılmayan birçok kişi, katılmış gibi gösterilerek taltiften pay alabiliyor. Vatandaşla en çok muhatap olan polis merkezi personeli en az 4 saat silahlı çevre koruma nöbeti tutuyor. Sonra da görev bekleniyor. Emniyet müdürleri de personeli sindiriyor. Oysa mesleğimizin disiplin tüzüğü var, onun gereği yapılmalı."

İSİM VEREMİYORUM, ÇÜNKÜ...

"İzinli olduğumuz gün 08.30-16.00 saatleri arasında eğitim, 19:00-07:00 saatleri arasında da mesai yapıyoruz. Bu eğitimler neden gece mesaisine kalacağımız zaman oluyor? İsmimi yazamıyorum, çünkü soruşturma geçirme tehlikesi var."

NE KADAR DAYANIRIM BİLMEM

"Ev kirası 500 milyon. Günde 16 saat çalışıyorum. Eve gidiyorum çocuklarım uyumuş oluyor. Günlerce yüzlerini göremiyorum. Haftalık izinlerim, çoğu zaman ikinci bir emre kadar iptal ediliyor. Bir de amirlerimiz sık sık yerimizi değiştiriyor. Bu duruma daha ne kadar dayanırım bilemiyorum."

Prestijimizi hangi imkanla koruyalım

"Anlatılacak o kadar şey var ki. Ama malum nedenlerden dolayı konuşamıyoruz. 'İş bu, para bu; işine gelmiyorsa çek git' diyen bir zihniyet var. Hem böyle diyorlar, hem de 'sen polissin toplum içinde iyi olmalı, iyi görünmeli, prestijli olmalısın' diyorlar. Ancak verilen, istenileni karşılamıyor. Polislerin kredi kartlarına bakın, hepsi limitini doldurmuş. Yöneticilerimizin bireysel baskı ve tavırları başlı başına bir konu. Bizi yönetenler bu seslere kulak versinler lütfen."

  DİĞER BÖLÜMLER
  • 1. Bölüm : Güvenliğimiz onlara emanet
  • 2. Bölüm : Çalışma şartları maaştan daha önemli
  • Geri dön   Yazdır   Yukarı


    ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
    Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
    Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi