|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
nasıl talan edildi?
Devlet Tiyatroları ile ilgili operasyonlar gazetelerde ve televizyonlarda yer alırken, sivil toplum örgütlerinin başında bulunan koltuk hırsı içindeki Devlet Tiyatrosu sanatçıları, tarihi Bursa Ahmet Vefik Paşa sahnesinin talan edilmesini yakından izliyorlardı. 2001 yılı yılbaşı sonrasında basın kuruluşları ilk haber olarak Devlet Tiyatroları operasyonunu veriyorlardı. Her yerde Devlet Tiyatrosu konuşuluyor, tutuklanan sanatçılar, memurlar boy boy sergileniyor. Kendi meslektaşları, iş arkadaşları sessizce oturuyor ve sivil toplum örgütlerinin başında bulunan Devlet Tiyatrosu sanatçıları ve polisle birlikte tarihi Bursa Ahmet Vefik Paşa sahnesinin talan edilmesini izliyordu. Operasyonun adı "Birinci Perde" idi. Bu tarihte Bursa Devlet Tiyatrosu içinde görevli bulunan teknik sorumlu mühendis Cahit Onbaşı ve Genel Müdür Yardımcısı Sabri Özmener Genel Müdür talimatı ile yapmakta oldukları soruşturmadan alı konulup, (sadece orada bulundukları için) tutuklanmaktan kurtulduklarına sevinerek tüm evraklara nasıl el konulduğunu, masaların üzerinde bulunan biletlerin, rol dağılım listelerinin, fax cihazlarının nasıl büyük boy çöp poşetlerine tıkıldığını çevrelerine anlatmaktadırlar. Tüm bu olaylar sırasında Lemi Bilgin kamuoyuna büyük gürültülerle yansıtılan bu olayları örnekleyerek Yargıtay 5. Daire'den yürütmeyi durdurma kararı almış ve Genel Müdür makamına oturmuştur. Yargıtay 5. Daire'de avukatı dışında işlerini takip eden kişi Konya Devlet Tiyatrolarındaki bir personelin akrabasıdır. Devlet Tiyatrosu tutuklu görevlilerinin gürültülü bir biçimde kamuoyuna yansıtılmasından sonra açılan davalardan tek tek beraatler alınmaya başlandı. Halen Genel Müdürlük görevinde bulunan Lemi Bilgin, kulislerde dile getirilenlere göre Cüneyt Gökçer ile birlikte Ankara Devlet Konservatuarı eğitim görevliliğinden atılmalarından hemen sonra Bilkent Üniversitesi'nde ders vermeye başlamıştır. Bunun dışında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümünde de ders veren Lemi Bilgin Ankara Üniversitesi'nin de sınavlarına girmektedir. Yeni başladığı İstanbul kentindeki bir özel okul olan Akademi İstanbul'da da Salı günleri ders vermektedir. Tiyatro kulislerinde ise Akademi İstanbul'a talebin artmasının nedeni olarak Devlet Tiyatrosu'nun üst düzey yöneticilerinin akademide ders vermeleri ve açılacak sınavlarda bu kişilerin Devlet Tiyatroları'nda iş veren durumunda olması olarak gösterilmekte. Fakat sorun, Devlet Tiyatroları'nın, Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı İstanbul'da parayla ders verirken kime emanet edilerek yönetildiğidir. Kültür Bakanı Hüseyin Çelik geçtiğimiz günlerde Ankara'da partisinin grup toplantısındayken, kendisinden ne ders vermek için, ne de şehir dışına çıkmak için izin almayan Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısı İstanbul'da idi. İhtiyaç duyulsa muhatap olarak Ankara'da, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nde yetkili bir kişi bile bulmakta zorlanacağı gerçeği gözlerden kaçırıldı. Haziran ayından beri vekalet bırakmamayı alışkanlık haline getiren Lemi Bilgin, vekalet bıraktığında ise dosyasında teftiş kurulu tarafından belirlenmiş, parayla ilgili işlerde görev verilemeyeceği kanaati olan Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Nuri Güler'e vekaleti bırakmaktadır.
İkinci Perde başlar mı?
Devlet Tiyatrosu kulislerinden daha önce gazetemizde haber olarak da yer alan "Çete Suçlaması" Devlet Tiyatroları'nda "İkinci Perde"nin başlamasına neden olur mu beklentisine yolaçtı. İddialara göre, Devlet Tiyatrosu yöneticileri, önce atölye sahnesindeki restoran işletmesinin sahibi Galip Karadağ ile sorunlar çıkartmaya başladılar. Arkadan Başarı Danışmanlık şirketi sahibi Saffet Kıvılcım'ı Cafe Tiyatro'dan çıkmaları için tehdit etmeye başladılar. Olaylar öyle gelişti ki polislerle çok acı bir şekilde tanışmış olan Devlet Tiyatrolarını idare olarak tekrar tanıştırdılar. Şirket yöneticilerini polis zoruyla dışarı attırmaya çalıştılar. Polis Cafe işletmecilerinin sözleşmelerinin ve ayrıca Belediye ruhsatlarının bulunduğunu görüp müdahil olmadı. Yine hem kulislerde dile getirilenlere, hem de iddialara göre kurum yöneticileri bununla yetinmeyip şirket sahibi Saffet Kıvılcım'ı tehdit etmeye başladılar. Önce Müdür Yardımcısı Cahit Öztüfekçi aylık 4,5 milyar, geriye dönük olarak da üç aylık peşin para istedi. Ardından Ankara Tiyatrosu Müdür Vekili İpek Çeken tehditlere devam etti. Bu da olmayınca çıkması için 20 milyar lira teklif etti. Genel Müdür Yardımcısı Sabri Özmener fiyatı 30 milyara çıkardı ve 'Ben bu işi daha önce yaptım, bildiğiniz gibi aynı büfeleri ben işletmiştim. 30 milyar vereyim, boşaltın, nasılsa çıkacaksınız' dedi. Arkadaşlarından sonra sıra Genel Müdür Lemi Bilgin'e gelmişti; 'Nasıl olsa çıkacaksın. İyisi mi sana verilen parayı al ve git.' Tüm bunları aktaran Başarı Danışmanlık şirketi sahibi Saffet Kıvılcım olayın farklı yönlerini şöyle detaylandırıyor: 'Genel Müdür Lemi Bilgin'in öğretmeni ve iş arkadaşı olan Cüneyt Gökçer'in karısı devlet sanatçısı Ayten Gökçer'in yakın akrabası Temag Şirketi sahibi Erdoğan Alacalı şu anda Devlet Tiyatroları'ndan 550 civarında dışarıdan eleman çalıştırmaktadır, Çalıştıkları yerler
a-)Temizlik Şirketi: Temag Şirketi bu ihaleyi idarenin usulsüzlüğü sonrasında almıştır. İhaleyi öncelikle kazanan Başarı Danışmanlık 170 kişi civarında teklifle açılan ihaleden; Başbakanlık genelgesi hükümleri gereği 80 kişinin çalıştırılması esas gösterilerek işten çıkarılacak diğer elemanların tazminatlarını ödemek istemiyorsanız ihaleden çekilin denilerek durdurulmuş, sonradan bu hizmet Temag Şirketine verilerek çalışan sayısı 440'a çıkarılmıştır. b-)Güvenlik Şirketi: Temag Şirketi ayrıca bu işi de yapmaktadır.Toplam 100 kişi çalıştırmaktadır. c-)Büfeler: Başarı Danışmanlık'ın 8 aydır işlettiği ve 10 milyar civarında para yatırdığı Orhan Asena Sahnesi büfesini, işleten firmaya haber bile verilmeden Temag firmasına devredilmiştir. Ayrıca Akün Sahnesi büfeleri de ihaleye gerek duyulmadan Temag Firmasına verilmiştir. d-)Gişeler: Ankara Devlet Tiyatroları gişeleri sezon başında Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin'in talimatıyla Temag Firmasına verilerek; 'Günlük Zimmet' suçu işlenmektedir. Gişeden bilet alan her seyirci o gün gişe kapanana kadar parasının özel bir şirkette işletildiğini bilmemektedir. Devletin parasını, gişe gelirini bu şekilde kullanmak ise günlük zimmete griyor.
|
|
Ali Sali
|
|
|
|
|