Yeni Safak Online...
T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

D İ Z İ

Özerk üniversite arayışı

Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar uzanan köklü bir tarihe sahip olan Türkiye'nin ilk üniversitesi İstanbul Üniversitesi son beş yılda büyük bir presitj kaybına uğradı.

Cumhuriyetin kurulmasının ardından İstanbul Üniversitesi de değişimden payını alıyor. İsviçreli pedagoji profesörü Albert Malche 1932 yılı başında bir reform önerisi hazırlamak üzere çağrılıyor. 29 Mayıs 1932'de Hükümete sunulan rapor esas alınarak 1933'de çıkarılan 2252 sayılı yasayla TBMM, Darülfünunu ve ona bağlı bütün kurumları kadro ve örgütüyle feshedip Milli Eğitim Bakanlığı'nın İstanbul'da yeni bir üniversite kurmasını kabul etti. Böylece İstanbul Üniversitesi 1 Ağustos 1933'de yeni bir kadro ve yapıyla açıldı. 1 Kasım 1933'de İstanbul Üniversitesi "ilk ve tek" üniversite olarak eğitime başladı. 1961 Anayasasının 120. maddesinde üniversiteler özerk kuruluşlar olarak yer alırken, 27.10.1960 tarihli 115 sayılı yasa, 1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni maddeler ekledi. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığının Üniversite üzerindeki yetkileri azaldı, fakülte kurullarına daha geniş katılım sağlandı ve kadro tıkanıklıklarını aşmak üzere yeni düzenlemeler getirildi. Yönetim, teşkilat, öğretim üyeliği ve yardımcılığı konularında daha geniş özerklik koşullarında yeni esaslar konuldu.

YÖK dumura uğrattı

20.9.1971 tarihli 1488 sayılı yasayla Anayasa'da yapılan değişiklikte üniversite özerkliğine dokunulmamasında İstanbul Üniversitesi'nin ciddi bir etkisi olduğu biliniyor. İstanbul Üniversitesi 20.6.1973 tarihli 1750 sayılı yeni Üniversiteler Kanunu ile iki yeni üst kuruluş Yüksek Öğretim Kurulu ve Üniversite üyesi gereksinimini karşılama görevi bu kez eski ve köklü üniversitelere getirildi. İstanbul Üniversitesi 1981 tarihli 2547 sayılı yasa hükümlerine tabi olarak çalışıyor. YÖK sistemiyle üniversitelerin cendere altına alındığı ve Türkiye'nin bilimsel gelişmesini sekteye uğrattığı ise yıllardır tartışılıyor. YÖK'ün dumura uğrattığı üniversitelerin başında ise İstanbul Üniversitesi geliyor.

Üniversite bünyesinde yer alan farklı fakültelerde aynı bölümlerin olmaması gerektiği düşüncesiyle pek çok bölümü kapatan İ.Ü Rektörü Kemal Alemdaroğlu, konu Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri'ne gelince aynı tutumu göstermemekle suçlanıyor. YÖK'le birlikte rektörlere verilen olağanüstü yetkilerin 12 Eylül'ün yönetim mantığıyla parelel düştüğü ifade edilerek, bunun en bariz örneğinin İstanbul Üniversitesi olduğu belirtiliyor. Rektörlere tanınan yetkilerin dekanları noter durumuna düşürmesi sorunun temel kaynağı olarak kabul ediliyor. Alemdaroğlu yönetimine tahammül edemeyerek Hukuk Fakültesi dekanlığından istifa eden Prof. Aysel Çelikel bir söyleşide rektörlerin üniversite kaynaklarına tek başına hükmettiğine dikkat çekerek şunları söylüyordu:

"Fakültelerin bütçeleri rektörün elinde. Rektör istediği fakülteyi cezalandırır, ona hiç kaynak aktarmaz. İÜ'yü 25 yıldır 'tıp'lılar yönetiyor. Çünkü rektörü seçen iki bin öğretim üyesinin yarısından fazlası tıplı. Bizim bütün kaynaklarımız tıp fakültelerine aktarılıyor. Benim koridorlarımda her gün iki-üç bin öğrenci dolaşıyor ama sadece iki tuvalet var fakültemde. Bu tuvaletleri tamir ettiremiyorum ben. Öğrencilerimden utanıyorum."

İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı yapan Prof. Toktamış Ateş de benzer şikayetlerde bulunarak, Rektörün izni olmaksızın pencere camı bile taktıramadıklarını ifade ediyordu.

25 yıldır tıpçılar yönetiyor...

  • 1970'lerin ortalarından itibaren İstanbul Üniversitesi, tıp profesörleri tarafından yönetildi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Cem'i Demiroğlu ve Bülent Berkarda 1980-1997 arasında rektörlük yaptılar. Aynı fakültede Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığı yapan Kemal Alemdaroğlu da 1997'den bu yana iki dönemdir rektörlük görevini sürdürüyor. 1982'de YÖK'ün kurulmasıyla birlikte rektörlere tanınan geniş yetkiler pek çok üniversitede olduğu gibi İstanbul Üniversitesi'nde de olağanüstü bir güç haline dönüştü.

  • Üniversite camiası arasında İstanbul Üniversitesi'nin 25 yıldır tıpçılar tarafından yönetilmesi eleştirilere neden oluyor. Uzun süre devam eden İstanbul Üniversitesi'ndeki dönüşümlü rektörlük uygulaması 12 Eylül 1980'den itibaren kesintiye uğradı.

  • Rektörlüğe Cem'i Demiroğlu atandı. Sonraki rektörlük seçimlerinde tıpçılar-sosyal bilimciler ayrımı belirginleşti. Sosyalbilimciler kendilerine üvey evlat muamelesi yapıldığı görüşünü savunuyorlar. Bu ayırımın Kemal Alemdaroğlu'nun rektörlüğü döneminde daha da arttığını ifade ediyorlar.

    İstanbul Üniversitesi Fatih'in mirası

    Fatih Sultan Mehmed zamanında kurulan Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından biri İstanbul Üniversitesi. Alman hukuk tarihçisi Richard Honig ise İstanbul Üniversitesi tarihini 1 Mart 1321'e, Bizans dönemine kadar götürüyor. Sovyet tıp adamı Danişefski de dünyanın en eski tıp fakültesinin İstanbul'da olduğunu savunuyor. 23 Temmuz 1846'da kurulan Darulfünun ise İstanbul Üniversitesi'nin kurumsal tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Meşrutiyet ilanından sonra Hukuk, Tıp, Fen, Edebiyat ve İlahiyat bölümlerinden oluşan İstanbul Darülfünunu 20 Nisan 1912 tarihli bir kararla kuruldu. 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ilmi ve kısmen yönetimsel özerkliğe kavuştu. Bernard Lewis "İstanbul Darülfünunu'nu, kültür tarihi açısından tüm Doğu Alemi için önemli bir aşama" sayıyor. Bir diğer aşama ise 1924 tarihli ve 493 sayılı kanunla İstanbul Darülfünunu'nun tüzel kişiliğinin tanınmasıydı. 7 Ekim 1925'de ise kurumun bilimsel ve yönetsel özerkliği kabul edildi, eski sistemdeki medreseler "fakülte" statüsüne kavuştu.

    Acil Eylem'de dokuz bakan İÜ'li

    Yüzbinlerce öğrenci mezun eden İstanbul Üniversitesi'nin hantallaşan yapısıyla varlığını devam ettiremeyeceği ifade ediliyor. Hükümetin Acil Eylem Planı'nda üniversitelerin işlevlerinin artırılması ve bilimsel kapasitesinin geliştirilmesi öngörülüyor. Bu üniversiteler arasında İstanbul Üniversitesi de yer alıyor. Acil Eylem Planı'na imza atan Hükümet üyelerinden başta Başbakan Abdullah Gül olmak üzere dokuzu İstanbul Üniversitesi mezunu. Başbakan Doç. Dr. Gül ve Tarım Bakanı

    Prof. Güçlü İktisat Fakültesi, Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı ve Ertuğrul Yalçınbayır, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Turizm Bakanı Güldal Akşit Hukuk Fakültesi, Kültür Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik ise Edebiyat Fakültesi mezunu.

    Alemdaroğlu'nun İstanbul Üniversitesi hakkındaki rakam çelişkisi...

    1996 yılında İ.Ü'nde okuyan lisans ve yüksek lisans öğrenci sayısı 66 bin civarındaydı.

    Rektör Bülent Berkarda İ.Ü'nin 1995-1996 Öğretim Yılı Açılışı'nda yaptığı konuşmada, "1933'deki kuruluş sırasında üniversitemizde 4 fakülte ve 2 yüksek okul vardı, günümüzde üniversitemizde 16 fakülte, 12 enstitü, 6 yüksel okul ve 30 civarında merkez bulunduğu düşünülürse, katedilen mesafenin büyüklüğü anlaşılır.

    Rakamlara bakıldığında öğretim üyesi ve öğrenci bakımından İstanbul Üniversitesi'nin büyüklüğü kolayca anlaşılmaktadır. 4109 öğretim elemanı, 51451 lisans öğrencisi, 1567 yabancı öğrenci, 2193 ikinci öğretim öğrencisi, 9865 lisansüstü öğrenci ve 873 tane tıpta uzmanlık öğrencisi ile İstanbul Üniversitesi dev bir üniversitedir" dedi. Berkarda, konuşmasında öğrenci sayısının fazlalığının kalitede düşmeyi getirdiğini, ancak İ.Ü'nin eskiliği, gelenekleri ve öğretim üyelerinin niteliği nedeniyle başarılı olduğunu öne sürdü.

    Berkarda'nın aynı yıl bastırdığı broşürde öğretim elemanlarının sayısı ise 4335 idi.

    Rektör Kemal Alemdaroğlu akademik kurullarda "Türkiye'de en çok öğrenci mevcudu olan üniversiteyiz, 70 bin öğrencimiz var" derken, Hükümetin Acil Eylem Planı'nın açıklanma-sından 15 gün önce yaptığı bir konuşmada öğretim üyelerini, "Arkadaşlar öğretim üyeleri öğrenci mevcudumuz hakkında farklı rakamlar telaffuz ediyorlar.

    Öğrenci mevcudumuz 56 bin civarındadır. Bundan sonra telefuz edilmesi gereken rakam budur" diyerek ikaz ettiği belirtiliyor.

    Acil Eylem Planı açıklanmadan önce içeriğinden haberdar olan Alemdaroğlu ATV'de yapılan bir programda 45-47 bin rakamı telefuz ediyordu.


    Devam Sayfaları
    2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9



  • Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu
     

    Abdullah Muradoğlu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Hayat |
    Bilişim
    | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED