GündemDünyanın kaderini değiştiren icatlar

Dünyanın kaderini değiştiren icatlar

1500'lü yıllardan 2000'li yılların başına kadar dünyayı etkileyen icatlar, David Ellyard tarafından "Kim Neyi Ne Zaman İcat Etti" adlı kitapta toplandı. Kitapta Dilbilimci Zamenhof tarafından geliştiren ve Avrupa'yı karıştıran dilden, dikenli telleri icat eden Joseph Glidden'e; bulduğu makineyle tekstil işçilerinin ölümünü engelleyen John Kay'a kadar pek çok mucidin hikayesi yer alıyor.

Haber MerkeziYeni Şafak
Dünyanın kaderini değiştiren icatlar
Dünyanın kaderini değiştiren icatlar

Bilimsel gelişmeler ve teknolojik icatlar her yüzyılda hayatımızı kolaylaştırmış ve insanoğlunun yeni şeyler keşfetme arzusunu doğurmuştur. Her ülkenin farklı zaman dilimlerinde yaşadığı bilimsel gelişmelerin tarihçesi David Ellyard tarafından okurla buluşturuldu. "Kim Neyi Ne Zaman İcat Etti" isimli kitabında Ellyard, 1500 yılından itibaren Batı toplumlarında yaşayan sıradan insanların hayatını değiştiren icatları ve teknolojileri ayrıntılarıyla ele alırken aynı zamanda bu gelişmelerin hikayelerini de anlatılıyor. Kitapta yeniliklerin ortaya çıkmasına dair okura fikir edinme fırsatı sunulurken toplumun bu yeniliklere ikna etmenin zorluğu da ortaya konuyor. Dikenli telin mucidi Joseph Glidden'in Amerika'nın en zenginlerden biri oluşu, Ludwik Zamenhof tarafından icat edilen dilin Avrupa'yı karıştırması ve daha pek çok icadın ortaya çıkmasına ön ayak olan isimlerin hikayeleri ise oldukça ilginç.

REKLAM

ZENGİNLİĞİN SEMBOLÜ: SAATLER

13'üncü yüzyıla uzanan ilk mekanik saatler, belediye binalarının ve kiliselerinin kulelerini süsleyen, genellikle büyük ve hantal makine parçalarıydı. 1500'lü yıllarda günümüz Almanya'sının güneyinde ortaçağ kenti Nürnberg'de bir çilingirci, saatler için yeni bir güç kaynağı fikri geliştirdi. Başkaları da bunu düşünmüş olabilirdi ancak bu fikri hayata geçiren Peter Henlein oldu. Henlein, ince bir demir sac şeridi aldı ve bunu, bir yaya doladı. Yay gerilince enerji depolandı ve yay gevşeyince de enerji azar azar salınıyordu. Pahalı taşlarla süslenen bu saatler aynı zamanda zenginliğin de sembolü oluyordu. El yapımı saatlerde yay güçsüzleştikçe saat daha yavaşlıyor ve zaman yavaş akıyordu. 1525 yılında ise Jacob Zech, saat kurma çarkını icat etti. 1600'lü yıllara gelindiğinde ise geçen zamanın doğru bir şekilde ölçülmesi, sayılması ve kaydedilmesi için yeni bir yönteme ihtiyaç duyuluyordu.

REKLAM

ŞEYTANIN İPİNE DOLANAN YANDI

60 yaşındaki çiftlik sahibi Joseph Glidden, el yapımı dikenli telleri karısının bostanlığı etrafında çevreleyerek burayı hayvanlardan korumak istiyordu. 93 yaşında Amerika'nın en zenginlerinden biri olan Glidden'in bu buluşuyla tel satışları patladı. "Şeytanın İpi" denen tellerin fabrika üretimine geçildi. Tüm Batı'yı donatan bu teller, I.Dünya Savaşı boyunca yüzlerce kilometre örüldü ve birçok asker bu ipe dolanarak hayatını kaybetti. 19. yüzyılın sonunda Polonya'da ikamet eden uzman dilbilimci Ludwik Zamenhof, tarafından resmi olmayan dillerden en bilineni Esperanto icat edildi.

REKLAM

Eğitimine devam eden Zamentof, 38 yaşında ilk ders kitabını bastı. Esperanto tüm çabalara rağmen uluslararası ya da ulusal olarak resmi bir statü kazanmadı ve bu dile Çarlık Rusyası, Sovyet Rusya, Japonya, Nazi Almanyası ve Franco'nun İspanya'sı sert bir biçimde karşı çıktı.

  • İşçi ölümlerinin önüne geçti
  • Sanayi Devrimi'nin yaşandığı dönemde William Lee'nin örgü makinesi, işçilerin ölmesine neden oluyordu. Bunu gören John Kay, hem ölümlerin önüne geçmek hem de ince pamuklu dokumanın hızını arttırmak için uçan mekiği icat etti. Papaz Edmund Cartwright, John Kay'ın su ve buhar gücü ile çalışan uçan mekik modelini esas alarak 1785 yılında mekanik dokuma tezgahını keşfetti. John Kay, Fransa'da yoksulluk içinde hayatını kaybederken Arkwright, fabrika sistemini kurdu ve büyük bir servet elde etti. 19. yüzyılın en büyük icatlarından biri olan fotoğrafçılığın temeli ise meşhur porselen üreticisi bir aileden gelen Thomas Wedgwood ve öncü bilim insanı Humphry Davy'in deneylerle nesnelerin gölgelemesine dayanıyor. İngilliz Arkeolog William Fox Talbot, tek bir negatiften baskının yolunu buldu. Fakat zehirli kimyasallar kullanmadan fotoğrafçılığın ortaya çıkışı ise 1800'lerde Amerikalı George Eastman tarafından geliştirildi.